AVUKAT SÜLEYMAN KESİCİ HUKUK BÜROSU | ANTALYA AVUKAT
Dolandırıcılık Suçu ile Hukuki Alacak Uyuşmazlığı Nasıl Ayırt Edilir?
Borcun ödenmemesi veya sözleşmenin yerine getirilmemesinin ne zaman yalnız hukuki uyuşmazlık, ne zaman dolandırıcılık suçu oluşturabileceğini; hile, başlangıçtaki kast, sahte belge, çek, internet satışı ve güncel Yargıtay kararları üzerinden açıklayan 2026 rehberi.
CEZA | MALVARLIĞINA KARŞI SUÇLARCEZA HUKUKU
Av. Süleyman Kesici
10/2/202624 min read
Dolandırıcılık Suçu ile Hukuki Alacak Uyuşmazlığı Nasıl Ayırt Edilir?
Yayın tarihi: 2 Ekim 2026
Bir kişi borç aldığı parayı geri ödememiş olabilir. İnternetten satın alınan ürün gönderilmemiş olabilir. Müteahhit avans aldığı hâlde işe başlamamış, şirket aldığı siparişi teslim etmemiş veya borçlu ödeme için verdiği çekin karşılığını sağlayamamış olabilir.
Bu olayların tamamında mağdur açısından ortak bir sonuç vardır:
Para veya mal kaybı.
Ancak ceza hukuku bakımından aynı sonucu doğuran her olay dolandırıcılık suçu değildir.
Bir sözleşmenin yerine getirilmemesi, borcun zamanında ödenmemesi veya ticari ilişkinin başarısızlıkla sonuçlanması kural olarak özel hukuk alanında çözülecek bir uyuşmazlık olabilir.
Dolandırıcılık suçundan söz edilebilmesi için ise bundan daha fazlası gerekir.
Türk Ceza Kanunu m.157 bakımından temel soru şudur:
Karşı taraf, mağdurun para veya malı vermesini sağlamak amacıyla kandırıcı nitelikte hileli davranışlarda bulundu mu?
Bu nedenle dolandırıcılık ile hukuki alacak uyuşmazlığını ayıran temel ölçüt çoğu zaman borcun ödenmemesi değil, malvarlığı devrinden önce veya devir sırasında kullanılan hiledir.
Dolandırıcılık Suçu Nedir?
Türk Ceza Kanunu m.157'ye göre dolandırıcılık;
bir kişinin hileli davranışlarla aldatılması, bunun sonucunda kendisinin veya başka bir kişinin malvarlığında zarar meydana gelmesi ve failin kendisine veya başkasına haksız yarar sağlamasıdır.
Suçun temel şeklinde üç unsur birlikte aranır:
Hileli davranış.
Bu hile nedeniyle mağdurun aldatılması ve malvarlığı üzerinde işlem yapması.
Mağdur veya üçüncü kişi zararına fail ya da başkası lehine yarar sağlanması.
Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımında da dolandırıcılığı diğer malvarlığı suçlarından ayıran unsurun aldatma olduğu vurgulanmaktadır.
Basit bir yalan her zaman yeterli değildir. Kullanılan yöntemin somut olayda mağdurun iradesini etkileyebilecek ve onu malvarlığı üzerinde tasarrufa yöneltebilecek nitelikte olması gerekir.
Her Ödenmeyen Borç Dolandırıcılık mıdır?
Hayır.
Bir kişinin borcunu ödememesi tek başına dolandırıcılık suçunu oluşturmaz.
Örneğin A, B'den 200.000 TL borç almış ve üç ay sonra geri ödeyeceğini söylemiştir.
Vade geldiğinde A'nın ekonomik durumu bozulmuş ve parayı ödeyememiştir.
Bu bilgilerden hareketle tek başına:
“Parayı ödemedi, dolandırıcılık yaptı.”
sonucuna ulaşılamaz.
Borç gerçekten doğmuşsa ve uyuşmazlık yalnız geri ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanıyorsa alacaklı;
icra takibi,
alacak davası
veya somut hukuki ilişkiye uygun diğer özel hukuk yollarını kullanabilir.
Ceza hukukunun amacı, ödenmeyen her borcu ceza tehdidiyle tahsil etmek değildir.
Dolandırıcılık ile Hukuki Uyuşmazlık Arasındaki Temel Fark Nedir?
Ayrımı yaparken en önemli soru şudur:
Mağdur parayı veya malı verirken hangi bilgiye güvenerek hareket etti?
Eğer mağdur;
gerçek dışı belgeler,
sahte kimlik,
mevcut olmayan şirket veya işletme,
gerçekte bulunmayan mal,
sahte yetki belgesi,
başkasına ait taşınmazın kendisine ait olduğu iddiası,
gerçek olmayan yatırım,
sahte dekont,
sahte çek
veya benzeri hileli davranışlar nedeniyle malvarlığını teslim etmişse dolandırıcılık ihtimali güçlenir.
Buna karşılık taraflar arasında gerçek bir ticari veya sözleşmesel ilişki kurulmuş, daha sonra taraflardan biri borcunu yerine getirememişse uyuşmazlık yalnız özel hukuk alanında kalabilir.
Burada belirleyici mesele sonradan ödeme yapılmaması değil, malvarlığının hangi koşullarda elde edildiğidir.
