AVUKAT SÜLEYMAN KESİCİ HUKUK BÜROSU | ANTALYA AVUKAT
Hizmet Tespit Davası Nedir? Sigortasız Çalışma Nasıl İspatlanır?
Sigortasız veya eksik sigortalı çalıştırılan işçinin geçmiş çalışmalarını nasıl tespit ettirebileceğini; 5 yıllık hak düşürücü süre, tanık ve belge delilleri, SGK kayıtları, dava tarafları ve görevli mahkeme üzerinden açıklayan 2026 güncel rehber.
İŞ | SOSYAL GÜVENLIKİŞ HUKUKU
Av. Süleyman Kesici
9/19/202620 min read
Hizmet Tespit Davası Nedir? Sigortasız Çalışma Nasıl İspatlanır?
Yayın tarihi: 19 Eylül 2026
Bir işyerinde aylarca veya yıllarca çalışmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmeyen bir işçi, emeklilik zamanı geldiğinde bu dönemin hizmet dökümünde görünmediğini fark edebilir.
Sorun her zaman tamamen sigortasız çalıştırılmak şeklinde de ortaya çıkmaz.
İşçi ayda 30 gün çalıştığı hâlde 10 veya 15 gün bildirilmiş, işe başladığı ilk aylar SGK'ya hiç bildirilmemiş ya da gerçek ücreti daha yüksek olduğu hâlde prime esas kazancı daha düşük gösterilmiş olabilir.
SGK da kayıt dışı istihdamı yalnız çalışanın hiç bildirilmemesi olarak değil; çalışma gün sayısının veya prime esas kazancın eksik bildirilmesini de kapsayacak şekilde tanımlamaktadır.
Bu tür durumlarda, şartları varsa geçmişteki fiilî çalışmanın sigortalı hizmet olarak kabul edilmesini sağlamak için hizmet tespit davası gündeme gelir.
Ancak hizmet tespit davalarında yalnız:
“Ben bu işyerinde çalıştım.”
demek yeterli değildir.
Çalışmanın hangi tarihler arasında gerçekleştiği, gerçekten hizmet akdine dayalı olup olmadığı, işyerinin o tarihlerde faal bulunup bulunmadığı, Kuruma herhangi bir bildirim yapılıp yapılmadığı ve iddianın hangi delillerle desteklenebildiği birlikte değerlendirilir.
Üstelik 5510 sayılı Kanun, tamamen Kuruma bildirilmemiş çalışmalar bakımından önemli bir beş yıllık hak düşürücü süre öngörmektedir.
Bu nedenle hizmet tespitinde hem deliller hem de tarihler son derece önemlidir.
Hizmet Tespit Davası Nedir?
Hizmet tespit davası, hizmet akdiyle fiilen çalıştığı hâlde çalışması Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmeyen veya eksik bildirilen kişinin, bu çalışmalarının sigortalı hizmet olarak tespit edilmesini sağlamak amacıyla açtığı davadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesine göre, işveren tarafından gerekli bildirimleri yapılmayan veya çalışması Kurum tarafından tespit edilemeyen sigortalı, kanundaki süre içerisinde iş mahkemesine başvurarak çalışmasını mahkeme kararıyla ispatlayabilir.
Dava kabul edildiğinde mahkeme kararında belirlenen hizmet süresi, prim ödeme günleri ve koşulları varsa prime esas kazançlar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından dikkate alınır.
Hizmet tespit davasının temel amacı işverenden doğrudan para tahsil etmek değil, gerçek çalışma süresinin sosyal güvenlik sistemine dâhil edilmesini sağlamaktır.
Kimler Hizmet Tespit Davası Açabilir?
Bu dava esas olarak 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında, yani bir işverene hizmet akdiyle bağlı olarak çalışan kişiler bakımından gündeme gelir.
SGK'nın güncel açıklamasında da bir veya birden fazla işveren tarafından hizmet akdiyle çalıştırılan kişilerin 4/1-a kapsamında sigortalı olduğu belirtilmektedir.
Örneğin;
bir restoranda garson,
bir mağazada satış personeli,
bir fabrikada işçi,
bir ofiste sekreter,
bir şirkette muhasebe personeli
olarak fiilen çalışmış ancak SGK bildirimi hiç yapılmamış kişi şartları varsa hizmet tespit davası açabilir.
Burada önemli olan yalnız işyerinde bulunmuş olmak değildir.
