AVUKAT SÜLEYMAN KESİCİ HUKUK BÜROSU | ANTALYA AVUKAT
Ticari Sözleşme Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilmeli? Hangi Hükümler Özellikle Kontrol Edilmelidir?
Ticari sözleşme imzalanmadan önce taraf ve temsil yetkisinden ödeme şartlarına; cezai şart, temerrüt, mücbir sebep, sorumluluk sınırı, kefalet, fesih, yetkili mahkeme ve tahkim hükümlerine kadar kontrol edilmesi gereken noktaları açıklayan rehber. Ticari Sözleşme Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilmeli
TICARET | SÖZLEŞMELERTICARET VE ŞIRKETLER HUKUKU
Av. Süleyman Kesici
9/29/202627 min read
Ticari Sözleşme Hazırlanırken Hangi Hükümler Özellikle Kontrol Edilmelidir?
Yayın tarihi: 29 Eylül 2026
Ticari ilişkilerde uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, tarafların başlangıçta anlaşamamış olmasından değil, ne üzerinde anlaştıklarını yeterince açık yazmamış olmalarından kaynaklanır.
Bir sözleşme hazırlanırken taraflar çoğu zaman önce fiyatı ve işi konuşur. Ancak uyuşmazlık çıktığında asıl belirleyici olan sorular farklıdır:
Mal ne zaman teslim edilecekti?
Teslimin kabul edildiği nasıl ispatlanacak?
Ödeme hangi tarihte yapılacaktı?
Gecikme hâlinde hangi faiz uygulanacaktı?
Sözleşme hangi durumda feshedilebilecekti?
Cezai şart hem gecikme hem fesih hâlinde istenebilecek miydi?
Mücbir sebep ortaya çıktığında yükümlülükler ne kadar süreyle askıda kalacaktı?
Uyuşmazlık hangi mahkemede veya tahkim merkezinde çözülecekti?
Bu sorular sözleşmede açık şekilde cevaplanmamışsa, birkaç sayfalık basit bir ticari ilişki yıllarca süren dava ve icra takiplerine dönüşebilir.
Bu nedenle iyi hazırlanmış bir ticari sözleşmenin amacı yalnız tarafların o günkü mutabakatını kâğıda geçirmek değildir. Sözleşme, ilişkinin normal seyrini düzenlediği kadar, işler planlandığı gibi gitmediğinde ne olacağını da öngörmelidir.
Önce Tarafların Kim Olduğu Doğru Belirlenmelidir
Bir ticari sözleşmenin ilk sayfasındaki taraf bilgileri sıradan bir formalite değildir.
Özellikle şirketlerle yapılan sözleşmelerde;
şirketin tam ticaret unvanı,
MERSİS ve ticaret sicili bilgileri,
merkez adresi,
vergi bilgileri
ve sözleşmeyi imzalayan kişinin temsil yetkisi
kontrol edilmelidir.
Örneğin bir limited şirketle sözleşme yapılıyor ancak sözleşmenin başında yalnız şirketin kullandığı marka adı yazıyorsa, uyuşmazlık çıktığında sözleşmenin hangi tüzel kişiyle kurulduğu tartışmalı hâle gelebilir.
Benzer şekilde şirket çalışanının sözleşmeyi imzalaması, tek başına o kişinin şirketi söz konusu işlem bakımından temsil etmeye yetkili olduğunu göstermez.
Bu nedenle özellikle yüksek bedelli sözleşmelerde güncel ticaret sicili kayıtları, temsil şekli ve gerekiyorsa imza yetkileri sözleşme imzalanmadan önce kontrol edilmelidir.
Bir kişinin şirketi münferiden temsil etme yetkisi bulunabileceği gibi, iki kişinin birlikte imza atması da gerekebilir.
Sözleşmenin ekonomik şartları ne kadar iyi olursa olsun, karşı taraf adına imza atan kişinin gerekli temsil yetkisi bulunmuyorsa daha sonra ciddi geçerlilik ve ispat sorunları ortaya çıkabilir.
Sözleşmenin Konusu Belirsiz Bırakılmamalıdır
“Tedarikçi gerekli hizmetleri sağlayacaktır.”
“Yüklenici projeyi tamamlayacaktır.”
“Satıcı ürünleri teslim edecektir.”
Bu tür ifadeler tek başına çoğu ticari sözleşme için yeterli değildir.
Hangi ürün?
Hangi teknik özellik?
Kaç adet?
Hangi hizmet?
Hangi kapsamın dışında?
Hangi kalite standardına göre?
Kimin talimatları doğrultusunda?
Sözleşmenin kapsamı mümkün olduğunca ölçülebilir ve doğrulanabilir şekilde belirlenmelidir.
Örneğin bir yazılım projesinde yalnız “yazılım geliştirilecektir” yazılması yerine teslim edilecek modüller, entegrasyonlar, kullanıcı sayıları, test kriterleri, teknik destek ve kapsam dışı hizmetlerin ayrıca belirlenmesi uyuşmazlık riskini önemli ölçüde azaltır.
Benzer şekilde bir mal tedarik sözleşmesinde ürünün modeli, teknik şartnamesi, miktarı, ambalajı ve kalite koşulları eklerde açıkça gösterilebilir.
İyi hazırlanmış sözleşmede tarafların yükümlülükleri mümkün olduğunca:
kim, neyi, ne zaman, nerede ve hangi standarda göre yapacak?
sorusuna cevap vermelidir.
Sözleşme Bedeli Tek Başına Yeterli Değildir
Sözleşmede yalnız:
“Bedel 2.000.000 TL'dir.”
yazılması çoğu ticari işlem bakımından eksik kalır.
Ayrıca şu konuların da açık olması gerekir:
Bedel KDV dâhil mi?
Vergi, harç, nakliye, sigorta, gümrük veya montaj giderlerini kim karşılayacak?
Ödeme peşin mi, vadeli mi?
Taksitler hangi tarihlerde ödenecek?
Fatura hangi aşamada kesilecek?
Ödeme için fatura yeterli mi, yoksa teslim veya kabul tutanağı mı aranacak?
Avans varsa hangi koşullarda iade edilecek?
Fiyat artışı mümkün mü?
Uzun süreli sözleşmelerde bedel hangi endekse göre güncellenecek?