Başlangıçtaki Kast Neden Önemlidir?
Özellikle sözleşme ilişkilerinde failin işlem yapılırken taşıdığı amaç önemlidir.
Bir kişi gerçekten mal teslim etmek, inşaatı tamamlamak veya borcunu ödemek niyetiyle sözleşme yapmış; fakat daha sonra ekonomik güçlük nedeniyle edimini yerine getirememiş olabilir.
Bu durum ile daha baştan gerçeğe aykırı bilgiler kullanarak karşı tarafın parasını elde etmeyi planlayan kişinin durumu aynı değildir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 1 Nisan 2026 tarihli bir kararında bu ayrım açık biçimde görülmektedir.
Olayda sanık, bir yapı kayıt belgesinin alınması için para almış ancak işlemi tamamlamamış ve daha sonra başka bir taşınmaza ait belge vermiştir. Yargıtay, dosyada sanığın baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğinin sabit olmadığını değerlendirerek eylemin farklı bir suç kapsamında incelenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Dolayısıyla yalnız:
“Parayı aldı ve sözünü tutmadı.”
tespiti, başlangıçtan itibaren dolandırıcılık kastını tek başına kanıtlamayabilir.
Sözleşme Yapıp Hiçbir Şey Yapmamak Dolandırıcılık mıdır?
Her durumda değil.
Örneğin bir müteahhit 500.000 TL avans aldıktan sonra inşaata başlamamış olabilir.
İki farklı ihtimal düşünelim.
Birinci ihtimal
Müteahhit;
gerçek bir şirket sahibidir,
gerçekten projeyi yapmayı planlamıştır,
arsa ve proje konusunda görüşmeler yürütmüştür,
gerekli hazırlıklara başlamıştır,
ancak daha sonra finansal güçlüğe düşmüştür.
Burada sözleşmenin ihlali ve alınan avansın iadesi gündeme gelebilir.
İkinci ihtimal
Kişi;
kendisine ait olmayan arsayı kendisine ait göstermiş,
olmayan ruhsatı varmış gibi sunmuş,
sahte belediye belgeleri göstermiş,
aynı projeyi çok sayıda kişiye satmış
ve aldığı paraları ortadan kaybolmak amacıyla toplamıştır.
Bu durumda artık yalnız sözleşmenin yerine getirilmemesinden değil, mağdurun para verme iradesinin hileyle oluşturulmasından söz edilebilir.
Dolandırıcılık değerlendirmesinde sonuçtan çok olayın başlangıç koşulları önemlidir.
Önceden Doğmuş Borç İçin Sonradan Hile Yapılması Dolandırıcılık mıdır?
Bu konu uygulamada çok önemlidir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 27 Mayıs 2025 tarihli, E.2021/18477, K.2025/6583 sayılı kararında:
önceden doğmuş bir borç için sonradan hileli davranışta bulunulması hâlinde, zarar veya borcun bu hile sonucunda doğmadığına dikkat çekilmiştir.
Örneğin taraflar arasında mal satımı yapılmış ve alıcı 300.000 TL borçlanmış olsun.
Borç zaten doğduktan sonra alıcı:
“Bu çekle borcumu ödeyeceğim.”
diyerek sahte bir çek verirse, sahte çek başka suçları gündeme getirebilir.
Ancak mağdurun asıl 300.000 TL zararı malın teslim edildiği tarihte doğmuşsa ve malın teslimine neden olan hile sahte çek değilse, dolandırıcılık bakımından nedensellik bağı ayrıca incelenmelidir.
Yargıtay bu nedenle çekin;
ticari alışveriş sırasında mı,
alışverişten sonra mı
verildiğinin araştırılmasını özellikle istemiştir.
Bu ayrım dolandırıcılık dosyalarında son derece belirleyicidir.
Sahte Çekle Mal Almak Dolandırıcılık Olabilir mi?
Evet, şartları varsa olabilir.
Örneğin kişi bir işletmeden 1.000.000 TL değerinde mal almak isterken ödeme aracı olarak sahte olduğunu bildiği bir çek gösteriyor ve satıcı sırf bu çeke güvenerek malları teslim ediyorsa;
sahte çek, mağdurun malı teslim etmesini sağlayan hile aracı hâline gelebilir.
Bu durumda;
dolandırıcılık,
belgede sahtecilik
ve olayın niteliğine göre başka suçlar
birlikte gündeme gelebilir.
Buna karşılık mal zaten teslim edilmiş ve borç doğduktan haftalar sonra ödeme için sahte çek verilmişse farklı bir hukuki değerlendirme yapılabilir.
Yargıtay'ın 2026 tarihli çek dosyalarında da çekin hangi ticari ilişki kapsamında ve hangi aşamada verildiğinin ayrıntılı biçimde araştırılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Karşılıksız Çek Vermek Dolandırıcılık mıdır?
Her karşılıksız çek dolandırıcılık değildir.
Bir çekin vadesinde karşılığının bulunmaması ile kişinin baştan itibaren sahte veya hileli bir yöntemle karşı tarafı kandırarak mal elde etmesi aynı şey değildir.
Karşılıksız çek bakımından 5941 sayılı Çek Kanunu hükümleri ayrıca gündeme gelebilir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için ise yine TCK m.157 veya şartları varsa m.158 anlamında hileli davranış, aldatma, zarar, yarar ve bunlar arasındaki nedensellik ilişkisi araştırılır.
