AVUKAT SÜLEYMAN KESİCİ HUKUK BÜROSU | ANTALYA AVUKAT
Saklı Pay Nedir? Tenkis Davası Hangi Şartlarda Açılır? 2026 Güncel Rehber
Mirasbırakanın vasiyetnameyle veya sağlığında yaptığı bağışlarla çocuklarının, eşinin ya da anne ve babasının miras hakkını azaltması hâlinde saklı payın nasıl korunacağını; tenkis davasının şartlarını, hesaplanmasını ve dava açma sürelerini açıklayan güncel rehber. | Saklı Pay Nedir? Tenkis Davası
MIRAS | TENKIS VE SAKLI PAYMIRAS HUKUKU
Av. Süleyman Kesici
9/25/202624 min read
Saklı Pay Nedir? Tenkis Davası Hangi Şartlarda Açılır? 2026 Güncel Rehber
Yayın tarihi: 25 Eylül 2026
Bir baba, sağlığında sahip olduğu evlerin tamamını çocuklarından birine devretmiş olabilir. Bir kişi vasiyetname düzenleyerek bütün malvarlığını eşine veya mirasçısı olmayan üçüncü bir kişiye bırakmış olabilir. Bu durumda diğer mirasçıların hiçbir hak talep edemeyeceği düşünülmemelidir.
Türk miras hukukunda mirasbırakanın malvarlığı üzerinde tasarruf özgürlüğü vardır. Ancak bu özgürlük, kanunun koruma altına aldığı belirli mirasçıların saklı paylarını ortadan kaldıracak şekilde sınırsız olarak kullanılamaz.
Çocukların, belirli şartlarda torunların, anne ve babanın ve sağ kalan eşin saklı payları bulunmaktadır. Mirasbırakanın yaptığı vasiyetname veya kanunda belirtilen bazı karşılıksız kazandırmalar bu hakları ihlal ediyorsa, saklı payı zedelenen mirasçı tenkis davası açabilir.
Burada önemli olan, mirasbırakanın bir kişiye daha fazla mal bırakmış olması değil, bu işlem sonucunda diğer mirasçıların kanunen korunan saklı paylarının gerçekten ihlal edilip edilmediğidir.
Çünkü Türk Medeni Kanunu, mirasbırakanın saklı paylar dışında kalan malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesine izin vermektedir.
Saklı Pay Nedir?
Saklı pay, kanunun belirli yasal mirasçılar için güvence altına aldığı ve mirasbırakanın tasarruflarıyla kural olarak ortadan kaldırılamayan asgari miras hakkıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 505 ve 506. maddeleri, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü ve saklı pay oranlarını düzenlemektedir.
Örneğin iki çocuğu bulunan bir kişinin, vasiyetnameyle bütün malvarlığını çocuklarından yalnız birine bırakmak istemesi mümkündür. Ancak diğer çocuğun saklı payı bulunuyorsa vasiyetname, bu hakkı ihlal ettiği ölçüde tenkise konu olabilir.
Bununla birlikte saklı pay, her durumda mirasbırakanın malvarlığındaki belirli bir evin veya arsanın doğrudan mirasçıya ait olduğu anlamına gelmez.
Saklı payın gerçekten ihlal edilip edilmediği, terekenin ölüm tarihindeki durumu ve mirasbırakanın yaptığı tasarruflar dikkate alınarak hesaplanır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu – Güncel Metin
2026 Yılında Kimlerin Saklı Payı Vardır?
Türk Medeni Kanunu m.506 uyarınca saklı pay sahibi olabilecek mirasçılar şunlardır:
Mirasbırakanın altsoyu, yani çocukları ve şartlarına göre onların yerine geçen torunları.
Mirasbırakanın anne ve babası.
Sağ kalan eş.
Ancak bu kişilerin tamamı her miras dosyasında birlikte saklı pay sahibi olmaz.
Öncelikle mirasın açıldığı tarihte kimlerin yasal mirasçı olduğu belirlenmelidir.
Örneğin mirasbırakanın çocukları varsa anne ve babası kural olarak yasal mirasçı olmaz. Dolayısıyla bu durumda anne ve babanın saklı payı da doğmaz.
Benzer şekilde mirasbırakanın kendisinden önce ölen çocuğunun altsoyu bulunuyorsa, torunlar miras hukukundaki halefiyet kuralları çerçevesinde değerlendirilir.
Saklı pay hesabından önce mirasçıların kim olduğunun doğru belirlenmesi bu nedenle zorunludur.
Kardeşlerin Saklı Payı Var mı?
Hayır.
2026 yılında yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu'na göre kardeşler saklı paylı mirasçı değildir.
Bu konuda eski tarihli hukuk içeriklerinde hâlâ yanlış bilgilere rastlanabilmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun ilk hâlinde kardeşler için de saklı pay öngörülmüştü. Ancak 5650 sayılı Kanun ile 2007 yılında yapılan değişiklik sonucunda kardeşlerin saklı payı kaldırıldı.
Bu nedenle kardeşin yasal mirasçı olmasıyla saklı pay sahibi olması birbirinden farklıdır.
Örneğin çocuğu bulunmayan ve anne babası vefat etmiş bir kişinin kardeşi, somut aile durumuna göre yasal mirasçı olabilir. Ancak sırf kardeş olması ona saklı pay hakkı vermez.
Bu ayrım, özellikle kardeşler arasında yaşanan vasiyetname ve miras uyuşmazlıklarında önemlidir.