Örneğin iki yıllık tedarik sözleşmesinde fiyat yalnız ilk gün için belirlenmiş, sonraki dönemlerde ne olacağı yazılmamışsa enflasyon veya maliyet artışı ortaya çıktığında taraflar önemli bir uyuşmazlık yaşayabilir.
Bu nedenle özellikle uzun süreli sözleşmelerde fiyat ayarlama mekanizmasının başlangıçta belirlenmesi gerekir.
Döviz Üzerinden Sözleşme Yapılabilir mi?
Her ticari sözleşmede serbestçe dolar veya euro üzerinden bedel belirlenebileceği düşünülmemelidir.
Türkiye'de yerleşik kişiler arasındaki bazı sözleşmeler bakımından Türk Parası Kıymetini Koruma mevzuatı, sözleşme bedelinin veya diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden ya da dövize endeksli belirlenmesini sınırlandırmaktadır.
Buna karşılık sözleşme türüne, tarafların statüsüne ve işlemin niteliğine göre çok sayıda istisna bulunmaktadır.
Üstelik mevzuatta son yıllarda farklı sözleşme türleri bakımından değişiklikler yapılmıştır.
Bu nedenle sözleşmeye doğrudan:
“Bedel 100.000 USD'dir.”
yazılmadan önce tarafların Türkiye'de yerleşik olup olmadığı ve sözleşmenin güncel kambiyo mevzuatında hangi kategoriye girdiği kontrol edilmelidir.
Bedelin döviz cinsinden kararlaştırılabildiği durumlarda da ödemenin hangi para birimiyle yapılacağı ve kur dönüşümünün nasıl hesaplanacağı açıkça düzenlenmelidir.
Örneğin “ödeme günü TCMB kuru” ifadesi kullanılacaksa alış mı satış mı, döviz kuru mu efektif kur mu olduğu belirtilmelidir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı – Döviz Cinsinden Sözleşmeler Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Teslim ve Kabul Hükümleri Neden Önemlidir?
Özellikle mal, yazılım, proje, üretim ve hizmet sözleşmelerinde uyuşmazlıkların önemli bölümü “iş teslim edildi mi?” sorusundan çıkar.
Bu nedenle sözleşmede;
teslim tarihi,
teslim yeri,
teslim şekli,
kontrol süresi,
ayıp bildirim usulü,
kabul kriterleri
ve kabulün nasıl belgeleneceği
açıkça düzenlenmelidir.
Örneğin yüklenici işi teslim ettiğini, müşteri ise işin eksik olduğunu söylüyorsa mahkemenin ilk bakacağı konulardan biri sözleşmedeki teslim ve kabul mekanizması olacaktır.
“Teslimden itibaren beş iş günü içinde yazılı itiraz edilmezse kabul edilmiş sayılır” gibi hükümler kullanılacaksa bunun hangi eksikliklere uygulanacağı ve gizli ayıplar bakımından ne sonuç doğuracağı ayrıca düşünülmelidir.
Teslim tutanağı, hakediş belgesi veya kabul formu düzenlenecekse bunları kimlerin imzalayacağı da sözleşmede gösterilebilir.
Faturaya Sekiz Gün İçinde İtiraz Edilmemesinin Sonucu Nedir?
Türk Ticaret Kanunu m.21/2, uygulamada son derece önemli bir hüküm içerir.
Faturayı alan kişi, faturanın içeriğine sekiz gün içinde itiraz etmezse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır.
Ancak bu kural:
“Sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmediyse faturadaki bütün alacak kesinleşir ve hiçbir şekilde itiraz edilemez.”
şeklinde yorumlanmamalıdır.
Faturanın dayandığı temel hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olup olmadığı, malın teslim edilip edilmediği veya hizmetin verilip verilmediği somut olayda ayrıca tartışma konusu olabilir.
Bununla birlikte faturanın miktarı, fiyatı veya içeriğine ilişkin uyuşmazlıklarda sekiz günlük süre ciddi ispat sonuçları doğurabilir.
TTK m.21/3 ayrıca telefon, elektronik iletişim veya sözlü görüşmeyle kurulan ticari ilişkinin içeriğini doğrulayan teyit mektubuna da benzer şekilde sekiz günlük itiraz sistemi getirmektedir.
Bu nedenle şirketlerde gelen faturaların ve ticari teyit yazılarının yalnız muhasebe departmanında bekletilmemesi, hukuki itiraz gerektirip gerektirmediğinin zamanında değerlendirilmesi önemlidir.
Türk Ticaret Kanunu – TTK m.21
Ödeme Tarihi Açıkça Yazılmalıdır
Sözleşmede kesin bir ödeme tarihi belirlenmesi, temerrüt açısından da önemlidir.
Türk Borçlar Kanunu m.117'nin genel kuralına göre muaccel borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Ancak ifa günü sözleşmede açıkça belirlenmişse, günün geçmesiyle birlikte ayrıca ihtar gerekmeksizin temerrüt ortaya çıkabilir.
Örneğin:
“Ödeme, faturanın düzenlenmesinden sonra yapılacaktır.”
ifadesi yerine:
“Fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödeme yapılacaktır.”
şeklindeki hüküm ödeme zamanını çok daha açık hâle getirir.
Ticari mal ve hizmet tedariki sözleşmelerinde ise TTK m.1530 ayrıca özel temerrüt hükümleri getirmektedir.
Ticari Mal ve Hizmet Tedarikinde 2026 Temerrüt Faizi Ne Kadar?
TTK m.1530, ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde geç ödemeleri ayrıca düzenlemektedir.
Taraflar geçerli bir temerrüt faizi belirlememişse veya ilgili sözleşme hükmü kanun gereği geçersizse, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının her yıl ilan ettiği oran uygulanabilir.
1 Ocak 2026'dan itibaren TTK m.1530 kapsamında ilan edilen yıllık temerrüt faizi %43'tür.
Alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarı ise 2.020 TL'dir.
TCMB – TTK m.1530 Temerrüt Faizi ve Asgari Giderim Tutarı
Ancak bu oran:
“2026'daki bütün ticari sözleşmelerde uygulanacak zorunlu faiz oranı %43'tür.”
anlamına gelmez.
TTK m.1530'un uygulama alanı, ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikine ilişkindir ve tarafların geçerli şekilde kararlaştırdığı hükümler de ayrıca dikkate alınır.