Bu nedenle:
“Çek karşılıksız çıktı; o hâlde kesin dolandırıcılık var.”
şeklinde otomatik bir sonuç doğru değildir.
Borçlu Sürekli Oyalıyorsa Dolandırıcılık Oluşur mu?
Tek başına sürekli oyalama yeterli olmayabilir.
Örneğin borçlu:
“Yarın göndereceğim.”
“Haftaya ödeme gelecek.”
“Müşterimden paramı alamadım.”
şeklinde aylarca ödeme sözü vermiş olabilir.
Bu davranışlar kötü niyetli olabilir.
Ancak borcun daha önce gerçek bir hukuki ilişkiyle doğmuş olması hâlinde sonradan yapılan bu açıklamalar, başlangıçtaki malvarlığı zararının nedeni değildir.
Bu nedenle dolandırıcılık bakımından asıl soru:
Mağdurun parayı veya malı ilk kez vermesine hangi hile neden oldu?
sorusudur.
Sonradan yapılan oyalamalar delil olarak değerlendirilebilir; fakat tek başına geçmişte doğmuş alacağı otomatik olarak dolandırıcılık suçuna dönüştürmez.
Borçlu Baştan Beri Ödemeyeceğini Biliyorsa Dolandırıcılık mıdır?
Bu durumda daha dikkatli değerlendirme gerekir.
Kişinin iç dünyasındaki:
“Nasıl olsa ödemeyeceğim.”
düşüncesinin tek başına dış dünyaya yansımaması hâlinde dolandırıcılığın hile unsuru oluşmayabilir.
Ceza hukuku bakımından yalnız sözleşmenin yapılması ve sonradan ifa edilmemesi yeterli değildir.
Ancak kişi baştan itibaren ödeme gücü, malvarlığı, yetkisi, mevcut sözleşmeleri veya başka önemli olgular konusunda gerçeğe aykırı bir kurgu oluşturuyor ve karşı tarafı bu yöntemle mal teslimine ikna ediyorsa durum değişebilir.
Örneğin;
sahte banka teminatı sunulması,
olmayan taşınmazların teminat gösterilmesi,
sahte şirket bilançosu hazırlanması,
sahte ödeme dekontu gönderilmesi
gibi davranışlar dolandırıcılık yönünden güçlü göstergeler olabilir.
Kişinin Borcunu Ödeyemeyeceğini Gizlemesi Dolandırıcılık mıdır?
Her mali güçlük dolandırıcılık değildir.
Ticari hayatta şirketlerin ödeme gücü değişebilir.
Bir işletmenin;
zarar etmesi,
nakit akışının bozulması,
iflas etmesi
veya konkordato istemesi
geçmişte yaptığı bütün sözleşmeleri ceza hukuku açısından dolandırıcılığa dönüştürmez.
Ancak şirket yöneticilerinin sözleşme kurulurken gerçeğe aykırı belgeler düzenlediği, mevcut olmayan varlıkları gösterdiği veya karşı tarafın kararını etkileyecek önemli hususlarda bilinçli bir hile sistemi oluşturduğu ispatlanırsa farklı değerlendirme yapılabilir.
Bu nedenle ticari başarısızlık ile dolandırıcılık birbirinden ayrılmalıdır.
İnternetten Ürün Aldım, Ürün Gönderilmedi: Dolandırıcılık mı?
Bu olaylarda somut koşullar belirleyicidir.
Gerçek bir elektronik ticaret işletmesinden ürün satın alınmış, ürün stok veya lojistik sorunu nedeniyle gönderilememiş ve sonrasında bedel iadesi konusunda uyuşmazlık çıkmış olabilir.
Bu durumda tüketici hukuku ve sözleşme hukukuna ilişkin yollar gündeme gelebilir.
Buna karşılık;
gerçekte bulunmayan bir ürün için sahte ilan oluşturulması,
başkasına ait ürün fotoğraflarının kullanılması,
sahte isimle hesap açılması,
farklı mağdurlardan sürekli kapora toplanması,
ödeme sonrasında iletişimin tamamen kesilmesi
gibi olgular birlikte bulunuyorsa dolandırıcılık şüphesi güçlenebilir.
Yargıtay uygulamasında internet sitesine sahte satış ilanı verip kapora alınması, olayın koşullarına göre bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilebilmektedir.
İnternetten Yapılan Her Dolandırıcılık Nitelikli Dolandırıcılık mıdır?
Her olay yalnız internet bağlantısı bulunduğu için otomatik olarak TCK m.158/1-f kapsamında değerlendirilmez.
TCK m.158/1-f, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığı nitelikli hâl olarak düzenlemektedir.
Bilişim sisteminin olayda ne şekilde kullanıldığı incelenmelidir.
Örneğin sahte internet ilanının mağdura ulaşmak ve onu kandırmak için doğrudan kullanılması ile tarafların yüz yüze anlaştığı bir işlemde paranın yalnız banka havalesiyle gönderilmiş olması aynı değerlendirmeyi gerektirmeyebilir.
Nitelikli hâlin belirlenmesi, suçun cezasını ve görevli mahkemeyi doğrudan etkileyebileceğinden olayın mekanizması ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
“Şirketim Var” Diyerek Para Almak Dolandırıcılık mıdır?
