AVUKAT SÜLEYMAN KESİCİ HUKUK BÜROSU | ANTALYA AVUKAT
idarenin Hizmet Kusuru Nedeniyle Tazminat Davası Hangi Şartlarda Açılır?
Belediye, kamu hastanesi, okul, altyapı veya diğer kamu hizmetlerinin kötü, geç ya da hiç işlememesi nedeniyle zarar doğduğunda idarenin sorumluluğunu; tam yargı davası, idareye ön başvuru, dava süreleri ve tazminat hesabı üzerinden açıklayan güncel rehber. idarenin Hizmet Kusuru
TAZMINAT HUKUKUTAZMINAT | İDARENIN SORUMLULUĞU
Av. Süleyman Kesici
10/3/202621 min read
İdarenin Hizmet Kusuru Nedeniyle Tazminat Davası Hangi Şartlarda Açılır?
Yayın tarihi: 3 Ekim 2026
Belediyenin bakımını yapmakla yükümlü olduğu yoldaki ciddi bir çukur nedeniyle trafik kazası meydana gelebilir. Kamu hastanesinde sağlık hizmetinin gerektiği şekilde yürütülmemesi hastada kalıcı zarara yol açabilir. Devlet okulunda gerekli denetim ve gözetim önlemlerinin alınmaması nedeniyle öğrenci yaralanabilir. Altyapı sisteminin yetersizliği nedeniyle işyeri veya konut su altında kalabilir.
Bu olayların ortak noktası, zararın bir kamu hizmetinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak ortaya çıkmasıdır.
Türk hukukunda idare, yürüttüğü kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi nedeniyle kişilere verdiği zararlardan belirli şartlarla sorumlu tutulabilir.
Bu sorumluluğun anayasal dayanağı açıktır.
Anayasa'nın 125. maddesi:
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
hükmünü içermektedir.
Zarar gören kişi, koşulları bulunuyorsa idari yargıda tam yargı davası açarak maddi ve manevi zararlarının giderilmesini isteyebilir.
Ancak idare aleyhine tazminat isteminde yalnız zararın meydana gelmiş olması yeterli değildir.
Kamu hizmetinin yürütülüşü, zarar, hizmet kusuru ve nedensellik bağı birlikte değerlendirilmelidir.
Üstelik özellikle idari eylemlerden doğan tazminat taleplerinde çok önemli bir ön başvuru ve süre sistemi vardır.
Bu nedenle:
“Devlet kurumu bana zarar verdi, istediğim zaman dava açabilirim.”
şeklindeki düşünce ciddi hak kaybına yol açabilir.
Hizmet Kusuru Nedir?
Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya işleyişinde ortaya çıkan nesnel bozukluk, aksaklık veya eksikliktir.
Danıştay içtihatlarında hizmet kusuru genel olarak üç görünüm altında ele alınmaktadır:
Hizmetin kötü işlemesi.
Hizmetin geç işlemesi.
Hizmetin hiç işlememesi.
Örneğin belediyenin sorumluluğundaki yolun tehlikeli hâle gelmesine rağmen gerekli bakımın yapılmaması hizmetin kötü veya hiç işlememesi kapsamında değerlendirilebilir.
Bir kamu hastanesinde acil müdahalenin tıbben gerekli sürede gerçekleştirilmemesi, olayın özelliklerine göre hizmetin geç işlemesi sonucunu doğurabilir.
Kamu okulunda öğrencilerin denetim ve gözetimi için gerekli organizasyonun oluşturulmaması da hizmet kusuru niteliği taşıyabilir.
Danıştay, kamu hizmetini yürüten idarenin yalnız personel görevlendirmekle değil, hizmetin güvenli ve gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonu kurmak, gerekli araç ve ekipmanı sağlamak ve hizmetin işleyişini denetlemekle yükümlü olduğunu kabul etmektedir.
Her Kamu Hizmeti Kaynaklı Zarar Hizmet Kusuru mudur?
Hayır.
Bir zararın kamu hizmeti sırasında ortaya çıkmış olması, idarenin otomatik olarak tazminat ödemesini gerektirmez.
Hizmet kusuruna dayalı sorumluluk bakımından genel olarak;
idareye yüklenebilecek kusurlu bir kamu hizmeti faaliyeti,
gerçek bir zarar,
zararla idarenin faaliyeti arasında uygun nedensellik bağı
bulunmalıdır.
Örneğin belediyenin bütün gerekli önlemleri aldığı ve zararın tamamen öngörülemeyen, önlenemeyen olağanüstü bir olaydan kaynaklandığı durumda idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğu bulunmayabilir.
Bununla birlikte hizmet kusuru bulunmasa dahi bazı olaylarda kusursuz sorumluluk ilkeleri nedeniyle idarenin tazmin yükümlülüğü doğabilir.
Bu nedenle tam yargı davasında inceleme yalnız:
“İdare kusurlu mu?”
sorusuyla sınırlı değildir.
Danıştay, hizmet kusuru bulunmadığı durumda da olayın koşullarına göre kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Hizmet Kusuru ile Kusursuz Sorumluluk Arasındaki Fark Nedir?