Ticari Sözleşmede Ödeme Süresi Sınırsız Belirlenebilir mi?
Her durumda hayır.
TTK m.1530'a göre ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde sözleşmeyle öngörülen ödeme süresi kural olarak fatura, mal veya hizmetin alınması ya da kabul işleminin tamamlanmasına göre hesaplanan tarihten itibaren en fazla 60 gün olabilir.
Alacaklı aleyhine ağır bir haksız durum yaratmamak ve tarafların açıkça anlaşması koşuluyla bazı durumlarda daha uzun süre belirlenebilir.
Ancak alacaklının KOBİ veya tarımsal ya da hayvansal üretici olduğu veya borçlunun büyük ölçekli işletme olduğu hâllerde ödeme süresi 60 günü aşamaz.
Ayrıca geç ödeme için hiç faiz ödenmeyeceğini veya ağır derecede haksız sayılabilecek kadar düşük faiz uygulanacağını öngören bazı sözleşme hükümleri geçersiz olabilir.
Bu nedenle özellikle güçlü şirketlerin tedarikçilere sunduğu standart satın alma sözleşmelerindeki uzun ödeme vadeleri ayrıca kontrol edilmelidir.
Gecikme ve Temerrüt Hâlinde Ne Olacağı Baştan Yazılmalıdır
Sözleşme yalnız yükümlülüğün ne olduğunu değil, yerine getirilmemesi hâlinde ortaya çıkacak sonucu da göstermelidir.
Örneğin teslim 15 gün gecikirse ne olacak?
Alıcı doğrudan sözleşmeyi feshedebilecek mi?
Önce ek süre vermesi gerekecek mi?
Gecikme cezası uygulanacak mı?
Zarar ayrıca talep edilebilecek mi?
Sipariş başka tedarikçiden karşılanırsa fiyat farkı ilk tedarikçiden istenebilecek mi?
Türk Borçlar Kanununun temerrüt hükümleri birçok durumda çözüm sağlar. Ancak ticari ilişkinin özelliklerine uygun bir temerrüt mekanizmasının sözleşmede açıkça kurulması uyuşmazlık riskini azaltır.
Özellikle zamanın kritik olduğu işlerde:
“Bu tarih kesin vadedir.”
ve gecikmenin hangi hukuki sonuçları doğuracağı açıkça yazılabilir.
Cezai Şart Yazılırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Ceza koşulu, sözleşmeye aykırılık hâlinde borçlunun belirli bir tutar ödemesini öngören önemli bir güvence aracıdır.
Örneğin:
“Teslimde gecikilen her gün için sözleşme bedelinin binde 2'si oranında ceza uygulanır.”
şeklinde bir hüküm kurulabilir.
Ancak cezai şart hazırlanırken hangi ihlal için uygulanacağı açık olmalıdır.
Teslim gecikmesi mi?
Gizlilik ihlali mi?
Rekabet yasağı mı?
Sözleşmenin haksız feshi mi?
Ayrıca cezanın toplam üst sınırı, asıl alacakla birlikte talep edilip edilemeyeceği ve aşan zararların istenip istenemeyeceği de düzenlenebilir.
Türk Borçlar Kanunu m.182, hâkimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirebileceğini düzenlemektedir.
Fakat ticari sözleşmeler bakımından önemli bir istisna vardır.
TTK m.22'ye göre tacir sıfatına sahip borçlu, TBK m.182/3'e dayanarak sırf cezanın aşırı olduğunu ileri sürüp indirim talep edemez.
Bu nedenle tacirler için cezai şart maddesi:
“Nasıl olsa mahkeme daha sonra indirir.”
düşüncesiyle imzalanmamalıdır.
Sorumluluğun Sınırlandırılması Mümkün mü?
Ticari sözleşmelerde taraflar çoğu zaman sorumluluğa bir üst sınır koymak ister.
Örneğin:
“Tarafların sözleşmeden doğan toplam sorumluluğu son 12 ayda ödenen sözleşme bedelini aşamaz.”
gibi hükümler kullanılabilir.
Ancak tarafların sözleşme özgürlüğü sınırsız değildir.
Türk Borçlar Kanunu m.115 uyarınca borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağını önceden düzenleyen anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
Ayrıca belirli uzmanlık hizmetlerinde hafif kusurdan sorumsuzluğa ilişkin kayıtlar bakımından da kanuni sınırlamalar vardır.
Bu nedenle:
“Her türlü zarardan hiçbir şekilde sorumlu değiliz.”
şeklindeki çok geniş sorumsuzluk hükümleri, yazılmış olmaları nedeniyle otomatik olarak geçerli hâle gelmez.
Sorumluluk maddesi hazırlanırken doğrudan zarar, dolaylı zarar, kâr kaybı, veri kaybı, üçüncü kişi talepleri ve sözleşmesel üst sınırlar ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Mücbir Sebep Maddesi Nasıl Yazılmalıdır?
Ticari sözleşmelerde yalnız:
“Mücbir sebep hâlinde taraflar sorumlu değildir.”
yazılması çoğu zaman yeterli değildir.
Sözleşmede mümkün olduğunca;
hangi olayların mücbir sebep kabul edileceği,
olayın yükümlülüğün ifasını gerçekten engellemesi gerekip gerekmediği,
bildirimin kaç gün içinde yapılacağı,
belgelendirme yükümlülüğü,
zararı azaltma yükümlülüğü,
yükümlülüklerin ne kadar süreyle askıya alınacağı
ve
mücbir sebebin uzun süre devam etmesi hâlinde sözleşmenin nasıl sona erdirileceği
belirlenmelidir.
Deprem, savaş, ihracat veya ithalat yasağı, kamu otoritesi kararı, salgın, grev, siber saldırı veya enerji kesintisi gibi olayların her biri her sözleşmede otomatik olarak mücbir sebep sayılmaz.
Olayın sözleşmenin ifasına etkisi değerlendirilmelidir.
Ayrıca ifanın tamamen imkânsızlaşması ile yalnız çok daha pahalı veya güç hâle gelmesi aynı hukuki durum değildir.
Maliyet Artışı Her Zaman Mücbir Sebep midir?
Hayır.