TBMM – 5650 Sayılı Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Çocukların Saklı Payı Ne Kadardır?
Çocukların saklı payı, yasal miras paylarının yarısıdır.
Burada bütün çocuklar için sabit bir tereke oranı bulunmamaktadır. Oran, mirasbırakanın geride bıraktığı diğer mirasçılara göre belirlenir.
Örneğin mirasbırakanın eşi bulunmuyor ve geride yalnız iki çocuğu kalıyorsa, her çocuğun yasal miras payı terekenin yarısıdır.
Dolayısıyla her çocuğun saklı payı, kendi yasal miras payının yarısı olan terekenin dörtte biri olur.
Buna karşılık mirasbırakanın eşi ve iki çocuğu varsa paylaşım farklıdır.
Sağ kalan eş mirasın dörtte birini alır. Kalan dörtte üç ise iki çocuk arasında eşit paylaşılır.
Bu durumda her çocuğun yasal miras payı sekizde üç, saklı payı ise on altıda üç olur.
Bu nedenle internette görülen:
“Çocuğun saklı payı her zaman mirasın dörtte biridir.”
şeklindeki ifadeler doğru değildir.
Çocuğun saklı payı, yasal miras payının belirlenmesinden sonra hesaplanmalıdır.
Sağ Kalan Eşin Saklı Payı Ne Kadardır?
Sağ kalan eşin saklı pay oranı, birlikte mirasçı olduğu diğer kişilere göre değişir.
Türk Medeni Kanunu m.506'ya göre sağ kalan eş;
altsoy veya anne ve baba zümresiyle birlikte mirasçı oluyorsa yasal miras payının tamamı,
diğer hâllerde ise yasal miras payının dörtte üçü
oranında saklı pay sahibidir.
Örneğin eş, çocuklarla birlikte mirasçı olduğunda yasal miras payı dörtte birdir. Bu payın tamamı aynı zamanda saklı paydır.
Eş, anne ve baba zümresiyle birlikte mirasçı oluyorsa yasal miras payı yarımdır. Bu payın tamamı saklı pay kapsamında korunur.
Eşin tek başına mirasçı olduğu durumda ise yasal miras payı terekenin tamamıdır; saklı payı bunun dörtte üçüdür.
Bu nedenle eşin saklı payı hesaplanırken yalnız evlilik ilişkisinin varlığına değil, diğer yasal mirasçıların kim olduğuna da bakılmalıdır.
Anne ve Babanın Saklı Payı Ne Kadardır?
Anne ve babanın her biri bakımından saklı pay, yasal miras payının dörtte biridir.
Ancak anne ve babanın saklı pay sahibi olabilmesi için öncelikle mirasbırakana yasal mirasçı olmaları gerekir.
Örneğin mirasbırakanın altsoyu bulunmuyorsa anne ve babası mirasçı olabilir.
Bu durumda eşin bulunup bulunmadığına göre anne ve babanın yasal miras payları değişir. Saklı payları da bu yasal paylar üzerinden ayrı ayrı hesaplanır.
Anne ve babanın hayatta olmadığı, mirasın kardeşlere geçtiği bir durumda ise kardeşlerin saklı payı bulunmaz.
Saklı Pay Nasıl Hesaplanır?
Saklı pay hesabında önce yasal miras payı belirlenir. Ardından Türk Medeni Kanunu m.506'daki oran uygulanır.
Ancak hesaplamanın doğru yapılabilmesi için mirasbırakanın net terekesi de belirlenmelidir.
Örneğin mirasbırakanın geride;
bir konut,
iki arsa,
banka hesapları,
araç
ve çeşitli borçlar
bırakmış olması mümkündür.
Saklı pay hesabında yalnız malvarlığının toplam değeri esas alınmaz. Kanunen indirilmesi gereken borç ve giderlerin de dikkate alınması gerekir.
Ayrıca mirasbırakanın sağlığında yaptığı ve tenkise tabi olan belirli karşılıksız kazandırmaların da hesaplamaya eklenmesi gerekebilir.
Bu nedenle yalnız mirasçılık belgesindeki oranların taşınmazların güncel piyasa değeriyle çarpılması, her dosyada doğru bir saklı pay hesabı sağlamaz.
Örnek: Eş ve İki Çocuğun Bulunduğu Bir Miras Nasıl Hesaplanır?
Mirasbırakanın geride eşi ve iki çocuğunu bıraktığını düşünelim.
Net terekenin 8.000.000 TL olduğu, hesaplamayı etkileyecek başka bir karşılıksız kazandırma veya özel durum bulunmadığı varsayılsın.
Bu durumda yasal miras payları ve saklı paylar şöyle hesaplanır:
MirasçıYasal miras payıSaklı paySağ kalan eş2.000.000 TL2.000.000 TLBirinci çocuk3.000.000 TL1.500.000 TLİkinci çocuk3.000.000 TL1.500.000 TLToplam8.000.000 TL5.000.000 TL
Bu örnekte toplam saklı pay 5.000.000 TL'dir.
Geriye kalan 3.000.000 TL, diğer kanuni sınırlamalar saklı kalmak üzere mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği kısmı oluşturur.
Örneğin mirasbırakan vasiyetnameyle tasarruf edilebilir kısmın tamamını çocuklarından yalnız birine bırakabilir.