Hizmet kusurunda zarar, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmemesinden kaynaklanır.
Kusursuz sorumlulukta ise idarenin hizmeti hukuka ve kurallara uygun yürütmesine rağmen, faaliyetin doğurduğu özel ve olağan dışı zarar belirli şartlarla idareye yüklenebilir.
İdare hukukunda kusursuz sorumluluk;
risk ilkesi,
mesleki risk,
sosyal risk
ve
kamu külfetleri karşısında eşitlik veya fedakârlığın denkleştirilmesi
gibi ilkeler çerçevesinde geliştirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi de idarenin mali sorumluluğunun Danıştay içtihatlarında kusurlu ve kusursuz sorumluluk olarak iki temel grupta değerlendirildiğini belirtmektedir.
Bu nedenle hizmet kusuru ispatlanamayan her tazminat davasının otomatik olarak reddedilmesi gerekmez.
Somut olayda kusursuz sorumluluk koşullarının bulunup bulunmadığı da araştırılabilir.
Hizmetin Kötü İşlemesi Ne Demektir?
Kamu hizmeti yürütülmektedir ancak olması gereken standartta değildir.
Örneğin;
bir kamu hastanesinde tıbbi takip sürecinin gereği gibi yürütülmemesi,
belediyenin yolun tehlikeli durumunu gidermemesi,
kamu okulunda öğrenciler için gerekli gözetimin sağlanmaması,
kanalizasyon sisteminin uzun süredir bilinen kapasite sorununa rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması
hizmetin kötü işlemesine örnek oluşturabilir.
Burada önemli olan, kamu hizmetinin objektif olarak kendisinden beklenen standartta yürütülüp yürütülmediğidir.
Hizmetin Geç İşlemesi Ne Demektir?
Kamu hizmeti yerine getirilmiştir ancak hukuken veya hizmetin niteliğine göre makul kabul edilemeyecek ölçüde gecikmiştir.
Örneğin acil sağlık müdahalesindeki gecikme nedeniyle hastanın durumunun ağırlaşması bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak yalnız işlemin geç yapılmış olması tazminat için yeterli değildir.
Gecikmeyle ortaya çıkan zarar arasında nedensellik bağının da gösterilmesi gerekir.
Başka bir ifadeyle hizmet zamanında yerine getirilmiş olsaydı zararın önlenebileceğinin veya daha düşük seviyede kalacağının ortaya konulması önemlidir.
Hizmetin Hiç İşlememesi Ne Demektir?
İdarenin yerine getirmesi gereken kamu hizmetini hiç yerine getirmemesi durumudur.
Örneğin mevzuat ve somut koşullar gereğince açık bir güvenlik önlemi alınması gerektiği hâlde hiçbir önlem alınmamış olabilir.
Ancak idarenin her olumsuz sonucu önleme gibi sınırsız bir yükümlülüğünün bulunduğu söylenemez.
İdarenin hukuken yapmakla yükümlü olduğu hizmetin kapsamı ve olayın öngörülebilirliği birlikte değerlendirilir.
Hizmet Kusuru Nedeniyle Tazminat Davasının Şartları Nelerdir?
Bir tam yargı davasında mahkeme esas olarak üç temel bağlantıyı araştırır:
Unsurİncelenen temel konuİdarenin eylem veya işlemiKamu hizmetinin kuruluşunda veya işleyişinde hukuka aykırılık ya da hizmet kusuru bulunuyor mu?ZararDavacının gerçek, belirlenebilir ve hukuken korunabilir bir zararı var mı?Nedensellik bağıZarar, idarenin eylemi veya hizmet kusuru nedeniyle mi meydana geldi?
Bunlardan birinin bulunmaması hizmet kusuruna dayalı tazminat isteminin reddine neden olabilir.
Danıştay da idarenin tazmin sorumluluğu için kamu hizmeti ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmasını temel koşullardan biri olarak kabul etmektedir.
Tam Yargı Davası Nedir?
Tam yargı davası, idarenin işlem veya eylemleri nedeniyle kişisel hakkı doğrudan zarar gören kişinin uğradığı zararın giderilmesi amacıyla açılan idari dava türüdür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/1-b, tam yargı davalarını idari dava türleri arasında saymaktadır.
Özel hukuktaki tazminat davasıyla benzer amacı bulunmakla birlikte usulü aynı değildir.
İdari yargıda;
özel dava açma süreleri,
zorunlu idari ön başvuru,
görev ve yetki kuralları,
yazılı yargılama sistemi
ve idarenin sorumluluğuna özgü ilkeler
uygulanır.
Bu nedenle bir hizmet kusuru dosyasının doğrudan asliye hukuk mahkemesinde açılması her durumda doğru değildir.
İdari Eylem ile İdari İşlem Arasındaki Fark Neden Önemlidir?
Tam yargı davasındaki en kritik ayrımlardan biridir.
İdari işlem, idarenin hukuki sonuç doğuran irade açıklamasıdır.
Örneğin;
ruhsat iptali,
görevden çıkarma,
atama işlemi,
idari yaptırım
gibi tasarruflar idari işlem olabilir.
İdari eylem ise idarenin faaliyetleri sırasında ortaya çıkan maddi fiil, davranış veya olaydır.