Kişinin gerçekten şirket sahibi olması veya olmaması tek başına belirleyici değildir.
TCK m.158, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işlenen belirli dolandırıcılık eylemlerini nitelikli hâl olarak düzenlemektedir.
Ancak burada önce dolandırıcılık suçunun temel unsurları oluşmalıdır.
Bir şirketin müşterisine borcunu ödememesi veya sözleşmeye aykırı davranması sırf şirket üzerinden gerçekleştiği için nitelikli dolandırıcılık olmaz.
Öncelikle hile, aldatma, zarar ve haksız yarar ilişkisi bulunmalıdır.
Bundan sonra olayın TCK m.158'de sayılan nitelikli hâllerden birine girip girmediği belirlenir.
Kapora Aldıktan Sonra Satış Yapmamak Dolandırıcılık mıdır?
Kapora uyuşmazlıkları, dolandırıcılık ile sözleşme hukukunun en sık kesiştiği alanlardan biridir.
Örneğin araç sahibi gerçek aracını satmak için ilan vermiş, alıcıyla anlaşmış ancak daha sonra araçta ciddi bir arıza çıkmış ve satış gerçekleşmemiş olabilir.
Kapora iadesi konusunda uyuşmazlık çıkması tek başına dolandırıcılık değildir.
Buna karşılık kişi;
kendisine ait olmayan aracın fotoğraflarını kullanmış,
gerçekte bulunmayan aracı satıyormuş gibi ilan vermiş,
çok sayıda kişiden aynı araç için kapora toplamış
ve ödeme sonrasında hesaplarını kapatmışsa
olayın niteliği değişir.
Burada mağdurun para gönderme iradesi, fail tarafından oluşturulan gerçek dışı satış görüntüsüne dayanıyor olabilir.
Müteahhide Verilen Para Geri Alınamıyorsa Dolandırıcılık Suçu Oluşur mu?
Her tamamlanmayan inşaat dolandırıcılık değildir.
İnşaatın ekonomik nedenlerle yarım kalması, ruhsat problemi yaşanması veya yüklenicinin sözleşmeye aykırı davranması özel hukuk uyuşmazlığı oluşturabilir.
Ancak örneğin;
müteahhidin hiç yetkisi bulunmadığı hâlde yetkili olduğunu söylemesi,
aynı bağımsız bölümü birçok kişiye satması,
olmayan projeye ilişkin sahte belgeler sunması,
sahte tapu veya ruhsat kullanması
ve bu yöntemlerle para alması
dolandırıcılık yönünden ayrıca değerlendirilir.
Bu dosyalarda sözleşme, tapu kayıtları, belediye belgeleri, ödeme dekontları ve taraflar arasındaki görüşmeler birlikte incelenmelidir.
Araç Satışında Dolandırıcılık ile Ayıplı Mal Arasındaki Fark Nedir?
Satılan aracın sonradan arızalı çıkması her durumda dolandırıcılık değildir.
Araçta;
motor arızası,
boya,
değişen parça,
kilometre uyuşmazlığı
veya başka bir ayıp bulunabilir.
Bu tür olaylarda öncelikle ayıplı mal ve sözleşmeye aykırılık hükümleri gündeme gelebilir.
Ancak satıcı;
kilometreyi bilinçli biçimde düşürmüş,
ağır hasar kaydını gizlemek için belge üzerinde oynamış,
başka araca ait ekspertiz raporu sunmuş
ve alıcıyı bu yöntemle satın almaya ikna etmişse ceza hukuku değerlendirmesi farklılaşabilir.
Burada temel soru yine aynıdır:
Alıcı, hileli davranış olmasaydı aracı aynı şartlarla satın alır mıydı?
Sahte Dekont Göndererek Mal Almak Dolandırıcılık mıdır?
Somut şartlarına göre dolandırıcılık suçunu oluşturabilir.
Örneğin satıcı:
“Ödeme hesabıma geçti.”
düşüncesiyle ürünü teslim etmiş ancak alıcı gerçekte ödeme yapmadığı hâlde sahte bir banka dekontu göndermişse, bu sahte görüntü malın teslim edilmesini sağlayan hile olabilir.
Bu durumda ayrıca kullanılan belgenin niteliğine göre belgede sahtecilik veya başka suçların oluşup oluşmadığı da değerlendirilir.
Ancak ödeme zaten daha önceden vadeli olarak kararlaştırılmış ve mal teslim edilmişse, sonradan sahte dekont gönderilmesinin dolandırıcılık bakımından etkisi ayrıca incelenmelidir.
Kısmi Ödeme Yapılmış Olması Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırır mı?
Hayır.
Failin başlangıçta veya daha sonra belirli miktarda ödeme yapması, her durumda dolandırıcılık ihtimalini ortadan kaldırmaz.
Bazı olaylarda küçük ödemeler karşı tarafta güven oluşturmak ve daha yüksek miktarda para göndermesini sağlamak için kullanılabilir.
Örneğin yatırım vaadiyle önce 5.000 TL alan kişi kısa süre sonra 6.000 TL geri göndererek mağdurun güvenini sağlayabilir, ardından 500.000 TL talep edebilir.
Burada ilk ödemenin yapılması:
“Dolandırıcılık olamaz çünkü daha önce para ödedi.”
sonucunu otomatik olarak doğurmaz.