Ancak diğer mirasçıların toplam 5.000.000 TL tutarındaki saklı paylarının karşılıksız bırakılması hâlinde tenkis gündeme gelebilir.
Bu hesap tamamen örnek niteliğindedir. Gerçek dosyalarda tereke borçları, geçmişte yapılmış bağışlar, sağ kalan eşin mal rejiminden doğan hakları ve diğer unsurlar sonucu değiştirebilir.
Sağ Kalan Eşin Mal Rejiminden Doğan Alacağı Saklı Paydan Farklı mı?
Evet.
Saklı pay ile sağ kalan eşin edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacağı aynı hukuki hak değildir.
Örneğin evlilik sırasında edinilmiş bir taşınmazın yalnız ölen eş adına kayıtlı olması, taşınmazın bütün değerinin doğrudan miras hesabına alınacağı anlamına gelmeyebilir.
Öncelikle eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi ve sağ kalan eşin varsa katılma alacağı değerlendirilmelidir.
Mirasbırakanın net terekesi belirlendikten sonra yasal miras payları ve saklı paylar hesaplanır.
Bu nedenle özellikle evlilik içerisinde edinilmiş yüksek değerli taşınmazların bulunduğu terekelerde saklı pay hesabıyla mal rejimi tasfiyesinin birbirine karıştırılmaması gerekir.
Tenkis Davası Nedir?
Tenkis davası, saklı payının karşılığını alamayan mirasçının, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmalarının saklı payını karşılayacak ölçüde azaltılmasını talep ettiği davadır.
Türk Medeni Kanunu m.560 bu hakkı düzenlemektedir.
Örneğin mirasbırakan bütün malvarlığını vasiyetnameyle yalnız bir çocuğuna bırakmışsa ve diğer çocuğun saklı payı karşılanmamışsa, diğer çocuk tenkis davası açabilir.
Tenkis davasının amacı mirasbırakanın bütün tasarruflarını geçersiz hâle getirmek değildir.
Amaç, saklı payı ihlal eden kısmın kanuni sınıra çekilmesidir.
Bu nedenle bir vasiyetnamenin tenkise tabi olması ile tamamen hükümsüz olması aynı şey değildir.
Türk Medeni Kanunu m.560 ve devamı
Tenkis Davası Açılabilmesi İçin Hangi Şartlar Aranır?
Tenkis davasında ilk olarak davacının saklı pay sahibi olması gerekir.
Ardından mirasbırakanın, tenkise tabi bir tasarrufta bulunmuş olması ve bu tasarruf sonucunda davacının saklı payının gerçekten zedelenmesi aranır.
Örneğin mirasbırakan, malvarlığının belirli bir bölümünü vasiyetnameyle üçüncü bir kişiye bırakmış olabilir.
Ancak terekenin geriye kalan kısmı çocukların ve eşin bütün saklı paylarını karşılamaya yetiyorsa, yalnız üçüncü kişiye mal bırakılmış olması tenkis davasının kabulü için yeterli değildir.
Yargıtay uygulamasında da mirasçının saklı payını tasarruf dışı kalan terekeden karşılayabilmesi hâlinde tenkis koşullarının oluşmayacağı kabul edilmektedir.
Bu nedenle dava açılmadan önce yalnız dava konusu edilen mal değil, mümkün olduğunca terekenin tamamı araştırılmalıdır.
Mirasbırakanın Sağlığında Yaptığı Bağışlar Tenkis Edilebilir mi?
Evet, ancak bütün bağışlar kendiliğinden tenkise tabi değildir.
Türk Medeni Kanunu m.565, hangi karşılıksız kazandırmaların tenkise tabi olabileceğini düzenlemektedir.
Bunlar arasında özellikle;
miras payına mahsuben yapılan belirli kazandırmalar,
altsoya geri verilmemek üzere yapılan bazı malvarlığı devirleri,
alışılmışın dışında verilen çeyiz veya kuruluş sermayesi,
miras haklarının ölümden önce tasfiyesi amacıyla yapılan kazandırmalar,
mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tuttuğu bağışlamalar,
ölümden önceki bir yıl içerisinde alışılmış hediyeler dışında yapılan bağışlamalar
ve
saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar
bulunmaktadır.
Bu nedenle bir bağışın tenkise tabi olup olmadığı değerlendirilirken yalnız bağışın tarihine bakmak yeterli değildir.
Bağışın niteliği, amacı, kime yapıldığı ve kanunda belirtilen hangi kapsama girdiği ayrıca incelenmelidir.
Ölümden Bir Yıldan Daha Önce Yapılan Bağışlar Tenkis Edilemez mi?
Bu, uygulamada sık karşılaşılan yanlış anlamalardan biridir.
Türk Medeni Kanunu m.565/3, ölümden önceki bir yıl içinde yapılan belirli bağışlamaları özel olarak düzenlemektedir.
Ancak bu hüküm, ölümden bir yıldan daha önce yapılan bütün bağışların kesin olarak tenkis dışında kaldığı anlamına gelmez.
Örneğin mirasbırakanın on yıl önce yaptığı bir kazandırmanın, saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla gerçekleştirildiği açıkça ortaya konulabiliyorsa TMK m.565/4 ayrıca gündeme gelebilir.
Benzer şekilde altsoya yapılan ve m.565'in diğer bentlerine giren kazandırmalar bakımından farklı bir değerlendirme yapılabilir.