Örneğin;
kamu hastanesindeki tıbbi uygulama,
yol bakımının yapılmaması,
okulda denetim eksikliği
veya belediye altyapısının yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan zarar
çoğu durumda idari eylem çerçevesinde değerlendirilir.
Bu ayrım, tazminat talebinden önce idareye başvuru gerekip gerekmediğini ve süre hesabını doğrudan etkiler.
İdari Eylem Nedeniyle Tazminat İçin Önce İdareye Başvurmak Zorunlu mu?
Evet.
İYUK m.13'e göre doğrudan idari eylemden kaynaklanan zararlarda, tam yargı davasından önce ilgili idareye başvurularak zararın giderilmesinin istenmesi gerekir.
Bu başvuru yalnız bir şikâyet veya bilgi talebi değildir.
Hukuken, tam yargı davası açılmadan önce yerine getirilmesi gereken zorunlu ön karar başvurusu niteliğindedir.
Örneğin belediyeye ait altyapının hizmet kusuru nedeniyle evi su basan kişi, doğrudan idare mahkemesinde tazminat davası açmadan önce kanundaki süre içerisinde ilgili idareye zararın karşılanması talebiyle başvurmalıdır.
Bu başvuru yapılmadan açılan dava, idari merci tecavüzü yönünden usuli sorunla karşılaşabilir.
İdareye Başvuru Süresi Ne Kadardır?
İYUK m.13'ün güncel hükmüne göre idari eylemler nedeniyle zarar gören kişi;
eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl
ve
her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl
içinde ilgili idareye başvurmalıdır.
Bu süreler son derece önemlidir.
Örneğin zarar 1 Ocak 2026 tarihinde gerçekleşmiş ve zarar gören kişi olayın idareden kaynaklandığını aynı gün öğrenmişse:
“Nasıl olsa genel zamanaşımı yıllarca sürüyor.”
diyerek beklenmemelidir.
İdari yargıdaki özel süreler uygulanır.
Zararı Daha Sonra Öğrenirsem Bir Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
Bu konu Danıştay'ın güncel yaklaşımında önemli bir yer tutmaktadır.
Bazı olaylarda kamu hizmetiyle zarar arasındaki bağlantı olay tarihinde açık değildir.
Örneğin kişinin sağlık durumunda bir zarar meydana gelebilir ancak bu zararın kamu hizmetindeki bir aksaklıktan kaynaklandığı yıllar sonra alınan tıbbi raporla anlaşılabilir.
Benzer şekilde bir kamu görevlisinin eyleminin kişisel bir davranış mı yoksa kamu hizmetinden ayrılmayan görev kusuru mu olduğu daha sonra ortaya çıkabilir.
Danıştayın güncel içtihadında, eylemin idariliğinin, zararın veya aralarındaki illiyet bağının ancak daha sonra öğrenilebildiği özel durumlarda sürelerin, hak sahibinin dava hakkını gerçek anlamda kullanabileceği tarih dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Ancak bu yaklaşım:
“Zararı geç öğrendiğimi söylersem beş yıllık sürenin hiçbir önemi kalmaz.”
anlamına gelmez.
Süre konusu somut olayın belgeleri üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.
İdare Başvuruma Cevap Vermezse Ne Olur?
İYUK m.13'ün güncel metnine göre tazminat başvurusuna 30 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
Bu duruma uygulamada zımni ret denir.
İdarenin açık ret cevabı vermesi durumunda süre, bu işlemin tebliğini izleyen günden itibaren hesaplanır.
İdare 30 gün boyunca cevap vermezse, 30 günlük sürenin bitiminden sonra dava açma süresi başlar.
Özel bir kanunda farklı bir süre öngörülmedikçe idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür.
Bu nedenle idareye dilekçe verildikten sonra dosyanın aylarca cevapsız bırakılması:
“Henüz cevap gelmedi, dava sürem başlamadı.”
şeklinde değerlendirilmemelidir.
Dava Açmak İçin Toplam Ne Kadar Sürem Var?
İdari eylem kaynaklı klasik hizmet kusuru dosyasında süre sistemi özetle şöyledir:
Öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde idareye başvuru.
Başvurunun açıkça reddedilmesi veya 30 gün içinde cevap verilmemesi üzerine ise, kural olarak 60 günlük idari dava açma süresi.
Ancak özel kanunlarda farklı süreler bulunabileceği gibi olayın idari işlem mi, idari eylem mi olduğu da sonucu değiştirebilir.
Bu nedenle süre hesabında yalnız olay tarihine bakılması yeterli değildir.
Zarar Bir İdari İşlemden Kaynaklanıyorsa Sistem Aynı mı?
Hayır.
Zarar doğrudan bir idari işlemden kaynaklanıyorsa İYUK m.12 uygulanır.
İlgili kişi;
doğrudan tam yargı davası açabilir,
iptal ve tam yargı davasını birlikte açabilir
veya
önce iptal davası açıp kanunda belirtilen aşamadan sonra ayrıca tam yargı davası açabilir.
İYUK m.12 ayrıca işlemin uygulanması nedeniyle sonradan zarar doğduğu durumlar için de özel bir dava imkânı tanımaktadır.