Diğer taraftan taraflar arasında uzun süre gerçek ticari faaliyet, düzenli teslimatlar ve ödemeler bulunması da başlangıçtan itibaren hile kastı değerlendirilirken dikkate alınabilecek önemli bir olgudur.
Sonuç, bütün ticari ilişki incelenerek belirlenmelidir.
Sonradan Para İade Etmek Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırır mı?
Suç tamamlanmışsa zararın daha sonra giderilmesi suçun hiç oluşmadığı anlamına gelmez.
Ancak Türk Ceza Kanunu m.168 kapsamında etkin pişmanlık hükümleri şartları varsa gündeme gelebilir.
Yargıtay'ın 2025 tarihli bir nitelikli dolandırıcılık kararında da sanığın zararı gidermek istediğini belirtmesi üzerine mahkemenin kendisine makul ödeme imkânı tanıması ve sonucuna göre etkin pişmanlığın değerlendirilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Dolayısıyla iki mesele ayrılmalıdır:
Suç oluştu mu?
ve
Suç oluştuktan sonra zarar giderildi mi?
İkinci soruya olumlu cevap verilmesi birinci soruyu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Bir Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağı Tahsil İçin Hile Kullanılması Ne Olur?
Türk Ceza Kanunu m.159 bu konuda özel bir düzenleme içerir.
Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi, daha az cezayı gerektiren hâl olarak düzenlenmiştir.
Bu suç şikâyete tabidir.
Bu hüküm ile:
“Önceden doğmuş borç için sonradan hile yapılması dolandırıcılık değildir.”
ilkesi karıştırılmamalıdır.
Örneğin A'nın B'den gerçekten 50.000 TL alacağı vardır. A bu gerçek alacağını tahsil etmek amacıyla B'yi hileyle yanıltarak ödeme yaptırıyorsa TCK m.159 gündeme gelebilir.
Buna karşılık borçlu B, daha önce doğmuş kendi borcunu ödememek için sonradan sahte çek veriyorsa, mağdurun ilk malvarlığı kaybının bu sonraki hile nedeniyle doğup doğmadığı ayrıca incelenir.
TCK m.159'un amacı, kişinin kendi gerçek alacağını hile yoluyla tahsil etmesi hâlini düzenlemektir.
“Hukuki İhtilaf Var” Denilerek Savcılık Dosyası Kapatılabilir mi?
Bir olayın sözleşmesel ilişki içermesi, savcılığın otomatik olarak:
“Bu konu hukuk mahkemesini ilgilendirir.”
deyip hiçbir araştırma yapmadan dosyayı kapatabileceği anlamına gelmez.
Yargıtay'ın 2026 tarihli güncel kararlarından birinde mağdur, sosyal medya üzerinden evde paketleme işi vaadiyle kandırıldığını ve farklı hesaplara toplam 288.517,86 TL gönderdiğini ileri sürmüştür.
Savcılık olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir.
Ancak Yargıtay, para transferlerinin, şüphelilerin ve olayın ayrıntılarının araştırılması gerektiğini; gerekli soruşturma yapılmadan olayın yalnız hukuki ihtilaf olarak değerlendirilmesinin yeterli olmadığını belirtmiştir.
Dolayısıyla iki yanlış yaklaşım da sakıncalıdır:
Her ödenmeyen borcu dolandırıcılık saymak.
ve
Sözleşme bulunan her olayda dolandırıcılık ihtimalini otomatik olarak reddetmek.
Somut olayın delilleri araştırılmalıdır.
Ceza Davası ile Alacak Davası Aynı Anda Yürüyebilir mi?
Şartları varsa evet.
Bir olay hem suç teşkil edebilir hem de özel hukuk bakımından alacak veya tazminat sonucunu doğurabilir.
Örneğin sahte belgelerle kandırılarak para gönderen mağdur;
Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilir,
aynı zamanda parasının geri alınması için somut hukuki ilişkiye uygun özel hukuk yollarına başvurabilir.
Ceza soruşturması, alacağın tahsili için kullanılan bir icra yöntemi değildir.
Benzer şekilde hukuk davası açılması da fiilin suç niteliği varsa ceza soruşturmasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Her iki yargı kolunun amacı ve incelediği hukuki mesele farklıdır.
Dolandırıcılık Şikâyetinde Hangi Deliller Önemlidir?
Bu dosyalarda olayın başlangıcını gösteren deliller özellikle önemlidir.
Yalnız:
“Parayı gönderdim, geri alamadım.”
demek yerine paranın hangi beyan ve belgeler nedeniyle gönderildiğinin gösterilmesi gerekir.
Özellikle;
WhatsApp ve SMS yazışmaları,
e-postalar,
internet ve sosyal medya ilanları,
ürün veya hizmete ilişkin paylaşımlar,
banka dekontları,
hesap bilgileri,
sözleşmeler,
çek ve senetler,
sahte olduğu düşünülen belgeler,
faturalar,
şirket ve ticaret sicili kayıtları,
telefon numaraları,
internet sitesi bilgileri,
teslim tutanakları,
tanıklar,
aynı yöntemle mağdur edilen başka kişilerin bulunup bulunmadığı
önem taşıyabilir.