Bu nedenle:
“Babam evi kardeşime beş yıl önce bağışladı. Aradan bir yıldan fazla geçtiği için tenkis davası kesinlikle açılamaz.”
sonucuna yalnız bu bilgiyle ulaşılamaz.
Bağışın hukuki niteliği ve amacı araştırılmalıdır.
Mirasbırakanın Çocuğuna Verdiği Her Mal Tenkis Edilir mi?
Hayır.
Mirasbırakanın çocuğuna sağlığında bir mal devretmiş olması, diğer çocukların her durumda bu malı tenkis yoluyla geri isteyebileceği anlamına gelmez.
Öncelikle devrin gerçekten karşılıksız bir kazandırma mı yoksa bedeli ödenmiş gerçek bir satış mı olduğu belirlenmelidir.
Karşılıksız kazandırma söz konusuysa bunun TMK m.565'teki şartlardan birine girip girmediği incelenir.
Ardından bütün tereke üzerinden saklı pay hesabı yapılır.
Çünkü tenkis davasının açılabilmesi için yalnız bağış bulunması değil, saklı payın ihlal edilmiş olması gerekir.
Saklı Pay ile Mirasta Denkleştirme Arasındaki Fark Nedir?
Mirasta denkleştirme ve tenkis birbirine yakın görünse de farklı amaçlara hizmet eder.
Denkleştirme, belirli koşullarda mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarına yaptığı kazandırmaların miras paylaşımı sırasında hesaba katılmasını sağlar.
Tenkis ise mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü aşması nedeniyle saklı payı ihlal edilen mirasçının korunmasına yöneliktir.
Örneğin mirasbırakan çocuklarından birine sağlığında yüksek değerli bir taşınmaz vermiş olabilir.
Bu durumda somut kazandırmanın denkleştirmeye tabi olup olmadığı ile saklı payı zedeleyip zedelemediği ayrı ayrı incelenmelidir.
Bir kazandırmanın paylaşım sırasında hesaba katılmasıyla, saklı payı ihlal ettiği için tenkise tabi tutulması aynı hukuki işlem değildir.
Bu ayrım özellikle birden fazla çocuğun bulunduğu ailelerde, sağlığında devredilmiş taşınmazlar nedeniyle açılan davalarda önem kazanır.
Muris Muvazaası ile Tenkis Davası Aynı Şey mi?
Hayır.
Muris muvazaası, mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı tapuda satış veya başka bir işlem gibi göstererek devretmesi gibi durumlarda gündeme gelebilir.
Bu tür bir uyuşmazlıkta iddia, görünürdeki işlemin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı ve yapılan işlemin hukuken geçersiz olduğu yönündedir.
Tenkis davasında ise farklı bir mesele incelenir.
Burada geçerli olduğu kabul edilen bir vasiyetname veya kanunda sayılan karşılıksız kazandırma, saklı payı ihlal ettiği ölçüde azaltılmak istenir.
Örneğin baba, evini oğluna tapuda satış göstererek devretmiş ancak gerçekte herhangi bir satış bedeli almamış olabilir.
Bu durumda işlemin gerçek niteliğine göre muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası gündeme gelebilir.
Buna karşılık gerçekten ve açık biçimde bağış yapılmışsa, bağışın tenkise tabi olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle iki dava türü birbirinin yerine otomatik olarak kullanılamaz.
Vasiyetnamenin İptali ile Tenkis Davası Arasındaki Fark Nedir?
Vasiyetnamenin iptali ile tenkis de farklı hukuki kurumlarıdır.
Türk Medeni Kanunu m.557, ölüme bağlı tasarrufun iptali sebeplerini düzenler.
Örneğin vasiyetnamenin;
mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı sırada yapılması,
yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda düzenlenmesi,
kanunun aradığı şekil şartlarını taşımaması
iptal sebepleri arasında yer alabilir.
Tenkis davasında ise vasiyetnamenin mutlaka geçersiz olduğu ileri sürülmez.
Vasiyetname şeklen ve esasen geçerli olabilir. Ancak içeriği saklı payları ihlal ediyorsa aşan kısmının azaltılması istenebilir.
Somut olayda her iki hukuki sebebin bulunması ihtimalinde, dava taleplerinin usul hukukuna uygun biçimde oluşturulması önemlidir.
Örneğin vasiyetnamenin öncelikle iptali, bu talep kabul edilmezse tenkisi istenebilir.
Ancak her iki talep için kanunda öngörülen süreler ve şartlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Tenkis Davasında Önce Hangi Kazandırmalar Azaltılır?
Mirasbırakanın birden fazla tasarrufu varsa tenkisin hangi sırayla yapılacağı önemlidir.
Türk Medeni Kanunu m.570'e göre tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar önce ölüme bağlı tasarruflardan yapılır.
Bunlar yeterli olmazsa sağlararası kazandırmalara geçilir.
Sağlararası kazandırmalarda ise en yeni tarihliden en eski tarihe doğru gidilir.
Kanun ayrıca kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan belirli kazandırmaların en son sırada tenkis edileceğini düzenlemektedir.
Örneğin mirasbırakanın bir vasiyetnameyle belirli mal bırakmış olması ve sağlığında da taşınmaz bağışlamış bulunması hâlinde, bütün kazandırmalar doğrudan aynı oranda azaltılmaz.
Öncelikle kanundaki tenkis sırasına uyulması gerekir.