Dolayısıyla hizmet kusuruna dayalı her tazminat talebinde İYUK m.13 üzerinden aynı ön başvuru sistemi uygulanmaz.
Öncelikle zararın bir işlemden mi yoksa eylemden mi doğduğu belirlenmelidir.
Hizmet Kusuru Davasında Hangi Mahkeme Görevlidir?
Kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanan klasik hizmet kusuru uyuşmazlıklarında görevli yargı yeri kural olarak idari yargıdır.
Dava çoğunlukla idare mahkemesinde görülür.
2577 sayılı Kanun m.36'ya göre tam yargı davalarında yetkili mahkeme belirlenirken öncelikle zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili idare mahkemesi dikkate alınır. Danıştay'ın 2025 tarihli kararları da bu kuralı uygulamaktadır.
Ancak kamu görevlileri, özel kanunlar veya farklı nitelikte idari uyuşmazlıklarda özel görev ve yetki hükümleri bulunabilir.
Bu nedenle yalnız:
“Zarar Antalya'da oldu, kesin Antalya İdare Mahkemesi yetkilidir.”
şeklinde her dosyaya uygulanabilecek tek bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Davayı Kamu Görevlisine mi Yoksa İdareye mi Açmak Gerekir?
Kamu görevlisinin yetkisini kullanırken gerçekleştirdiği ve hizmetten ayrılmayan kusurlu eylemler nedeniyle açılacak tazminat davasında kural olarak ilgili kamu görevlisine değil idareye başvurulur.
Anayasa m.129/5, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kanunun gösterdiği koşullarla idare aleyhine açılmasını öngörmektedir.
İdarenin gerekli şartlarda kusurlu kamu görevlisine rücu hakkı saklıdır.
Anayasa Mahkemesi de görev sırasında ve kamu hizmetinden ayrılmayan kusurlar bakımından tam yargı davasının idare aleyhine kullanılabilecek hukuki yol olduğunu belirtmektedir.
Buna karşılık kamu görevlisinin görevinden tamamen ayrılabilen salt kişisel eylemleri farklı bir hukuki değerlendirmeye tabi olabilir.
Kamu Hastanesindeki Tıbbi Hata Nedeniyle Hangi Dava Açılır?
Kamu hastanelerinde sunulan sağlık hizmeti bir kamu hizmetidir.
Kamu hastanesindeki tanı, tedavi, takip veya organizasyon eksikliği nedeniyle zarar meydana geldiği iddia ediliyorsa idarenin hizmet kusuru gündeme gelebilir.
Danıştay 10. Dairesinin 2025 yılında verdiği bir kararda, devlet hastanesindeki ameliyat sonrasında gelişen komplikasyonun zamanında ve tıp kurallarına uygun biçimde yönetilmemesi hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmiş; maddi ve manevi tazminat talepleri idari yargıda incelenmiştir.
Burada her komplikasyonun tıbbi hata olduğu düşünülmemelidir.
Sağlık hizmetinde;
tıbbi müdahalenin endikasyonu,
uygulama tekniği,
takip,
komplikasyon yönetimi,
organizasyon
ve zararla tıbbi uygulama arasındaki nedensellik bağı
çoğu zaman uzman bilirkişi incelemesi gerektirir.
Özel Hastane ile Kamu Hastanesi Davaları Aynı mı?
Hayır.
Kamu hastanesinden kaynaklanan hizmet kusuru uyuşmazlığı kural olarak idari yargıda tam yargı davasına konu olur.
Özel hastane ve özel hekim ilişkilerinde ise özel hukuk hükümleri ve adli yargı sistemi gündeme gelir.
Bu nedenle tıbbi zarar dosyasında ilk sorulardan biri:
“Tedavi hangi hukuki statüdeki sağlık kuruluşunda yapıldı?”
olmalıdır.
Vakıf üniversitesi hastanelerinde ise kurumun kamu tüzel kişisi niteliği ve somut sağlık hizmetinin hukuki yapısı yargı yolu bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin 2026 tarihli kararlarında bu ayrım üzerinde durulmuştur.
Devlet Okulunda Öğrencinin Yaralanmasında İdare Sorumlu Olabilir mi?
Evet, olayın koşullarına göre olabilir.
Kamu okulunun öğrenciler üzerinde gerekli gözetim ve güvenlik önlemlerini almaması hizmet kusuruna yol açabilir.
Danıştay 8. Dairesinin E.2024/5406, K.2025/3788 sayılı kararına konu olayda bir öğrenci okulda yaralanmıştır.
Dosyada nöbetçi öğretmenin okulda bulunmadığı, yerine başka öğretmen görevlendirilmediği, çocukların gözetimsiz kaldığı ve olay sonrasında gerekli acil müdahale organizasyonunun da sağlanmadığı tespit edilmiştir.
İdarenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle hizmet kusuru bulunduğu kabul edilmiştir.
Bu karar, her okul kazasında idarenin otomatik sorumlu olduğunu göstermez.
Olayın öngörülebilirliği, alınan önlemler, öğrencinin davranışı ve zararla gözetim eksikliği arasındaki nedensellik bağı ayrıca değerlendirilir.