Hammadde fiyatının yükselmesi, döviz kurunun değişmesi veya işçilik maliyetlerinin artması kural olarak doğrudan “mücbir sebep” olarak değerlendirilmemelidir.
Bu durumlar sözleşmenin ekonomik dengesini etkileyebilir.
Türk Borçlar Kanunu m.138, sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan olağanüstü ve öngörülemez değişiklikler nedeniyle ifanın dürüstlük kuralları çerçevesinde borçlu aleyhine aşırı ölçüde güçleşmesi hâlinde sözleşmenin uyarlanmasını, bu mümkün değilse belirli koşullarla dönme veya sürekli sözleşmelerde fesih imkânını düzenlemektedir.
Ancak ticari hayatta tacirlerin TTK m.18 uyarınca basiretli bir iş insanı gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğundan, öngörülebilir ticari risklerin sonradan uyarlama gerekçesi yapılması her durumda mümkün değildir.
Bu nedenle uzun süreli sözleşmelerde uyarlama mekanizmasının baştan yazılması çoğu zaman daha güvenlidir.
Örneğin belirli endekslerin veya maliyet kalemlerinin yüzde 20'den fazla değişmesi hâlinde tarafların yeniden müzakere edeceği kararlaştırılabilir.
Fesih Maddesi Sözleşmenin En Önemli Bölümlerinden Biridir
Taraflar sözleşmenin başında ilişkiye nasıl başlayacaklarına odaklanır; ancak bir ticari sözleşmenin kalitesi çoğu zaman nasıl sona ereceğinin yazılmasından anlaşılır.
Fesih maddesinde öncelikle şu ayrım yapılmalıdır:
Süre sonunda olağan sona erme.
Sebepsiz olağan fesih.
Haklı nedenle derhâl fesih.
Örneğin üç yıllık sözleşmede taraflardan birine:
“30 gün önceden bildirimle dilediği zaman sözleşmeyi sona erdirme”
hakkı verilmişse, diğer tarafın üç yıllık ticari planı fiilen 30 günlük ilişkiye dönüşebilir.
Haklı fesih sebepleri de mümkün olduğunca açık yazılmalıdır.
Ödeme temerrüdü, gizlilik ihlali, ruhsatın kaybedilmesi, iflas veya ödeme güçlüğü, yükümlülüğün belirli süre içerisinde giderilmemesi ya da ağır sözleşme ihlali gibi durumlar somut sözleşmeye göre düzenlenebilir.
Fesih sonrasında;
ödenmemiş bedeller,
stoklar,
verilerin iadesi,
gizlilik,
fikrî mülkiyet,
rekabet yasağı
ve devam etmesi gereken hükümler de ayrıca belirlenmelidir.
Tacirler Arasında Fesih ve Temerrüt Bildirimleri Nasıl Yapılmalıdır?
TTK m.18/3, tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarlar için belirli iletişim yöntemleri saymaktadır.
Bunlar;
noter,
taahhütlü mektup,
telgraf
ve
güvenli elektronik imzayla kayıtlı elektronik posta, yani KEP
yöntemleridir.
Bu nedenle sözleşmedeki bildirim maddesi:
“Taraflar WhatsApp'tan birbirlerine mesaj göndererek her türlü bildirimi yapabilir.”
şeklinde gelişi güzel hazırlanırsa ileride fesih bildiriminin veya temerrüt ihtarının ispatı konusunda sorun çıkabilir.
Sözleşmede tarafların KEP adreslerinin de belirtilmesi ve hangi bildirimlerin hangi kanaldan yapılacağının açıkça düzenlenmesi uygulamada ciddi kolaylık sağlar.
Türk Ticaret Kanunu – TTK m.18
Kefalet ve Garanti Hükümleri Özellikle Kontrol Edilmelidir
Ticari sözleşmelerde şirket borcunu güvence altına almak için şirket ortağının veya yöneticisinin kişisel güvence vermesi istenebilir.
Bu noktada sözleşmenin içine yalnız:
“Şirket ortağı borçlardan şahsen ve müteselsilen sorumludur.”
yazılması her zaman yeterli değildir.
Türk Borçlar Kanunu kefalet için ciddi şekil şartları öngörmektedir.
TBK m.583'e göre kefalet sözleşmesinin yazılı olması; kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin belirtilmesi gerekir. Kanunun öngördüğü bazı ifadelerin kefilin kendi el yazısıyla yazılması da zorunludur.
Evli gerçek kişilerin kefaletinde, kanuni istisnalar dışında eşin rızası da ayrıca gündeme gelebilir.
Dahası TBK m.603, gerçek kişiler tarafından başka isimler altında verilen kişisel güvencelerde de kefaletin şekline, ehliyete ve eş rızasına ilişkin hükümlerin uygulanabileceğini düzenlemektedir.
Bu nedenle yalnız sözleşmeye “garantör”, “müşterek borçlu” veya başka bir başlık yazılmasıyla kefalet hükümlerinin her durumda bertaraf edileceği düşünülmemelidir.
Sözleşmede Gizlilik Maddesi Olmalı mı?
Ticari ilişkide taraflar birbirlerinin;
müşteri listelerine,
fiyatlandırma politikalarına,
teknik bilgilerine,
iş modellerine,
yazılımlarına,
üretim yöntemlerine
ve ticari sırlarına
erişebilir.
Bu nedenle gizlilik maddesinde yalnız:
“Taraflar gizli bilgileri açıklamayacaktır.”
demek yerine hangi bilgilerin gizli kabul edildiği ve hangi bilgilerin kapsam dışında olduğu belirlenebilir.
Örneğin kamuya açık bilgiler, tarafın sözleşmeden önce zaten bildiği bilgiler veya kanuni zorunluluk nedeniyle kamu makamına açıklanması gereken bilgiler için istisna düzenlenebilir.
Gizliliğin sözleşme sona erdikten sonra ne kadar devam edeceği de belirtilmelidir.
İhlal hâlinde cezai şart öngörülüyorsa bu hüküm de cezai şart ve zarar hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Kişisel Veri İşleniyorsa KVKK Maddesi İhmal Edilmemelidir
Bir ticari sözleşme kapsamında müşteri, çalışan veya kullanıcı bilgileri karşı tarafa aktarılıyorsa 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bakımından yükümlülükler doğabilir.
Örneğin bir şirketin müşteri veri tabanını yazılım hizmet sağlayıcısına açması yalnız teknik bir işlem değildir.