Bu nedenle yalnız davacının seçtiği bir taşınmazın değerine bakılarak tenkis hesabı yapılması eksik kalabilir.
Tenkis Davasında Net Tereke Nasıl Belirlenir?
Saklı payın ihlal edilip edilmediğinin doğru belirlenmesi için net tereke hesabı yapılmalıdır.
Türk Medeni Kanunu m.507'ye göre tasarruf edilebilir kısım, terekenin mirasbırakanın ölümü günündeki durumu esas alınarak hesaplanır.
Bu hesapta;
mirasbırakanın borçları,
cenaze giderleri,
terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri,
mirasbırakanla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kişilerin üç aylık geçim giderleri
kanunda öngörüldüğü şekilde dikkate alınır.
Ayrıca tenkise tabi karşılıksız kazandırmalar, tasarruf edilebilir kısmın hesabında terekeye eklenir.
Örneğin murisin ölüm tarihinde banka hesabında 500.000 TL bulunması, bütün terekenin yalnız bu tutardan oluştuğu anlamına gelmez.
Sağlığında yaptığı ve tenkise tabi olan taşınmaz bağışları varsa bunların hesaba etkisi ayrıca incelenir.
Bu nedenle dava açılmadan önce mümkün olduğunca kapsamlı bir tereke araştırması yapılması önemlidir.
Taşınmazın Değeri Hangi Tarihe Göre Hesaplanır?
Tenkis davalarında en teknik konulardan biri taşınmazların değerinin hangi tarihe göre belirleneceğidir.
Saklı payın ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesinde mirasbırakanın ölüm tarihindeki tereke durumu esas alınır.
Yargıtay uygulamasında bu tarih üzerinden hesaplanan sabit tenkis oranı önem taşımaktadır.
Ancak tenkise tabi belirli bir taşınmaz bölünemiyor ve parasal bir ödeme yapılması gerekiyorsa, Türk Medeni Kanunu m.564 ve ilgili içtihatlar çerçevesinde karar tarihindeki veya karar tarihine en yakın değerin kullanılması gerekebilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli bir kararında da taşınmazların ve tereke unsurlarının eksiksiz belirlenmesi, sabit tenkis oranının doğru hesaplanması ve bölünemeyen taşınmazların parasal karşılığında karar tarihine yakın değerin dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Dolayısıyla:
“Mirasbırakan 2018'de öldü; evin 2018 yılındaki fiyatı neyse bugün de yalnız o tutar ödenir.”
şeklinde bir hesaplama her durumda doğru değildir.
UYAP – Tenkis Hesabı ve Taşınmazların Değerlemesine İlişkin Yargıtay Kararı
Tenkise Konu Taşınmaz Bölünemiyorsa Ne Olur?
Tenkise tabi bir taşınmazın hukuken veya ekonomik olarak bölünmesi mümkün olmayabilir.
Örneğin belirli bir dairenin tenkis oranına göre fiziksel olarak bölünerek bağımsız bölümler oluşturması mümkün olmayabilir.
Türk Medeni Kanunu m.564, bölünmez belirli mal vasiyetleri bakımından özel bir düzenleme içermektedir.
Kanundaki koşullarla, malı elde eden kişiye belirli seçim hakları tanınabilir. Bu durumda tenkisi gereken kısmın değerinin ödenmesi veya tasarruf edilebilir kısmın parasal karşılığının alınması gündeme gelebilir.
Ancak bu hükmün bütün vasiyetname türlerinde aynı şekilde uygulanacağı düşünülmemelidir.
Özellikle belirli mal vasiyeti ile mirasçı atama arasındaki ayrım önem taşımaktadır.
2026 Yargıtay Kararı: Mirasçı Atama ile Belirli Mal Vasiyeti Arasındaki Fark
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21 Ocak 2026 tarihli, E.2025/44, K.2026/16 sayılı kararı, tenkis davalarında bu ayrımı yeniden gündeme getirmiştir.
Kararda, mirasbırakanın vasiyetnameyle terekenin tamamı üzerinde belirli kişileri mirasçı olarak atadığı uyuşmazlık incelenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, mirasçı atama ile belirli mal vasiyetinin hukuki sonuçlarının farklı olduğunu vurgulamıştır.
Belirli bir malın vasiyet edilmesi hâlinde Türk Medeni Kanunu m.564'teki bölünebilirlik araştırması ve seçimlik hak sistemi gündeme gelebilir.
Ancak mirasçı atama niteliğindeki tasarruflarda aynı hüküm doğrudan uygulanmaz. Bu tür uyuşmazlıklarda saklı pay oranında tenkise karar verilmesi yeterli olabilir.
Bu kararın uygulama bakımından önemi, bir vasiyetnameyle belirli taşınmazın bırakılması ile terekenin tamamı veya belirli oranı üzerinde bir kişinin mirasçı atanmasının aynı hukuki işlem olmadığını göstermesidir.
Bu nedenle tenkis davasında yalnız vasiyetnamenin başlığına değil, mirasbırakanın gerçek iradesine ve yaptığı tasarrufun hukuki niteliğine bakılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu – 21.01.2026, E.2025/44, K.2026/16
Tenkis Davası Kimlere Karşı Açılır?
Tenkis davasının davalısı, kural olarak saklı payı ihlal eden tasarruftan yararlanan kişidir.
Örneğin vasiyetnameyle belirli bir malın tamamı üçüncü kişiye bırakılmışsa, somut şartlara göre bu kişiye karşı tenkis talebinde bulunulabilir.