Belediye Yollarındaki Çukur veya Altyapı Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?
Olayın koşullarına göre evet.
Belediye veya ilgili kamu idaresinin bakım, yol, kanalizasyon veya altyapı hizmetini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle zarar meydana gelmiş olabilir.
Örneğin uzun süredir varlığı bilinen tehlikeli yol bozukluğunun giderilmemesi ve bu nedenle aracın zarar görmesi, hizmet kusuru iddiasına konu olabilir.
Benzer şekilde kamu kuruluşuna ait kanalizasyon veya altyapı sisteminin hizmet kusuru nedeniyle taşması sonucu işyeri zarar görebilir.
Yakın tarihli yargı kararlarında da kamu tüzel kişisi tarafından yürütülen altyapı hizmetindeki kusurdan kaynaklanan zararların idari yargıda hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Ancak yoğun yağışın tek başına meydana gelmesi idarenin mutlaka sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Altyapının kapasitesi, olayın olağanüstü niteliği ve idarenin alması gereken önlemler ayrıca incelenir.
Zarar Gören Kişinin de Kusuru Varsa Tazminat Alabilir mi?
Alabilir; ancak zarar görenin kusuru tazminat miktarını etkileyebilir.
İdarenin hizmet kusuru ile zarar gören kişinin davranışı birlikte zarara neden olmuş olabilir.
Bu durumda zarar görenin müterafik kusuru, idarenin tazmin sorumluluğunun azaltılması sonucunu doğurabilir.
Danıştay, zarar gören kişinin kusurunun idarenin kusurunu azaltabileceğini; değerlendirmede olay ile zarar arasındaki nedensellik bağının dikkate alınması gerektiğini kabul etmektedir.
Zarar tamamen zarar gören kişinin davranışından kaynaklanıyorsa nedensellik bağının kesilmesi ve idarenin sorumluluğunun ortadan kalkması da gündeme gelebilir.
Üçüncü Kişinin Kusuru İdarenin Sorumluluğunu Kaldırır mı?
Her durumda değil.
Üçüncü kişinin davranışı ile idarenin hizmet kusuru aynı zarara birlikte yol açmış olabilir.
Örneğin üçüncü kişinin hukuka aykırı davranışı yanında idarenin güvenlik ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi de zarar üzerinde etkili olabilir.
Danıştay'ın kamu hizmeti sorumluluğu yaklaşımında yalnız zararlı sonucu gerçekleştiren kişinin kim olduğuna değil, idarenin söz konusu zararı önlemek için yerine getirmek zorunda olduğu bir kamu hizmeti bulunup bulunmadığına da bakılmaktadır.
Bu nedenle üçüncü kişinin kusuru otomatik biçimde idareyi sorumluluktan kurtarmaz.
Mücbir Sebep İdarenin Sorumluluğunu Kaldırabilir mi?
Evet.
Öngörülemez, karşı konulamaz ve idarenin faaliyetinin dışında gerçekleşen olağanüstü olaylar nedensellik bağını kesebilir.
Ancak doğal olayın meydana gelmiş olması tek başına mücbir sebep kabulü için yeterli olmayabilir.
Örneğin bölgede düzenli olarak meydana gelen yoğun yağışların bilindiği bir yerde, yıllardır yetersiz kalan altyapı nedeniyle sürekli su baskınları yaşanıyorsa:
“Yağmur yağdı, dolayısıyla idarenin hiçbir sorumluluğu olamaz.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Olayın olağanüstülüğü ve alınabilecek önlemler somut olarak değerlendirilmelidir.
Hangi Maddi Zararlar Talep Edilebilir?
Somut olaya göre farklı zarar kalemleri gündeme gelebilir.
Bedensel zarar hâlinde;
tedavi ve bakım giderleri,
geçici veya sürekli çalışma gücü kaybı,
kazanç kaybı,
ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar
incelenebilir.
Ölüm hâlinde şartları varsa destekten yoksun kalma zararları gündeme gelebilir.
Malvarlığı zararlarında;
hasar gören araç,
taşınmaz,
işyeri,
makine,
eşya
ve belgelenebilir diğer ekonomik kayıplar
dikkate alınabilir.
Ancak tazminat, varsayımsal veya tamamen ihtimale dayanan kazançları karşılamak amacıyla verilmez.
Zararın gerçek, belirlenebilir ve idarenin eylemiyle bağlantılı olması gerekir.
Manevi Tazminat İstenebilir mi?
Evet.
Hizmet kusuru nedeniyle kişinin beden veya ruh bütünlüğünün etkilenmesi, yakınını kaybetmesi veya ağır elem ve üzüntü yaşaması hâlinde manevi tazminat talep edilebilir.
Manevi tazminat maddi zararı karşılayan bir hesap kalemi değildir.
Danıştay, manevi tazminatı yaşanan olay nedeniyle oluşan elem, ızdırap ve manevi zararın kısmen giderilmesini amaçlayan bir tatmin aracı olarak değerlendirmektedir.
Manevi tazminat miktarı belirlenirken;
olayın ağırlığı,
zararın kalıcılığı,
kişinin yaşı,
idarenin kusurunun niteliği,
zararın yaşam üzerindeki etkisi
gibi unsurlar dikkate alınabilir.