Tarafların veri işleme faaliyetindeki rolleri, verilerin hangi amaçla kullanılacağı, güvenlik önlemleri, alt hizmet sağlayıcılar, veri ihlali durumunda bildirim ve sözleşme sona erdiğinde verilerin iadesi veya silinmesi düzenlenebilir.
Uluslararası veri aktarımı bulunuyorsa yurt dışına aktarım hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Standart ve her sözleşmeye aynı şekilde yapıştırılmış birkaç satırlık KVKK maddesi, gerçek veri işleme modelini karşılamıyorsa yeterli koruma sağlamaz.
Fikrî Mülkiyet Hakkının Kime Ait Olacağı Yazılmalıdır
Özellikle yazılım, tasarım, reklam, mimarlık, danışmanlık, AR-GE ve içerik üretimi sözleşmelerinde en kritik konulardan biri budur.
Bir şirket başka bir şirkete 1 milyon TL ödeme yaparak yazılım geliştirtmiş olabilir.
Ancak:
“Parasını ödedim, bütün fikrî haklar da otomatik olarak bana geçti.”
sonucu her durumda doğmaz.
Kaynak kodu kime ait?
Mevcut yazılım bileşenlerinin hakları kimde kalacak?
Yeni geliştirilen modül üzerindeki haklar devredilecek mi?
Lisans süreli mi, süresiz mi?
Üçüncü kişilere devredilebilir mi?
Türkiye dışında kullanılabilir mi?
Sözleşme sona erince kullanım hakkı devam edecek mi?
Bunların açıkça düzenlenmesi gerekir.
Özellikle mali hakların devrinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki şekil ve belirginlik şartları ayrıca dikkate alınmalıdır.
Alt Yüklenici Kullanılabilir mi?
Bir şirket sözleşmede üstlendiği işi başka şirketlere yaptırmak isteyebilir.
Bunun serbest olup olmadığı sözleşmede düzenlenmelidir.
Örneğin hizmet sağlayıcı:
“Hizmetin tamamını veya bir bölümünü kendi seçeceği üçüncü kişilere gördürebilir.”
hakkına sahip olabilir.
Ancak veri güvenliği, gizlilik veya teknik yeterlilik nedeniyle karşı tarafın önceden yazılı onayı da aranabilir.
Alt yüklenici kullanılması hâlinde asıl yüklenicinin karşı tarafa karşı sorumluluğunun devam edip etmeyeceği açıkça belirtilmelidir.
Alacak ve Sözleşme Devredilebilir mi?
Türk Borçlar Kanununa göre alacakların devri ile sözleşmenin bütün olarak devri aynı şey değildir.
Taraflardan biri gelecekte alacağını factoring şirketine veya başka bir üçüncü kişiye devretmek isteyebilir.
Sözleşmede devir yasağı bulunuyorsa bunun kapsamı özellikle değerlendirilmelidir.
Benzer şekilde taraflardan bir şirketin birleşmesi, bölünmesi veya kontrolünün değişmesi hâlinde sözleşmenin devam edip etmeyeceği düzenlenebilir.
Özellikle stratejik dağıtım, lisans ve uzun süreli tedarik sözleşmelerinde kontrol değişikliği hükümleri önemli olabilir.
Genel İşlem Koşulları Ticari Sözleşmelerde de Önemlidir
Büyük şirketlerin hazırladığı standart sözleşmelerde yüzlerce müşteriye aynı maddeler sunulabilir.
Bu durumda Türk Borçlar Kanunu'nun genel işlem koşullarına ilişkin m.20-25 hükümleri gündeme gelebilir.
Genel işlem koşulunun ticari sözleşmede bulunması, o hükmün her durumda geçerli olduğu anlamına gelmez.
Karşı tarafın menfaatine aykırı koşulların sözleşmeye dâhil olabilmesi için varlıkları konusunda bilgi verilmesi ve içeriklerini öğrenme imkânı sağlanması gerekir.
Sözleşmenin niteliğine yabancı hükümler yazılmamış sayılabilir.
Açık olmayan hükümler düzenleyenin aleyhine yorumlanabilir.
Ayrıca düzenleyene karşı tarafın aleyhine tek taraflı değişiklik yapma imkânı veren bazı hükümler de kanuni denetime tabidir.
Bu nedenle sözleşmenin son sayfasına:
“Taraflar bütün maddeleri tek tek müzakere ederek kabul etmiştir.”
yazılması, tek başına standart hükümlerin genel işlem koşulu niteliğini ortadan kaldırmaz.
Türk Borçlar Kanunu – Genel İşlem Koşulları
Tek Taraflı Fiyat veya Sözleşme Değişikliği Yetkisi Dikkatle Yazılmalıdır
Bazı sözleşmelerde bir tarafa:
“Şirket dilediği zaman ücretleri ve sözleşme şartlarını değiştirebilir.”
yetkisi verilir.
Bu tür hükümler, özellikle standart sözleşmelerde TBK'nın genel işlem koşulları hükümleri bakımından sorun yaratabilir.
Taraflardan birine sınırsız ve objektif ölçütlerden tamamen bağımsız tek taraflı değişiklik yetkisi tanımak yerine;
değişikliğin hangi şartlarda yapılabileceği,
hangi endekse dayanacağı,
ne kadar önce bildirileceği
ve
karşı tarafın değişikliği kabul etmemesi hâlinde sözleşmeyi sona erdirip erdiremeyeceği
açıkça düzenlenebilir.
Yetkili Mahkeme Maddesi Her Sözleşmede Geçerli midir?
Hayır.
Sözleşmede:
“Bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Antalya Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir.”
şeklinde bir hüküm bulunması, bu hükmün her taraf bakımından geçerli olduğu anlamına gelmez.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.17 uyarınca yetki sözleşmesi yapma imkânı tacirler ve kamu tüzel kişileri için öngörülmüştür.
Ayrıca HMK m.18'e göre yetki sözleşmesi yazılı olmalı, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişki belirli veya belirlenebilir bulunmalı ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemeler gösterilmelidir.
Kesin yetki bulunan konularda tarafların sözleşmeyle başka mahkeme belirlemesi mümkün değildir.