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı tenkise tabi bağış söz konusuysa bağıştan yararlanan kişi davalı olabilir.
Birden fazla kişiye kazandırma yapılmışsa tenkis sırası ve her bir kazandırmanın niteliği dikkate alınmalıdır.
Tenkisin bütün kazandırmalar bakımından aynı sonuçları doğuracağı veya her davalının bütün eksik saklı paydan aynı ölçüde sorumlu olacağı varsayılamaz.
Tenkis Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Tenkis davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Yetki bakımından ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.11 uygulanır.
Bu maddeye göre ölüme bağlı tasarrufların tenkisine ilişkin davalarda mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
Örneğin mirasbırakanın son yerleşim yeri Antalya ise, tenkise konu taşınmazın başka bir ilde bulunması tek başına davanın o taşınmazın bulunduğu yerde açılmasını gerektirmez.
Ancak muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil gibi farklı taleplerin bulunduğu dosyalarda yetki konusu ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle dava dilekçesi hazırlanırken yalnız taşınmazın tapu kaydındaki adresine bakılmamalıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu – HMK m.11
Tenkis Davasından Önce Arabuluculuk Zorunlu mu?
Salt tenkis davası bakımından dava şartı arabuluculuk öngörülmemiştir.
Bu konu özellikle 1 Eylül 2023'te taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıkların dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmasından sonra karıştırılmaktadır.
Ancak tenkis davası ile ortaklığın giderilmesi davası aynı hukuki talep değildir.
Tenkis davasında saklı payı ihlal eden kazandırmaların azaltılması istenir.
Ortaklığın giderilmesinde ise birlikte mülkiyet konusu bir mal üzerindeki ortaklığın sona erdirilmesi amaçlanır.
Bununla birlikte aynı uyuşmazlıkta birden fazla talep ileri sürülmesi söz konusuysa her talep bakımından dava şartları ayrıca değerlendirilmelidir.
Adalet Bakanlığı – Dava Şartı Arabuluculuğun Kapsamı
Tenkis Davası Açma Süresi Ne Kadardır?
Tenkis davalarında en önemli konulardan biri hak düşürücü süredir.
Türk Medeni Kanunu m.571'e göre dava hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.
Ayrıca her durumda uygulanacak azami süre bulunmaktadır.
Vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılma tarihinden, diğer tasarruflarda ise mirasın açılması tarihinden itibaren on yıl geçmesiyle dava hakkı düşer.
Mirasın açılması, kural olarak mirasbırakanın ölümüyle gerçekleşir.
Ancak vasiyetnamenin açılması farklı bir hukuki işlemdir. Dolayısıyla sürelerin başlangıcı bakımından bu iki tarih karıştırılmamalıdır.
Kanunda bir tasarrufun iptalinin önceki tasarrufun yürürlüğe girmesine yol açması hâlinde ayrıca özel bir süre başlangıcı öngörülmüştür.
Türk Medeni Kanunu m.571 – Hak Düşürücü Süreler
Bir Yıllık Süre Ölüm Tarihinden mi Başlar?
Her durumda hayır.
Kanun bir yıllık süreyi, saklı payın zedelendiğinin öğrenildiği tarihe bağlamıştır.
Örneğin mirasbırakan 2024 yılında ölmüş ancak mirasçı, saklı payını ihlal eden belirli bir tasarrufun varlığını daha sonra öğrenmiş olabilir.
Bu durumda öğrenme tarihi önem kazanır.
Ancak mirasçının geç öğrenmiş olması, kanundaki on yıllık azami sürenin göz ardı edilebileceği anlamına gelmez.
Bu nedenle dava süresi değerlendirilirken hem öğrenme tarihi hem de ilgili tasarruf bakımından on yıllık sürenin başlangıcı kontrol edilmelidir.
On Yıllık Süre Bütün Tasarruflarda Ölüm Tarihinden mi Başlar?
Hayır.
TMK m.571 açık bir ayrım yapmaktadır.
Vasiyetnamelerde: Vasiyetnamenin açılma tarihi esas alınır.
Diğer tasarruflarda: Mirasın açılması tarihi, yani kural olarak mirasbırakanın ölüm tarihi esas alınır.
Örneğin ölümden sonra mahkeme tarafından açılan vasiyetnameye yönelik tenkis talebinde, on yıllık azami süre hesaplanırken vasiyetnamenin açılma tarihi ayrıca belirlenmelidir.
Bu nedenle bütün tenkis davaları için:
“Ölüm tarihinden itibaren on yıl.”
şeklinde tek bir hesap yapılması doğru değildir.
Tenkis Talebi Def'i Olarak İleri Sürülebilir mi?
Türk Medeni Kanunu m.571, tenkis iddiasının def'i yoluyla her zaman ileri sürülebileceğini düzenlemektedir.
Ancak bu hüküm, dava açmak için öngörülen bir ve on yıllık hak düşürücü sürelerin tamamen önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Tenkisin bir davada talep sonucu olarak ileri sürülmesiyle, başka bir talebe karşı savunma amacıyla def'i olarak kullanılması ayrı hukuki durumlardır.
Bu nedenle süre geçmişse kişinin doğrudan tenkis davası açabileceği sonucuna yalnız def'i hükmünden hareketle varılamaz.
Mirasbırakan Hayattayken Tenkis Davası Açılabilir mi?