İlişkinin gerçek anlamda hizmet akdine dayalı bir çalışma ilişkisi olması gerekir.
Hiç Sigorta Yapılmaması ile Eksik Sigorta Aynı Şey midir?
Hayır, ancak her iki durum da sosyal güvenlik açısından sorun oluşturabilir.
Birinci ihtimalde işçi çalışmaya başlamış ancak işveren SGK'ya hiçbir bildirim yapmamıştır.
İkinci ihtimalde işçi SGK'ya bildirilmiştir fakat gerçek çalışma tam olarak yansıtılmamıştır.
Örneğin işçi:
30 gün çalışmasına rağmen 15 gün,
40.000 TL ücret almasına rağmen daha düşük prime esas kazanç üzerinden
bildirilmiş olabilir.
Bir başka yaygın durum da çalışmanın ilk aylarının tamamen kayıt dışı bırakılması, daha sonraki dönemin ise sigortalı gösterilmesidir.
Bu senaryoların hukuki değerlendirmesi aynı olmayabilir.
Özellikle beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması bakımından işçi hakkında daha önce SGK'ya verilmiş işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu veya başka resmî kayıtların bulunup bulunmadığı önem kazanabilir.
Hizmet Tespit Davası İçin 5 Yıllık Süre Nedir?
Hizmet tespit davalarında en önemli konulardan biri budur.
5510 sayılı Kanun m.86 uyarınca işveren tarafından bildirilmeyen ve Kurumca da tespit edilmeyen çalışmalar için dava, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde açılmalıdır.
Bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süre niteliğindedir.
Örneğin bir işçi 2020 yılı boyunca tamamen sigortasız çalışmış ve çalışması o yıl sona ermiş olsun.
Kanundaki genel kural çerçevesinde süre 2020 yılının sonundan itibaren değerlendirilir.
Bu nedenle:
“İşten ayrıldıktan sonra ne zaman fark edersem dava açarım.”
şeklindeki yaklaşım ciddi hak kaybına yol açabilir.
Mahkeme hak düşürücü süreyi taraf ileri sürmese bile dikkate alabilir.
Beş Yıllık Süre Her Hizmet Tespit Davasında Aynı Şekilde mi Uygulanır?
Hayır.
Bu konuda kanun hükmünün yanında Yargıtay uygulamasının da dikkate alınması gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin kararlarında; işçi adına işe giriş bildirgesi veya dönem bordrosu gibi belgelerin Kuruma verilmiş olması ya da çalışmanın Kurum tarafından tespit edilmiş bulunması hâlinde, özellikle Kurumun bilgisine giren ve sonrasında kesintisiz devam eden çalışmalar yönünden hak düşürücü sürenin değerlendirilmesinin farklılaşabileceği kabul edilmektedir.
Örneğin işçi fiilen 2018 yılında çalışmaya başlamış ancak SGK bildirimi 2019 yılında yapılmış ve çalışma bundan sonra kesintisiz devam etmiş olabilir.
Bu durumda yalnızca:
“2018 yılı üzerinden beş yıl geçti.”
denilerek sonuca gidilmesi her dosyada doğru olmayabilir.
Buna karşılık işçinin farklı dönemlerde işe giriş-çıkışlarının bulunması veya kesintili çalışması durumunda her dönem ayrı değerlendirilebilir.
Bu nedenle hizmet tespitinde beş yıllık süre hesaplanırken SGK hizmet dökümü ve işe giriş-çıkış kayıtları mutlaka incelenmelidir.
İşe Giriş Bildirgesi Varsa Dava Açmaya Gerek Kalmaz mı?
Her zaman değil.
İşe giriş bildirgesi işçinin belirli bir tarihte çalışmaya başladığına ilişkin önemli bir kayıt olabilir.
Ancak tek başına bütün çalışma döneminin eksiksiz bildirildiğini göstermez.
Örneğin işveren işe giriş bildirgesini vermiş ancak sonraki aylarda prim günlerini bildirmemiş olabilir.
Ya da işçi gerçekte daha erken tarihte çalışmaya başladığı hâlde işe giriş bildirgesi daha sonraki bir tarihte düzenlenmiş olabilir.
Bu nedenle;
işe giriş bildirgesi,
hizmet dökümü,
işten ayrılış bildirgesi
ve
aylık prim kayıtları
birlikte değerlendirilmelidir.
Sigortasız Çalışma Nasıl İspatlanır?