Amaç cezalandırma veya sebepsiz zenginleşme sağlamak değildir.
Tazminat Miktarını Davanın Başında Kesin Bilmek Zorunlu mu?
Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma gibi dosyalarda gerçek zarar miktarı çoğu zaman bilirkişi incelemesinden sonra kesinleşir.
2577 sayılı Kanun m.16/4, tam yargı davasında talep edilen miktarın nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılmasına imkân tanımaktadır.
Örneğin dava başlangıcında sürekli iş göremezlik nedeniyle belirli tutarda maddi tazminat istenmiş ancak bilirkişi raporunda gerçek zarar daha yüksek hesaplanmış olabilir.
Davacı kanundaki şartlarla miktar artırım hakkını kullanabilir.
Ancak bu hak bir defaya mahsustur.
Bu nedenle miktar artırımının hangi aşamada kullanılacağı stratejik önem taşır.
Manevi Tazminat da Sonradan Artırılabilir mi?
Bu konuda maddi tazminattaki uygulamadan daha dikkatli hareket edilmelidir.
Danıştay'ın 21 Nisan 2025 tarihli güncel kararında, İYUK m.16/4 kapsamındaki miktar artırımının manevi tazminat bakımından da tamamen imkânsız olmadığı; ancak manevi zarar yönünden sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen yeni bir olgunun bulunması gibi istisnai koşullar aranabileceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla manevi tazminat talebi:
“Nasıl olsa dava sonunda istediğim kadar yükseltirim.”
düşüncesiyle sembolik tutulmamalıdır.
Dava açılırken olayın bütün etkileri mümkün olduğunca değerlendirilmelidir.
Tazminata Faiz İstenebilir mi?
Evet.
İdari eylem nedeniyle açılan tam yargı davalarında Danıştay uygulamasında tazminata yasal faiz işletilebilmektedir.
İdari eylem dosyalarında genel yaklaşım, idarenin tazminat talebiyle ön başvuru tarihinde uyuşmazlıktan haberdar edilmesi nedeniyle faizin bu tarihten başlatılması yönündedir.
Bu konuda son yıllardaki önemli gelişmelerden biri Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 24 Ekim 2024 tarihli, E.2021/5, K.2024/2 sayılı kararıdır.
Karar 16 Nisan 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Bu karara göre tam yargı davasında sonradan miktar artırımı yapılırsa artırılan tazminat bölümüne de, ilk talep bakımından hangi tarihten faiz yürütülüyorsa aynı tarihten faiz uygulanması gerekir.
Danıştay 10. Dairesi 2025 tarihli güncel kararlarında da bu içtihadı uygulamaktadır.
Yanlışlıkla Adli Yargıda Dava Açarsam Hakkımı Kaybeder miyim?
Her durumda değil.
İYUK m.13/2 önemli bir koruma getirmektedir.
Tam yargı davası görevli olmayan adli yargı yerinde açılmış ve dava görev yönünden reddedilmişse, daha sonra idari yargıda açılacak davada İYUK m.13/1'deki idareye ön başvuru şartı ayrıca aranmaz.
Ancak görevli olmayan mahkemeye dava açılması yine de önemli zaman ve maliyet kaybı yaratabilir.
Ayrıca idari yargıya geçişte uygulanacak dava açma süreleri ayrıca kontrol edilmelidir.
Bu nedenle zararın kamu hizmetiyle ilişkisi başlangıçta doğru nitelendirilmelidir.
Ceza Soruşturmasının Sonucunu Beklemek Zorunlu mu?
Her olayda değil.
Kamu görevlisinin eylemi aynı zamanda suç teşkil ediyorsa ceza soruşturması veya ceza davası yürütülebilir.
Ancak tam yargı davası ile ceza yargılamasının amaçları farklıdır.
İdari yargıda esas olarak idarenin kamu hizmetini gereği gibi yürütüp yürütmediği ve zarar ile hizmet arasındaki bağlantı incelenir.
Bununla birlikte bazı istisnai olaylarda eylemin kamu hizmetinden ayrılan kişisel kusur mu yoksa idari görev kusuru mu olduğu ancak ceza yargılaması veya başka araştırmalar sonucunda ortaya çıkabilir.
Danıştay, böyle durumlarda eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihi süre hesabında dikkate alabilmektedir.
Bu nedenle ceza soruşturması bulunan her dosyada aynı süre hesabı kullanılmamalıdır.
İdareye Başvuru Dilekçesinde Neler Yer Almalıdır?
Başvuru, yalnız:
“Mağdur oldum, tazminat istiyorum.”
şeklindeki genel bir dilekçeden ibaret bırakılmamalıdır.
Olayın tarihi, yeri ve gelişimi; zarar doğuran kamu hizmeti; idarenin hangi eylem veya ihmali nedeniyle sorumlu tutulduğu; maddi ve manevi zarar kalemleri; eldeki tıbbi, teknik ve mali belgeler ile tazminat talebi açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Başvuru tarihi daha sonra dava süresinin ve faiz başlangıcının belirlenmesinde de önem taşıyabileceğinden dilekçenin idareye ne zaman ulaştığını gösteren kayıt korunmalıdır.