Taraflar aksini kararlaştırmazsa geçerli yetki sözleşmesiyle belirlenen mahkemenin yetkisi kural olarak münhasır hâle gelir.
Bu nedenle standart şablona rastgele bir şehir yazmak yerine, yetki kaydının gerçekten geçerli olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Yetki Sözleşmesi
Tahkim Şartı Yazarken Yalnız “Uyuşmazlıklar Tahkimde Çözülür” Demek Yeterli mi?
Böyle bir hüküm bazı durumlarda geçerli bir tahkim iradesini ortaya koyabilir; ancak uygulamada mümkün olduğunca daha ayrıntılı bir tahkim şartı yazılması gerekir.
Özellikle;
hangi tahkim kurumunun kullanılacağı,
tahkim yerinin neresi olduğu,
hakem sayısı,
tahkim dili,
uygulanacak tahkim kuralları
ve gerektiğinde uygulanacak maddi hukuk
belirlenebilir.
HMK m.412 uyarınca tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır.
Tahkim şartının belirsiz veya birbiriyle çelişen şekilde hazırlanması, esas uyuşmazlığa geçilmeden önce yalnız tahkim şartının geçerliliği hakkında ayrı bir uyuşmazlık doğurabilir.
Örneğin sözleşmede bir maddede:
“Antalya Mahkemeleri yetkilidir.”
başka bir maddede ise:
“Bütün uyuşmazlıklar tahkim yoluyla çözülecektir.”
yazılması ciddi yorum sorunu yaratabilir.
Uyuşmazlık çözüm sistemi tek ve tutarlı biçimde tasarlanmalıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Tahkim Sözleşmesi, m.412
Yabancı Şirketlerle Yapılan Sözleşmede Uygulanacak Hukuk Belirlenmeli mi?
Yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerde uygulanacak hukuk maddesi özellikle önemlidir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.24'e göre sözleşmeden doğan borç ilişkileri, kural olarak tarafların açık biçimde seçtikleri hukuka tabidir.
Örneğin Türk şirketiyle Alman şirketi arasındaki sözleşmede:
“Bu sözleşmeye Türk hukuku uygulanacaktır.”
şeklinde seçim yapılabilir.
Ancak hukuk seçimi ile uyuşmazlığın hangi mahkemede görüleceği aynı konu değildir.
Uygulanacak hukuk, uyuşmazlık çözülürken hangi ülkenin maddi hukuk kurallarının kullanılacağını;
yetkili mahkeme veya tahkim, uyuşmazlığa hangi merciin bakacağını
belirler.
Bu iki hükmün birbirleriyle uyumlu hazırlanması gerekir.
Ticari Sözleşmedeki Mahkeme Maddesi Zorunlu Arabuluculuğu Ortadan Kaldırır mı?
Hayır.
Örneğin konusu bir miktar para olan ticari alacak veya tazminat davası TTK m.5/A kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi ise:
“Antalya Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkilidir.”
yazılması, dava açmadan önce yerine getirilmesi gereken arabuluculuk şartını ortadan kaldırmaz.
Arabuluculuk, mahkemenin yetkisinden ayrı bir dava şartıdır.
Bununla birlikte taraflar arasında geçerli tahkim sözleşmesinin bulunması hâlinde zorunlu arabuluculuk kurallarının uygulanması bakımından farklı hükümler söz konusu olabilir.
Bu nedenle uyuşmazlık çözüm maddesi hazırlanırken arabuluculuk, mahkeme ve tahkim birbirine karıştırılmamalıdır.
Güvenli Elektronik İmzayla Ticari Sözleşme Yapılabilir mi?
Birçok sözleşme bakımından evet.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu m.5'e göre güvenli elektronik imza, elle atılan imzayla aynı hukuki sonucu doğurur.
Ancak kanunun resmî şekle veya özel merasime tabi tuttuğu işlemler ile mevzuatın kapsam dışında bıraktığı bazı teminat işlemleri için farklı kurallar uygulanır.
Özellikle kefalet gibi el yazısı şartları içeren güvence sözleşmelerinde sırf elektronik imza kullanılmasının yeterli olduğu varsayılmamalıdır.
Bu nedenle sözleşmenin hangi şekle tabi olduğu imza yönteminden önce kontrol edilmelidir.
5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu
Her Ticari Sözleşmenin Yazılı Olması Zorunlu mu?
Hayır.
Türk Borçlar Kanunu m.12'nin genel kuralına göre kanunda aksi öngörülmedikçe sözleşmelerin geçerliliği herhangi bir şekle bağlı değildir.
Dolayısıyla sözlü olarak kurulabilecek ticari sözleşmeler vardır.
Ancak hukuken mümkün olması ile ticari açıdan doğru olması aynı şey değildir.
Yüksek bedelli veya uzun süreli bir ticari ilişkinin;
telefon görüşmeleri,
WhatsApp yazışmaları,
e-postalar
ve tarafların birbirinden farklı anladığı teklif belgeleri
üzerinden yürütülmesi ciddi ispat sorunlarına yol açabilir.
Ayrıca bazı sözleşmeler için kanun özel şekil şartları getirmektedir.
Bu nedenle:
“Her sözleşme yazılı olmak zorundadır.”
ifadesi hukuken doğru olmadığı gibi,
“Sözlü sözleşme geçerliyse yazılı belgeye gerek yoktur.”
yaklaşımı da ticari risk yönetimi açısından doğru değildir.
Ekler ve Teknik Şartnameler Sözleşmenin Parçası Hâline Getirilmelidir
Ticari sözleşmelerde asıl ekonomik şartların önemli bölümü çoğu zaman eklerde yer alır.
Örneğin;
teknik şartname,
fiyat listesi,
ürün listesi,
hizmet seviyesi sözleşmesi,
proje takvimi,
teklif formu
ve sipariş belgeleri
sözleşmeye eklenebilir.
Ancak eklerin sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu açıkça belirtilmelidir.
Daha önemlisi, belgeler birbirleriyle çelişirse hangisinin öncelikli uygulanacağı yazılmalıdır.
Örneğin ana sözleşmede teslim süresi 60 gün, teknik ekte 45 gün yazıyorsa uyuşmazlık çıkacaktır.
Bu nedenle sözleşmede bir belgeler arasındaki öncelik sırası belirlenmesi yararlı olabilir.
E-Postalar Sözleşmeyi Değiştirebilir mi?