Hizmet tespit davalarının en önemli meselesi fiilî çalışmanın ispatıdır.
Sigortasız çalışma doğası gereği çoğu zaman eksiksiz resmî belgelerle ispatlanamaz. Zaten uyuşmazlığın ortaya çıkmasının temel nedeni işverenin gerekli kayıtları oluşturmamış veya Kuruma vermemiş olmasıdır.
Bu nedenle çalışmayı ortaya koyabilecek farklı deliller birlikte değerlendirilebilir.
Somut olaya göre;
işyeri giriş-çıkış kayıtları,
personel kartı veya görev kartları,
puantaj kayıtları,
ücret bordroları,
banka hesap hareketleri,
işveren tarafından yapılan ücret ödemeleri,
e-posta ve işyeri yazışmaları,
mesaj kayıtları,
vardiya listeleri,
görev çizelgeleri,
fatura ve sevk irsaliyeleri,
teslim-tesellüm belgeleri,
işyerinde düzenlenen tutanaklar,
resmî kurum kayıtları
ve
tanık anlatımları
çalışmanın tespitinde önem taşıyabilir.
SGK'nın denetim rehberlerinde de kişinin isim veya imzasının fatura, sevk irsaliyesi, posta alındısı gibi işyeri belgelerinde bulunmasının fiilî çalışmanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği belirtilmektedir.
WhatsApp Mesajları Sigortasız Çalışmayı İspatlayabilir mi?
Somut olayın koşullarına göre mesajlar yardımcı delil niteliği taşıyabilir.
Örneğin işveren veya işyeri yöneticisi tarafından gönderilen;
“Yarın saat 08.00'de vardiyadasın.”
“Bugünkü siparişleri teslim et.”
“Hafta sonu mağazayı sen açacaksın.”
gibi mesajlar kişinin belirli iş organizasyonu içinde çalıştığı iddiasını destekleyebilir.
Ancak tek bir mesajın bulunması, kişinin iddia ettiği bütün çalışma dönemini otomatik olarak kanıtlamaz.
Mesajın tarihi, gönderen kişi, içeriği ve diğer delillerle uyumu değerlendirilir.
Benzer şekilde işyeri e-postaları, şirket içi mesajlaşmalar veya görev listeleri de çalışma ilişkisinin ortaya konulmasına yardımcı olabilir.
Banka Hesabına Yapılan Ödemeler Delil Olur mu?
Evet, ücret olduğu anlaşılan düzenli banka ödemeleri önemli delillerden biri olabilir.
Örneğin aynı şirket veya işveren tarafından her ay belirli tarihlerde işçinin banka hesabına düzenli ödeme yapılması çalışma ilişkisini destekleyebilir.
Ancak ödemenin açıklaması ve hukuki sebebi önemlidir.
İşveren:
“Bu ödeme ücret değil, borç ödemesidir.”
veya başka bir hukuki ilişkiye dayanıldığını ileri sürebilir.
Dolayısıyla banka kayıtları tek başına değil, diğer belgeler ve çalışma düzeniyle birlikte değerlendirilir.
Tanıkla Hizmet Tespit Davası Kazanılabilir mi?
Tanık anlatımları hizmet tespit davalarında önemli deliller arasındadır.
Ancak bu davalarda tanığın yalnız:
“Davacıyı orada çalışırken görüyordum.”
demesiyle yetinilmesi her zaman yeterli değildir.
Tanığın;
davacıyı nereden tanıdığı,
hangi tarihler arasında işyerinde bulunduğu,
davacının yaptığı işi nasıl bildiği,
çalışmanın sürekli mi yoksa dönemsel mi olduğu,
işyerindeki çalışma düzenine gerçekten vakıf olup olmadığı
önem taşır.
Hizmet tespit davaları sosyal güvenlik hakkına ilişkin ve kamu düzenini ilgilendiren davalar olduğundan mahkemeler çalışma iddiasını ayrıntılı biçimde araştırabilir. Yargıtay uygulamasında da tarafların sunduğu delillerle yetinilmeyip gerektiğinde mahkemece kendiliğinden araştırma yapılabileceği kabul edilmektedir.
Bordro Tanığı Nedir?
Uygulamada bordro tanığı, tespiti istenen dönemde aynı işyerinde çalıştığı SGK veya işyeri kayıtlarından anlaşılan kişiyi ifade etmek için kullanılan bir kavramdır.