Hizmet Kusuru Nasıl İspatlanır?
Deliller olayın niteliğine göre değişir.
Bir kamu hastanesi dosyasında tıbbi kayıt ve uzman raporları belirleyici olabilir.
Yol veya altyapı olayında;
fotoğraflar,
kamera kayıtları,
belediye kayıtları,
meteorolojik veriler,
olay tutanakları,
ekspertiz raporları
önem kazanabilir.
Okul kazasında;
nöbet çizelgeleri,
kamera kayıtları,
öğretmen ve öğrenci beyanları,
idari soruşturma evrakı
incelenebilir.
İdari yargıda mahkeme de dosyayı aydınlatmak için gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri idareden isteyebilir ve bilirkişi incelemesine başvurabilir.
Önemli olan yalnız zararı göstermek değil, zararı idarenin hizmetindeki aksaklığa bağlayabilmektir.
Sık Sorulan Sorular
Hizmet kusuru nedir?
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin kötü, geç veya hiç işlememesi nedeniyle ortaya çıkan ve idareye yüklenebilen kusurdur.
Hizmet kusuru nedeniyle hangi dava açılır?
Şartları bulunuyorsa idari yargıda tam yargı davası açılarak maddi ve manevi tazminat talep edilir.
İdareye karşı doğrudan tazminat davası açabilir miyim?
Zarar doğrudan bir idari eylemden kaynaklanıyorsa İYUK m.13 uyarınca kural olarak önce ilgili idareye başvurmak gerekir. İdari işlem kaynaklı zararlar bakımından İYUK m.12'de farklı seçenekler bulunmaktadır.
İdareye başvuru süresi kaç yıldır?
İdari eylemlerde, eylemin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ilgili idareye başvurulmalıdır.
İdare başvuruya cevap vermezse ne olur?
İYUK m.13 kapsamında 30 gün içerisinde cevap verilmezse istem reddedilmiş sayılır ve kural olarak 60 günlük dava açma süresi işlemeye başlar.
İdare mahkemesinde dava açma süresi kaç gündür?
Özel kanunlarda başka süre bulunmadıkça idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür.
Kamu hastanesindeki tıbbi hata için idare mahkemesine mi gidilir?
Kamu hastanesindeki sağlık hizmetinden kaynaklanan hizmet kusuru tazminat talepleri kural olarak idari yargıda görülür.
Doktora doğrudan dava açılır mı?
Kamu görevlisinin görevi sırasında ve hizmetten ayrılmayan kusurundan kaynaklanan tazminat talepleri kural olarak ilgili idareye yöneltilir. Tamamen görevden ayrılabilen kişisel kusurlar ayrı değerlendirilir.
Belediyenin yol bakım kusuru nedeniyle araç zarar görürse tazminat istenebilir mi?
Yolun bakım ve güvenliğinden sorumlu idarenin hizmet kusuru, gerçek zarar ve nedensellik bağı ispatlanabiliyorsa tam yargı davası gündeme gelebilir.
Belediyenin kanalizasyon sistemi nedeniyle evimi su basarsa dava açabilir miyim?
Altyapının kamu hizmetindeki kusur nedeniyle zarar doğurduğu ortaya konulabiliyorsa maddi ve şartları varsa manevi tazminat talep edilebilir.
Doğal afet varsa idare hiçbir şekilde sorumlu olmaz mı?
Hayır. Olayın gerçekten karşı konulamaz mücbir sebep olup olmadığı ve idarenin alması gereken önlemleri alıp almadığı ayrıca incelenmelidir.
Zarar gören kişinin kusuru varsa dava tamamen reddedilir mi?
Her zaman değil. Zarar gören kişinin kusuru tazminatın azaltılmasına neden olabilir. Kusurun nedensellik bağını tamamen kesip kesmediği somut olayda değerlendirilir.
Hizmet kusuru bulunamazsa dava kesinlikle reddedilir mi?
Her durumda değil. Olayın niteliğine göre idarenin kusursuz sorumluluk ilkeleri kapsamında sorumlu tutulup tutulamayacağı ayrıca incelenebilir.
Maddi ve manevi tazminat birlikte istenebilir mi?
Şartları varsa evet. Maddi ve manevi zararlar aynı tam yargı davasında birlikte talep edilebilir.
Tazminat miktarı bilirkişi raporunda daha yüksek çıkarsa artırılabilir mi?
İYUK m.16/4 uyarınca tam yargı davasındaki miktar, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenerek bir defaya mahsus artırılabilir.
Artırılan tazminat kısmında faiz hangi tarihten başlar?
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun E.2021/5, K.2024/2 sayılı kararı uyarınca, artırılan miktar için de ilk talebe uygulanacak faiz başlangıç tarihi esas alınmalıdır.
Sonuç
İdarenin hizmet kusuru nedeniyle açılan tazminat davalarında temel mesele, yalnız bir zararın meydana gelmiş olması değildir.
Zararın bir kamu hizmetinin kuruluşundaki veya işleyişindeki aksaklıktan kaynaklandığının ortaya konulması gerekir.