Tarafların yetkili çalışanları uygulama sırasında sözleşmeden farklı yöntemler üzerinde e-posta üzerinden anlaşabilir.
Örneğin sözleşmede teslim tarihi 1 Aralık iken proje yöneticileri e-postayla 15 Aralık'a kadar uzatma konusunda anlaşmış olabilir.
Bunun hukuki etkisi, sözleşmedeki değişiklik maddesine ve kişilerin temsil yetkisine bağlı olarak tartışma yaratabilir.
Bu nedenle sözleşmede değişikliklerin;
yalnız yazılı ek protokolle,
belirli yetkililerin imzasıyla
veya belirli elektronik yöntemlerle
yapılabileceği açıkça kararlaştırılabilir.
Ancak kanunun özel şekil şartı aradığı sözleşmelerde tarafların kendi usul düzenlemeleri kanuni şeklin yerini alamaz.
Sözleşmeyi İmzalayan Kişiler Her Sayfayı Paraf Etmeli mi?
Her sayfanın paraflanması bütün ticari sözleşmeler için kanuni bir geçerlilik şartı değildir.
Bununla birlikte özellikle uzun sözleşmelerde ve sonradan sayfa değişikliği iddiasının ortaya çıkabileceği durumlarda uygulamada tercih edilebilir.
Daha önemli olan;
nihai metnin hangi versiyon olduğunun belirlenmesi,
eklerin açıkça numaralandırılması,
imzaların yetkili kişilerce atılması
ve elektronik imza kullanılıyorsa imzalanan dosyanın bütünlüğünün korunmasıdır.
Sözleşme müzakerelerinde çok sayıda Word veya PDF sürümü dolaşmışsa:
“İmzalanan son metin hangisiydi?”
sorusunun dahi uyuşmazlık konusu olabildiği unutulmamalıdır.
Ticari Sözleşmelerde En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
Uygulamada en riskli sözleşmeler her zaman kısa sözleşmeler değildir.
Bazen 40 sayfalık metin de tarafların gerçek ticari ilişkisini yansıtmayabilir.
En sık karşılaşılan sorun; internetten alınmış veya başka bir işlem için hazırlanmış sözleşme şablonunun yalnız taraf isimleri değiştirilerek kullanılmasıdır.
Böyle bir sözleşmede;
işin kapsamı belirsiz,
ödeme sistemi çelişkili,
farklı ülke hukuku seçilmiş,
uygulanamayacak tahkim şartı bırakılmış,
gerçekte olmayan ek belgelere atıf yapılmış
veya taraflardan hiçbirinin istemediği yükümlülükler bulunabilir.
Sözleşmenin uzunluğu değil, somut ticari ilişkiyle uyumu önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Ticari sözleşme hazırlanırken ilk olarak ne kontrol edilmelidir?
Tarafların doğru ticaret unvanları, tüzel kişilikleri ve sözleşmeyi imzalayan kişilerin temsil yetkileri kontrol edilmelidir. Ardından işin konusu ve tarafların temel yükümlülükleri açık şekilde tanımlanmalıdır.
Ticari sözleşmede cezai şart konulabilir mi?
Evet. Taraflar sözleşme ihlali için cezai şart belirleyebilir. Ancak hangi ihlalde uygulanacağı ve asıl borç ile ilişkisi açık düzenlenmelidir. Tacir sıfatına sahip borçlu bakımından TTK m.22 ayrıca önem taşır.
Tacir aşırı cezai şartın indirilmesini isteyebilir mi?
TTK m.22 uyarınca tacir sıfatına sahip borçlu, TBK m.182/3'teki aşırılık gerekçesine dayanarak cezai şartın indirilmesini kural olarak isteyemez. Bu nedenle ticari sözleşmedeki ceza tutarı imzadan önce dikkatle değerlendirilmelidir.
2026 ticari mal ve hizmet tedariki temerrüt faizi ne kadar?
TTK m.1530 kapsamındaki ve sözleşmede geçerli bir faiz oranı belirlenmemiş olan geç ödemeler için TCMB'nin 1 Ocak 2026'dan itibaren ilan ettiği oran yıllık %43'tür. Asgari tahsil giderimi 2.020 TL olarak ilan edilmiştir.
Ticari sözleşmede ödeme süresi 90 gün olabilir mi?
TTK m.1530 kapsamındaki mal ve hizmet tedarikinde genel sınır 60 gündür. Bazı taraflar arasında açık anlaşma ve ağır haksızlık yaratmama koşuluyla daha uzun süre mümkün olabilir; ancak alacaklının KOBİ veya tarımsal/hayvansal üretici ya da borçlunun büyük ölçekli işletme olduğu hâllerde 60 günlük sınır aşılamaz.
Faturaya itiraz süresi kaç gündür?
TTK m.21'e göre faturayı alan kişi, faturanın içeriğine sekiz gün içerisinde itiraz etmezse içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak bu karine temel hukuki ilişkinin her unsurunu kendiliğinden kesinleştirmez.
Dövizle ticari sözleşme yapılabilir mi?
Sözleşmenin türüne ve tarafların statüsüne göre değişir. Türkiye'de yerleşik kişiler arasındaki bazı sözleşmeler bakımından döviz veya dövize endeksli bedel sınırlamaları bulunduğundan güncel kambiyo mevzuatı ve istisnalar kontrol edilmelidir.
Sözleşmeye “her türlü zarardan sorumlu değildir” yazılması geçerli mi?
Her durumda değil. TBK m.115'e göre ağır kusurdan sorumsuzluk önceden kararlaştırılamaz. Bazı uzmanlık hizmetlerinde sorumluluğun sınırlandırılması bakımından daha sıkı hükümler de bulunmaktadır.
Mücbir sebep maddesi bulunmazsa ne olur?
Kanunun imkânsızlık, temerrüt ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin hükümleri yine uygulanabilir. Bununla birlikte ticari sözleşmede mücbir sebebin kapsamının ve sonuçlarının açıkça belirlenmesi uyuşmazlık riskini azaltır.
Döviz kurunun artması mücbir sebep midir?
Tek başına her durumda mücbir sebep değildir. Koşulları varsa TBK m.138'deki aşırı ifa güçlüğü hükümleri gündeme gelebilir. Tacirin öngörmesi gereken olağan ticari riskler ayrıca değerlendirilir.