Kural olarak hayır.
Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Saklı payın somut olarak ihlal edilip edilmediği de ölüm tarihindeki tereke durumu üzerinden değerlendirilir.
Bir kişi hayattayken malvarlığının değerinde, borçlarında ve gelecekte yapacağı tasarruflarda değişiklik meydana gelebilir.
Bu nedenle mirasbırakan hayattayken gelecekteki saklı paya dayanılarak olağan tenkis davası açılması mümkün değildir.
Ancak hayattayken yapılmış belirli işlemler bakımından başka hukuki nedenlere dayanan talepler söz konusu olabilir. Bunlar tenkis davasından ayrı değerlendirilmelidir.
Mirastan Çıkarılan Kişi Tenkis Davası Açabilir mi?
Bu sorunun cevabı, mirasçılıktan çıkarmanın hukuken geçerli olup olmadığına bağlıdır.
Türk Medeni Kanunu m.510, saklı paylı mirasçının belirli ağır sebeplerle mirasçılıktan çıkarılmasına izin vermektedir.
Örneğin mirasçının mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi, kanundaki şartlarla çıkarma sebebi olabilir.
Ancak mirasbırakanın vasiyetnameye yalnızca:
“Bu çocuğuma miras bırakmıyorum.”
yazması her durumda geçerli bir mirasçılıktan çıkarma sonucunu doğurmaz.
Kanun çıkarma sebebinin belirtilmesini ve itiraz hâlinde bu sebebin ispatına ilişkin özel kuralları da düzenlemektedir.
Geçerli mirasçılıktan çıkarma sonucunda ilgili kişinin tenkis hakkı bulunmayabilir. Ancak çıkarma tasarrufunun geçerliliği tartışmalıysa bu mesele ayrıca incelenmelidir.
Tenkis Davasında Hangi Belgeler Önemlidir?
Tenkis davasında saklı payın ihlal edilip edilmediğinin ortaya konulması için terekeye ilişkin kapsamlı araştırma yapılması gerekebilir.
Özellikle;
mirasçılık belgesi,
ölüm kaydı,
vasiyetname veya miras sözleşmesi,
taşınmazların tapu kayıtları ve geçmiş devirleri,
banka hesapları,
şirket payları,
mirasbırakanın borçlarına ilişkin kayıtlar,
bağış sözleşmeleri,
taşınmaz değerleme raporları,
mirasbırakanın yaptığı diğer karşılıksız kazandırmaları gösteren belgeler
önem kazanabilir.
Ancak yalnız davacının bildiği taşınmazlar üzerinden hesap yapılması eksik sonuca yol açabilir.
Yargıtay uygulamasında da net terekenin eksiksiz belirlenmesi, tenkise tabi kazandırmaların doğru hesaplanması ve taşınmaz değerlerindeki çelişkilerin giderilmesi üzerinde durulmaktadır.
Bu nedenle özellikle çok sayıda taşınmaz veya farklı tarihlerde yapılmış bağış bulunan dosyalarda delil ve değerleme süreci davanın esaslı bölümünü oluşturur.
Sık Sorulan Sorular
Saklı pay nedir?
Saklı pay, kanunun belirli yasal mirasçılar için koruduğu ve mirasbırakanın tasarruflarıyla kural olarak ortadan kaldırılamayan asgari miras hakkıdır.
2026 yılında kimlerin saklı payı vardır?
Kanuni şartlarla altsoy, anne ve baba ile sağ kalan eş saklı pay sahibi olabilir. Ancak kişinin gerçekten saklı pay sahibi olup olmadığı, mirasın açıldığı tarihteki yasal mirasçılık durumuna göre belirlenir.
Kardeşlerin saklı payı var mı?
Hayır. Kardeşlerin saklı payı 2007 yılında 5650 sayılı Kanunla kaldırılmıştır. Bununla birlikte kardeşlerin belirli durumlarda yasal mirasçı olması mümkündür.
Çocukların saklı payı ne kadar?
Çocukların saklı payı, yasal miras paylarının yarısıdır. Mirasbırakanın eşi ve diğer mirasçıların bulunup bulunmadığı, somut saklı pay oranını etkiler.
Sağ kalan eşin saklı payı ne kadar?
Eş, altsoy veya anne ve baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yasal miras payının tamamı saklı paydır. Diğer hâllerde saklı pay, yasal miras payının dörtte üçüdür.
Tenkis davası nedir?
Saklı payının karşılığını alamayan mirasçının, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmalarının azaltılmasını istediği davadır.
Babam bütün mallarını kardeşime bıraktı. Tenkis davası açabilir miyim?
Saklı pay sahibiyseniz ve mirasbırakanın yaptığı tasarruf sonucunda bu payın karşılığını alamadıysanız, diğer kanuni şartlarla tenkis davası gündeme gelebilir. Ancak öncelikle bütün tereke ve tasarrufun hukuki niteliği değerlendirilmelidir.
Ölümden beş yıl önce yapılan bağış tenkis edilebilir mi?
Bazı durumlarda evet. Ölümden önceki bir yıllık döneme ilişkin düzenleme, daha eski bütün kazandırmaların tenkis dışında kaldığı anlamına gelmez. Özellikle TMK m.565'teki diğer kazandırma türleri değerlendirilmelidir.
Tenkis davası ne kadar sürede açılmalıdır?
Saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren on yıllık azami süre içerisinde açılmalıdır.