Hizmet kusuru;
hizmetin kötü işlemesi,
geç işlemesi
veya
hiç işlememesi
şeklinde ortaya çıkabilir.
Belediyenin yol ve altyapı hizmetlerinden kamu hastanesindeki sağlık hizmetine, kamu okulundaki denetim yükümlülüğünden güvenlik hizmetlerine kadar çok farklı kamu faaliyetlerinde hizmet kusuru gündeme gelebilir.
Ancak idarenin sorumluluğu için her dosyada;
zararın gerçekten mevcut olup olmadığı,
idarenin görev ve sorumluluğunun kapsamı,
hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı,
zararla kamu hizmeti arasındaki nedensellik bağı,
zarar gören veya üçüncü kişinin kusuru
ve
varsa mücbir sebep
birlikte değerlendirilmelidir.
Usul bakımından ise en kritik konu sürelerdir.
İdari eylem nedeniyle zarar doğmuşsa İYUK m.13 kapsamında kural olarak önce idareye başvurulmalıdır.
Başvuru;
zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl
ve
her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl
içinde yapılmalıdır.
İdare tazminat talebini reddederse veya 30 gün içinde cevap vermezse, kural olarak 60 günlük dava açma süresi dikkate alınmalıdır.
Zarar bir idari işlemden kaynaklanıyorsa ise İYUK m.12'deki özel sistem uygulanır.
Bu nedenle hizmet kusuru dosyasında sağlıklı hukuki değerlendirme şu sırayla yapılmalıdır:
Zararı doğuran kamu hizmetini belirlemek.
Olayın idari işlem mi yoksa idari eylem mi olduğunu tespit etmek.
Görevli ve sorumlu idareyi belirlemek.
Hizmetin kötü, geç veya hiç işlememesine ilişkin delilleri toplamak.
Zarar ile hizmet kusuru arasındaki nedensellik bağını ortaya koymak.
İYUK m.12 veya m.13 bakımından uygulanacak süreleri hesaplamak.
Gerekliyse süresinde idareye tazminat başvurusu yapmak.
Maddi ve manevi zararları ayrı ayrı belirlemek.
Faiz talebini ve faiz başlangıç tarihini açıkça göstermek.
Doğru ve yetkili idare mahkemesinde tam yargı davası açmak.
Hizmet kusuru dosyalarında yalnız zararın büyüklüğü değil, zararla kamu hizmetindeki aksaklık arasındaki bağlantının nasıl ortaya konulduğu belirleyicidir.
Aynı şekilde maddi olarak güçlü bir tazminat talebi dahi İYUK'taki kısa ve özel sürelerin kaçırılması hâlinde esası incelenmeden sonuçlanabilir.
Bu nedenle idarenin sorumluluğuna dayalı uyuşmazlıklarda olayın hukuki niteliği ile süre hesabının dosyanın başlangıcında birlikte yapılması gerekir.
Hukuki Dayanaklar
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası; özellikle m.40, m.125 ve m.129.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu; özellikle m.2, m.7, m.12, m.13, m.16 ve m.36.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun bedensel zarar ve destekten yoksun kalmaya ilişkin hükümleri, somut uyuşmazlığın niteliğine göre.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, 24.10.2024 tarihli, E.2021/5, K.2024/2 sayılı karar.
Güncel ve resmî kaynaklar
Anayasa'nın 125. maddesindeki idarenin mali sorumluluğunun anayasal dayanağı: T.C. Anayasası – Anayasa Mahkemesi
İdari eylemlerde ön başvuru ve 1–5 yıllık sürelerin güncel uygulaması: UYAP Mevzuat ve İçtihat – İYUK m.13 uygulaması
Danıştay'ın hizmet kusuruna ilişkin güncel karar arama sistemi: Danıştay Karar Arama
Kamu hastanesindeki hizmet kusuru ve tazminat hesabına ilişkin 2025 tarihli Danıştay kararı: Danıştay 10. Dairesi – Güncel hizmet kusuru kararı
İlgili Yazılar
Haksız Yakalama, Gözaltı veya Tutuklama Nedeniyle Tazminat Nasıl İstenir?
Maddi ve Manevi Tazminat Arasındaki Fark Nedir? Hangi Zararlar Talep Edilebilir?
Tıbbi Uygulama Hatasında Tazminat Davası Hangi Şartlarda Açılır?
Kamulaştırma Bedel Tespiti ve Tescil Davası Nasıl Yürütülür?
Trafik Kazasında Tazminat Hakkı Kimlere Aittir?
Yazar: Av. Süleyman Kesici
Yayın tarihi: 3 Ekim 2026
Son hukuki kontrol ve güncelleme: 4 Ekim 2026
Bilgilendirme Notu: Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İdarenin tazmin sorumluluğu; zararın bir idari işlem veya eylemden doğmasına, kamu hizmetinin niteliğine, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk koşullarına, zararın öğrenilme tarihine, idari başvuru süresine ve somut olayın diğer özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Kesici Hukuk
© 2026 Kesici Hukuk, Avukat Süleyman Kesici Hukuk Bürosu. Tüm hakkı saklıdır.