İnternet üzerinden gerçekleştirilen olaylarda ekran görüntülerinin yanında mümkünse içeriğin URL, hesap adı, tarih ve iletişim bilgileriyle birlikte korunması yararlı olabilir.
Aynı Yöntemle Çok Sayıda Kişinin Mağdur Edilmesi Neden Önemlidir?
Tek başına başka mağdurların bulunması suçu ispatlamaz.
Ancak aynı kişinin;
aynı sahte ilanı,
aynı yatırım sistemini,
aynı olmayan ürünü,
aynı sahte şirket görüntüsünü
kullanarak çok sayıda kişiden para toplaması, olayın sıradan bir sözleşme ihlali olup olmadığının değerlendirilmesinde önemli olabilir.
Çünkü bu durum, failin başlangıçtan itibaren gerçek bir ticari edimi yerine getirmek yerine sistematik şekilde para toplamayı amaçladığı iddiasını destekleyebilir.
Özellikle internet dolandırıcılığı soruşturmalarında benzer olayların Siber Suçlarla Mücadele birimleri nezdinde araştırılması Yargıtay kararlarında da önemsenmektedir.
Dolandırıcılık Suçundan Şikâyet Nereye Yapılır?
Suç şüphesi bulunan kişi;
Cumhuriyet Başsavcılığına
veya
kolluk makamlarına
başvurabilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu m.158 uyarınca suçlara ilişkin ihbar ve şikâyetin savcılık veya kolluk makamlarına yapılması mümkündür.
Şikâyet dilekçesinde yalnız hukuki nitelendirme yazılması yerine olay kronolojisinin açık biçimde anlatılması önemlidir.
Örneğin:
İlk iletişim ne zaman kuruldu?
Şüpheli ne söyledi?
Hangi belgeyi gösterdi?
Bu beyana güvenilerek ne zaman ve ne kadar para gönderildi?
Sonrasında ne oldu?
Hangi açıklamanın gerçek dışı olduğu nasıl anlaşıldı?
soruları cevaplandırılmalıdır.
Basit Dolandırıcılık Suçu Şikâyete Bağlı mıdır?
TCK m.157'deki temel dolandırıcılık ve m.158'deki nitelikli dolandırıcılık suçları kural olarak şikâyete bağlı suçlar değildir.
Dolayısıyla genel olarak şikâyete bağlı suçlarda uygulanan altı aylık şikâyet süresi TCK m.157 ve m.158 için aynı şekilde uygulanmaz.
Ancak zamanaşımı hükümleri ve delillerin zaman içinde kaybolma riski dikkate alınmalıdır.
Buna karşılık TCK m.159'da düzenlenen, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenen dolandırıcılık şikâyete tabidir.
Bu nedenle suçun hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi süreler açısından da önem taşır.
Basit Dolandırıcılığın Cezası Nedir?
TCK m.157 uyarınca basit dolandırıcılığın cezası:
bir yıldan beş yıla kadar hapis
ve
beş bin güne kadar adli para cezasıdır.
Nitelikli dolandırıcılıkta ise TCK m.158'de sayılan hâller bakımından genel olarak üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.
Kanunun (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerindeki belirli nitelikli hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan; adli para cezası ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
Bu nedenle olayın TCK m.157 mi yoksa m.158 kapsamına mı girdiği önemli sonuçlar doğurur.
İnternet ve Telefon Dolandırıcılığıyla İlgili 2025 Sonunda Ne Değişti?
24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla dolandırıcılık soruşturmalarında kullanılan mobil haberleşme hatlarına ilişkin yeni bir tedbir getirildi.
TCK m.157 ve m.158 kapsamındaki dolandırıcılık suçlarında kullanıldığı tespit edilen mobil hattın bağlantısı, soruşturma sırasında hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle kesilebilmektedir.
Savcı tarafından verilen karar hâkim onayına tabidir.
Bu düzenleme özellikle telefon, mesajlaşma uygulamaları ve sahte çağrı yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık soruşturmaları bakımından önem taşımaktadır.
Dolandırıcılık İddiasında “Hile” Nasıl İspatlanır?
Hile çoğu zaman tek bir belgeyle ispatlanmaz.
Mahkeme olayın tamamına bakar.
Örneğin;
şüphelinin işlem öncesindeki beyanları,
gerçek dışı belgelerin kullanılması,
para alındıktan sonraki davranışlar,
aynı yöntemin başka kişilere karşı kullanılması,
şirketin veya ürünün gerçekten bulunup bulunmadığı,
banka hareketleri,
taraflar arasındaki mesajlar,
tanık anlatımları
birlikte değerlendirilir.
Yargıtay da hilenin kandırıcı olup olmadığının her somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerektiğini; mağdurun durumu, kullanılan yöntem ve belgelerin niteliğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Bu nedenle dolandırıcılık dosyalarında delil değerlendirmesi yalnız para transfer dekontundan ibaret olmamalıdır.
Dolandırıcılık mı Hukuki Uyuşmazlık mı? Pratik Ayrım
Aşağıdaki tablo kesin bir suç tespiti değildir; dosyanın ilk değerlendirmesinde hangi unsurların araştırılması gerektiğini göstermektedir.