Ticari sözleşmede yetkili mahkeme serbestçe belirlenebilir mi?
HMK m.17'deki şartlarla tacirler veya kamu tüzel kişileri kendi aralarında yetki sözleşmesi yapabilir. Kesin yetki bulunan uyuşmazlıklarda ise sözleşmeyle başka mahkeme belirlenemez.
Tahkim şartı yazılabilir mi?
Tahkime elverişli uyuşmazlıklarda evet. Tahkim şartının yazılı olması ve hangi uyuşmazlıkları kapsadığının açık şekilde belirlenmesi gerekir.
Yabancı şirketle sözleşmede Türk hukuku seçilebilir mi?
Yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerde MÖHUK m.24 kapsamında taraflar kural olarak uygulanacak hukuku seçebilir. Ancak doğrudan uygulanan kurallar ve özel düzenlemeler saklıdır.
Ticari sözleşme elektronik imzayla imzalanabilir mi?
Kanunun özel şekil istisnaları dışında güvenli elektronik imza, 5070 sayılı Kanun uyarınca elle atılan imzayla aynı hukuki sonucu doğurur. Kefalet ve özel şekle tabi işlemler ayrıca değerlendirilmelidir.
Sözleşmede kefil varsa yalnız imza atması yeterli mi?
Her durumda hayır. TBK m.583 ve devamında kefalet için özel şekil şartları bulunmaktadır. Azami sorumluluk tutarı, tarih, gerekli el yazısı unsurları ve koşulları varsa eş rızası kontrol edilmelidir.
Ticari sözleşmenin noter huzurunda yapılması zorunlu mu?
Her ticari sözleşme için noter şartı bulunmaz. Sözleşmenin türüne göre kanuni şekil şartı bulunup bulunmadığı ayrıca belirlenmelidir.
Sonuç
Ticari sözleşme hazırlamak, tarafların anlaştığı fiyatı ve işi birkaç madde hâlinde yazmaktan ibaret değildir.
Sağlıklı bir sözleşme, ticari ilişkinin başından sonuna kadar karşılaşılabilecek temel ihtimalleri düzenlemelidir.
İmzadan önce özellikle;
tarafların ve imza yetkililerinin kim olduğu,
sözleşmenin konusu ve kapsamı,
bedel, vergi ve ödeme sistemi,
teslim ve kabul şartları,
temerrüt ve faiz,
cezai şart,
sorumluluk sınırları,
mücbir sebep ve uyarlama,
fesih koşulları,
gizlilik ve fikrî mülkiyet,
teminat ve kefaletler,
sözleşmenin devri,
bildirim yöntemleri,
yetkili mahkeme veya tahkim
ve
uygulanacak hukuk
birbiriyle uyumlu biçimde değerlendirilmelidir.
Burada temel amaç her olası ihtimal için onlarca sayfa hüküm yazmak değildir.
Asıl amaç, tarafların ticari beklentisini hukuken açık ve uygulanabilir bir sisteme dönüştürmektir.
Örneğin sözleşmede 10 milyon TL bedel üzerinde anlaşılmış olması önemlidir; fakat ödemenin hangi tarihte yapılacağı yazılmamışsa sorun vardır.
Cezai şart bulunması önemlidir; fakat hangi ihlal nedeniyle doğduğu belli değilse sorun vardır.
Yetkili mahkeme yazılmış olabilir; ancak taraflardan biri tacir değilse hükmün geçerliliği ayrıca tartışılabilir.
Şirket ortağının “garantör” sıfatıyla imzası bulunabilir; fakat güvence TBK'nın kefalet hükümlerine tabi ise özel şekil şartlarının yerine getirilmemiş olması ciddi sonuç doğurabilir.
Bu nedenle ticari sözleşme kontrolünde yalnız:
“Bu madde bizim lehimize mi?”
sorusu yeterli değildir.
Aynı zamanda:
“Bu hüküm hukuken geçerli mi?”
“Ne zaman uygulanacak?”
“Uygulanması nasıl ispatlanacak?”
“Karşı taraf yükümlülüğünü yerine getirmezse gerçekten kullanılabilir mi?”
soruları da cevaplanmalıdır.
İyi sözleşme, uyuşmazlık çıktığında güçlü görünen sözleşme değil; mümkün olduğunca uyuşmazlığın ortaya çıkmasını engelleyen sözleşmedir.
Hukuki Dayanaklar
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu; özellikle m.12, m.20-27, m.99, m.112-126, m.138, m.179-182 ve m.581-603.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu; özellikle m.8-10, m.18, m.21-22 ve m.1530.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; özellikle m.17-18 ve m.407-444.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun; özellikle m.24.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu.
Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ve ilgili tebliğler.
Mevzuat ve güncel kaynaklar
TBMM – 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu
TBMM – 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu
Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Yetki ve Tahkim Hükümleri
TCMB – 2026 TTK m.1530 Temerrüt Faizi ve Asgari Giderim Tutarı
Hazine ve Maliye Bakanlığı – Döviz Cinsinden Sözleşmeler Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun
5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu
İlgili Yazılar
Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk Hangi Uyuşmazlıklarda Uygulanır?
İlamsız İcra Takibi Nasıl Başlatılır? Borçlunun İtiraz Hakkı ve Süreler
İcra Takibine İtiraz Nasıl Yapılır? Süresi ve Hukuki Sonuçları
Ticari Alacak Davasında Temerrüt, Faiz ve İspat Nasıl Değerlendirilir?
Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tazminat Hangi Şartlarda İstenir?
Şirket Yöneticilerinin Hukuki Sorumluluğu Hangi Hallerde Doğar?
Yazar: Av. Süleyman Kesici
Yayın tarihi: 29 Eylül 2026
Son hukuki kontrol ve güncelleme: 29 Eylül 2026
Bilgilendirme Notu: Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Ticari sözleşmelerde uygulanacak hükümler; sözleşmenin türüne, tarafların tacir olup olmamasına, işlemin yurt içi veya uluslararası niteliğine, sektörel mevzuata, teminat yapısına ve somut ticari ilişkinin özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Kesici Hukuk
© 2026 Kesici Hukuk, Avukat Süleyman Kesici Hukuk Bürosu. Tüm hakkı saklıdır.