Tenkis davasından önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Salt tenkis davası bakımından dava şartı arabuluculuk bulunmamaktadır. Ancak dosyada ortaklığın giderilmesi gibi başka talepler varsa bunların arabuluculuk koşulları ayrıca incelenmelidir.
Tenkis davasında hangi mahkeme görevlidir?
Asliye hukuk mahkemesi görevlidir. HMK m.11 uyarınca mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
Tenkis davasında evin tamamı geri alınır mı?
Her durumda hayır. Tenkisin amacı saklı payı ihlal eden kısmı azaltmaktır. Sonuç, tasarrufun hukuki niteliğine, sabit tenkis oranına ve taşınmazın bölünebilir olup olmadığına göre değişebilir.
Tenkis davası ile muris muvazaası davası aynı mı?
Hayır. Muris muvazaasında görünürdeki işlemin gerçek iradeyi yansıtmadığı ileri sürülebilir. Tenkiste ise saklı payı ihlal eden kazandırmanın azaltılması amaçlanır.
Vasiyetname geçerliyse tenkis davası açılamaz mı?
Açılabilir. Tenkis davasının amacı mutlaka geçersiz bir vasiyetnamenin iptali değildir. Hukuken geçerli bir vasiyetname de saklı payı ihlal ettiği ölçüde tenkise tabi olabilir.
Yargıtay'ın 2026 tarihli kararı tenkis bakımından neyi açıklıyor?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21 Ocak 2026 tarihli, E.2025/44, K.2026/16 sayılı kararı, mirasçı atama niteliğindeki tasarruflarla belirli mal vasiyetinin tenkisinde farklı kuralların uygulanacağını ortaya koymaktadır.
Sonuç
Saklı pay, mirasbırakanın malvarlığı üzerindeki tasarruf özgürlüğü ile belirli mirasçıların miras hakkı arasında kanunun kurduğu sınırdır.
Mirasbırakan vasiyetname düzenleyebilir, belirli kişileri mirasçı olarak atayabilir veya sağlığında karşılıksız kazandırmalarda bulunabilir.
Ancak bu tasarruflar saklı paylı mirasçıların kanunen korunan haklarını ihlal ediyorsa, gerekli şartlarla tenkis davası gündeme gelebilir.
Bu konuda en önemli nokta, mirasbırakanın yalnız bir mirasçıya mal bırakmış olmasının tek başına tenkis sebebi oluşturmamasıdır.
Öncelikle bütün tereke belirlenmeli, mirasçıların yasal payları ve saklı payları hesaplanmalı, yapılan kazandırmaların hukuki niteliği incelenmeli ve saklı payın gerçekten ihlal edilip edilmediği ortaya konulmalıdır.
Ayrıca saklı pay, mirasta denkleştirme, muris muvazaası ve vasiyetnamenin iptali farklı hukuki kurumlardır. Aynı aile içi uyuşmazlıkta bu taleplerden birden fazlası gündeme gelse dahi her birinin şartları ve sonuçları ayrı değerlendirilmelidir.
Tenkis davalarında süreler de en az saklı pay hesabı kadar önemlidir.
Saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık süre ve ilgili tasarrufun niteliğine göre hesaplanan on yıllık azami süre göz ardı edilmemelidir.
Son olarak, 2026 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının da gösterdiği üzere, vasiyetnameyle mirasçı atama ile belirli mal vasiyeti aynı tenkis sonuçlarına tabi değildir.
Bu nedenle sağlıklı bir tenkis değerlendirmesinde yalnız vasiyetname veya tapu devri incelenmemeli; terekenin tamamı, geçmiş kazandırmalar, tasarrufun hukuki niteliği, saklı pay hesabı ve dava süreleri bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Hukuki Dayanaklar
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu; özellikle m.495–506, m.507–513, m.557–571 ve m.575.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; özellikle m.2 ve m.11.
5650 sayılı Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: 21.01.2026 tarihli, E.2025/44, K.2026/16 sayılı karar.
Mevzuat ve yargı kararları
Türk Medeni Kanunu – Güncel Metin
Hukuk Muhakemeleri Kanunu – HMK m.11
Adalet Bakanlığı – Dava Şartı Arabuluculuk
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu – E.2025/44, K.2026/16
UYAP – Tenkis Hesabı ve Taşınmaz Değerlemesine İlişkin Yargıtay Kararı
İlgili Yazılar
Yasal Mirasçılar Kimlerdir? Miras Payları Nasıl Hesaplanır? 2026
Miras Nasıl Paylaşılır? Mirasçılar Anlaşamazsa Ne Olur?
Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) Nasıl Alınır?
Muris Muvazaası Nedir? Mirastan Mal Kaçırma Nasıl İspatlanır?
Vasiyetname Nasıl Hazırlanır? Geçerlilik Şartları Nelerdir?
Yazar: Av. Süleyman Kesici
Yayın tarihi: 25 Eylül 2026
Son hukuki kontrol: 25 Eylül 2026
Bilgilendirme Notu: Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Saklı pay ve tenkis taleplerinde mirasçıların kimliği, terekenin kapsamı, mal rejiminden doğan haklar, geçmişte yapılan kazandırmalar, ölüm ve öğrenme tarihleri ile somut olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Kesici Hukuk
© 2026 Kesici Hukuk, Avukat Süleyman Kesici Hukuk Bürosu. Tüm hakkı saklıdır.