OlayHukuki uyuşmazlık ihtimaliDolandırıcılık ihtimalini artıran durumBorç para verilmesiBorç gerçekten alınmış ancak geri ödenememişPara alınırken sahte teminat veya kimlik kullanılmasıMal satışıMal teslim edilmiş, bedel daha sonra ödenememişMalı almak için baştan sahte çek/dekont kullanılmasıİnternet alışverişiGerçek satıcıda teslim veya iade uyuşmazlığıOlmayan ürün, sahte hesap, çok sayıda mağdurMüteahhit sözleşmesiGerçek proje ekonomik nedenle tamamlanamamışOlmayan proje, sahte ruhsat veya aynı dairenin birçok kişiye satılmasıKaporaGerçek satış sonradan gerçekleşmemişGerçekte bulunmayan araç/taşınmaz için kapora toplanmasıYatırımGerçek ticari yatırım zarar etmişGerçekte olmayan yatırım sistemi ve sahte kazanç belgeleriÇekGerçek borç için sonradan karşılıksız çek verilmişMalın teslimini sağlamak için baştan sahte çek kullanılması
Tek bir gösterge üzerinden karar verilmemelidir.
Asıl belirleyici unsur, malvarlığı kaybının hileli davranışın sonucu olup olmadığıdır.
Sık Sorulan Sorular
Borcunu ödemeyen kişi dolandırıcılıktan ceza alır mı?
Yalnız borcun ödenmemesi dolandırıcılık için yeterli değildir. Mağdurun mal veya parayı vermesine neden olan kandırıcı hileli davranışların bulunması gerekir.
Sözleşmeye uymamak dolandırıcılık mıdır?
Her sözleşme ihlali dolandırıcılık değildir. Failin sözleşme kurulurken veya malvarlığı devri sırasında hileli davranışlarla karşı tarafı aldattığının ortaya konulması gerekir.
Baştan ödeme niyeti olmaması yeterli mi?
Tek başına kişinin içsel niyeti yeterli değildir. Dolandırıcılık bakımından mağdurun iradesini etkileyen dışa yansımış hileli davranışların bulunması aranır.
Para alıp telefonu kapatmak dolandırıcılık mıdır?
Tek başına sonradan iletişimin kesilmesi kesin sonuç vermez. Ancak sahte ilan, gerçek olmayan ürün, sahte kimlik veya aynı yöntemle başka mağdurlardan para alınması gibi olgularla birlikte değerlendirilirse dolandırıcılık şüphesini güçlendirebilir.
Sahte dekont göndermek dolandırıcılık olabilir mi?
Sahte dekont mağdurun mal teslim etmesini veya para göndermesini sağlamak amacıyla kullanılmışsa dolandırıcılık ve belgenin niteliğine göre başka suçlar gündeme gelebilir.
Karşılıksız çek dolandırıcılık mıdır?
Her karşılıksız çek dolandırıcılık değildir. Çekin mağdurun malı teslim etmesini sağlamak için başlangıçtaki hilenin parçası olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Borç doğduktan sonra sahte çek verilirse dolandırıcılık olur mu?
Yargıtay, önceden doğmuş borç bakımından sonraki hilenin ilk zararı meydana getirmediği durumlarda dolandırıcılığın unsurlarının ayrıca araştırılması gerektiğini kabul etmektedir.
İnternetten ürün aldım ama gelmedi; ne yapmalıyım?
Satıcının gerçek olup olmadığı, ilan içeriği, ödeme hesabı, yazışmalar ve ürünün gerçekten bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Olay tüketici uyuşmazlığı da olabilir, dolandırıcılık şüphesi de taşıyabilir.
Dolandırıcılık şikâyeti için sözleşme olması engel mi?
Hayır. Sözleşmenin bulunması olayın otomatik olarak yalnız hukuki ihtilaf olduğu anlamına gelmez. Sözleşmenin kurulmasını sağlayan hileli davranış bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Savcılık “hukuki ihtilaf” diyerek dosyayı kapatabilir mi?
Deliller yeterince araştırıldıktan sonra suçun oluşmadığı sonucuna varılabilir. Ancak Yargıtay, dolandırıcılık şüphesini destekleyen somut iddiaların bulunduğu dosyalarda gerekli araştırma yapılmadan yalnız “hukuki ihtilaf” denilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini hukuka aykırı bulabilmektedir.
Hukuk davası açarsam ceza şikâyeti yapamaz mıyım?
Hayır. Aynı olay hem özel hukuk hem ceza hukuku sonucu doğurabilir. Şartları varsa ceza soruşturmasıyla birlikte alacak veya tazminat yollarına da başvurulabilir.
Ceza şikâyeti yapınca param otomatik geri gelir mi?
Hayır. Ceza soruşturmasının temel amacı suçun soruşturulmasıdır. Alacağın tahsili için icra veya özel hukuk yollarının ayrıca kullanılması gerekebilir.
Dolandırıcılık suçunda altı aylık şikâyet süresi var mı?
TCK m.157 ve m.158 kural olarak şikâyete bağlı değildir. TCK m.159'daki bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık ise şikâyete tabidir.
İnternet dolandırıcılığı nitelikli suç mudur?
Bilişim sisteminin dolandırıcılığın gerçekleştirilmesinde araç olarak kullanılması hâlinde TCK m.158/1-f gündeme gelebilir. Somut yöntemin nasıl kullanıldığı ayrıca incelenmelidir.
Şirket yöneticisinin borcu ödememesi nitelikli dolandırıcılık mıdır?
Hayır. Önce dolandırıcılık suçunun hile, aldatma, zarar ve yarar unsurlarının oluşması gerekir. Sırf şirket yöneticisi olmak ve şirket borcunu ödememek nitelikli dolandırıcılık için yeterli değildir.
Sonuç
Dolandırıcılık suçu ile hukuki alacak uyuşmazlığı arasındaki sınır, özellikle ticari ve sözleşmesel ilişkilerde dikkatle çizilmelidir.
Her ödenmeyen borç suç değildir.
Her başarısız ticari işlem de dolandırıcılık değildir.
Bir kişinin söz verdiği işi yapmaması, malı teslim etmemesi veya borcunu ödeyememesi öncelikle özel hukuk uyuşmazlığı oluşturabilir.
Dolandırıcılığın ayırt edici unsuru ise hile yoluyla mağdurun iradesinin sakatlanmasıdır.
Bu nedenle dosya incelenirken şu kronoloji kurulmalıdır:
Karşı taraf ilk olarak ne söyledi?
Bu beyan doğru muydu?
Gerçeğe aykırı beyanı desteklemek için hangi belge veya yöntem kullanıldı?
Mağdur hangi beyana güvenerek mal veya para verdi?
Hile olmasaydı bu işlem yine yapılır mıydı?
Zarar, hileli davranış sonucunda mı doğdu?
Hile borç doğmadan önce mi, yoksa borç zaten doğduktan sonra mı kullanıldı?
Aynı yöntem başka kişilere karşı da uygulandı mı?
Özellikle Yargıtay'ın güncel kararları, olayın zamanlamasına büyük önem vermektedir.
Önceden doğmuş bir borcun ödenmemesi sırasında sonradan kullanılan hile, ilk malvarlığı zararının nedeni değilse dolandırıcılığın oluşumu bakımından tek başına yeterli olmayabilir.
Buna karşılık mağdur mal veya parasını daha başlangıçta;
sahte belge,
sahte çek,
gerçek dışı şirket veya ürün,
sahte internet ilanı,
gerçek olmayan yatırım,
sahte teminat
veya benzeri yöntemlere güvenerek vermişse ceza hukuku değerlendirmesi farklılaşır.
Aynı şekilde sözleşmenin bulunması da olayı otomatik olarak özel hukuk uyuşmazlığına dönüştürmez.
Sözleşme, dolandırıcılıkta kullanılan hilenin bir parçası da olabilir.
Bu nedenle sağlıklı değerlendirme yapılırken yalnız:
“Borç ödendi mi?”
sorusuna değil;
“Borç veya malvarlığı kaybı nasıl doğdu?”
sorusuna odaklanılmalıdır.
Dolandırıcılık ile hukuki uyuşmazlığı birbirinden ayıran kritik nokta çoğu zaman tam olarak burada ortaya çıkar.
Hukuki Dayanaklar
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu; özellikle m.157, m.158, m.159 ve m.168.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu; özellikle m.158, m.160, m.170 ve m.172.
5941 sayılı Çek Kanunu.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun sözleşme, borca aykırılık ve tazminata ilişkin hükümleri.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 27.05.2025, E.2021/18477, K.2025/6583.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 01.04.2026 tarihli karar.
Güncel mevzuat ve içtihat kaynakları
Adalet Bakanlığı – Güncel Türk Ceza Kanunu. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
UYAP Mevzuat ve İçtihat – Önceden doğmuş borç ve dolandırıcılık ayrımı. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2021/18477, K.2025/6583
UYAP Mevzuat ve İçtihat – Başlangıçtaki dolandırıcılık kastının değerlendirilmesi. Yargıtay 2026 tarihli karar
UYAP Mevzuat ve İçtihat – Hukuki ihtilaf gerekçesiyle eksik soruşturma yapılamayacağına ilişkin karar. Yargıtay 2026 tarihli karar – eksik soruşturma
UYAP Mevzuat ve İçtihat – Sahte çek ve ticari ilişkinin zamanlaması. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 24.02.2026
İlgili Yazılar
Ceza Soruşturmasında İfade Vermeden Önce Bilinmesi Gerekenler: 2026 Güncel Rehber
Ceza Davasında Hukuka Aykırı Delil Nedir? Hangi Deliller Kullanılamaz?
İcra Takibine İtiraz Nasıl Yapılır? Süresi ve Hukuki Sonuçları
Menfi Tespit ve İstirdat Davası Nedir? Hangi Durumda Hangisi Açılır?
Ticari Alacak Nasıl Tahsil Edilir? İcra Takibi, Arabuluculuk ve Dava Süreci
Yazar: Av. Süleyman Kesici
Yayın tarihi: 2 Ekim 2026
Son hukuki kontrol ve güncelleme: 4 Ekim 2026
Bilgilendirme Notu: Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bir olayın dolandırıcılık suçu mu, başka bir suç mu yoksa yalnız özel hukuk uyuşmazlığı mı oluşturduğu; tarafların işlem öncesindeki iradesine, kullanılan hileli davranışlara, ödeme ve mal tesliminin zamanına, sözleşme ve belgelere ve somut olayın bütün delillerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Kesici Hukuk
© 2026 Kesici Hukuk, Avukat Süleyman Kesici Hukuk Bürosu. Tüm hakkı saklıdır.