Örneğin davacı:
“2019-2021 arasında bu fabrikada çalıştım.”
diyorsa, o yıllarda aynı fabrikanın SGK bordrolarında kayıtlı çalışanların tanıklığı özellikle değerli olabilir.
Çünkü bu kişiler işyerinin;
çalışma düzenini,
davacının gerçekten çalışıp çalışmadığını,
hangi işi yaptığını
ve çalışmanın hangi dönemlerde sürdüğünü
doğrudan bilme imkânına sahip olabilir.
Bu nedenle hizmet tespit davalarında yalnız davacının arkadaş veya akrabalarının değil, mümkün olduğunca aynı dönemde fiilen çalışan kişilerin tanık olarak belirlenmesi önemlidir.
Komşu İşyeri Çalışanları Tanık Olabilir mi?
Evet.
Özellikle işyerinin kendi bordro çalışanlarına ulaşılamadığı veya işyerinde çok az kişinin çalıştığı durumlarda, aynı dönemde yakındaki işyerlerinde çalışan ve davacının çalışmasını gözlemleme imkânı bulunan kişiler de önem taşıyabilir.
Yargıtay uygulamasında hizmet tespit davalarında gerektiğinde komşu veya yakın işyerlerinde çalışan kişilerin de araştırılması ve tanık olarak dinlenmesi üzerinde durulmaktadır.
Örneğin yıllarca aynı dükkânın yanında çalışan esnaf veya çalışanlar, davacıyı her gün işyerinde gördüklerini ve hangi işi yaptığını biliyor olabilir.
Ancak tanık anlatımlarının somut ve kendi gözlemlerine dayanması gerekir.
İşveren “Evet, Yanımda Çalıştı” Derse Bu Yeterli mi?
Tek başına her zaman yeterli değildir.
Hizmet tespit davası yalnız işçi ile işveren arasındaki özel bir uyuşmazlık değildir.
Verilecek karar sosyal güvenlik sistemini, prim kayıtlarını ve Kurumun hak ve yükümlülüklerini de etkiler.
Bu nedenle hizmet tespit davaları kamu düzeniyle ilgili kabul edilmektedir.
İşverenin:
“Davacı gerçekten yanımda çalıştı, davayı kabul ediyorum.”
demesi önemli bir beyan olabilir; ancak mahkeme sırf bu kabul nedeniyle araştırma yapmadan hizmet tespitine karar vermek zorunda değildir.
Fiilî çalışmanın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği yine araştırılır.
Mahkeme Kendiliğinden Delil Araştırabilir mi?
Hizmet tespit davalarının diğer birçok özel hukuk davasından ayrıldığı önemli noktalardan biri budur.
Yargıtay uygulamasında sosyal güvenlik hakkının niteliği nedeniyle mahkemenin gerektiğinde tarafların sunduğu delillerle yetinmeyerek resen araştırma yapması gerektiği kabul edilmektedir.
Mahkeme örneğin;
SGK kayıtlarını,
işyeri sicil dosyasını,
dönem bordrolarını,
işe giriş ve çıkış kayıtlarını,
işyerinin ilgili dönemde faal olup olmadığını,
vergi veya belediye kayıtlarını,
aynı dönemde çalışan kişileri
araştırabilir.
Amaç yalnız sigortasız çalıştırılan kişinin hakkını korumak değil, gerçekte yapılmamış bir çalışmanın sigortalı hizmet olarak sisteme kaydedilmesini de önlemektir.
Çalışılan İşyerinin O Tarihte Faaliyette Olması Neden Önemlidir?
Bir kişinin:
“2017 yılında şu işletmede çalışıyordum.”
demesi hâlinde ilk araştırılması gereken konulardan biri söz konusu işyerinin 2017 yılında gerçekten faal olup olmadığıdır.
İşyerinin;
SGK tescil tarihi,
kapanış tarihi,
vergi kayıtları,
ticaret sicili kayıtları,
faaliyet konusu
ve kapasitesi
çalışma iddiasıyla karşılaştırılabilir.
Örneğin işletme 2020 yılında kurulmuşsa 2017 yılına ilişkin çalışma iddiası doğal olarak ciddi bir çelişki oluşturacaktır.
Aynı şekilde iki kişilik küçük bir işletmede aynı dönemde yüzlerce kişinin çalıştığının ileri sürülmesi hâlinde işyerinin kapasitesi ayrıca değerlendirilir.
İşçinin Ücreti de Hizmet Tespit Davasında Belirlenebilir mi?
Hizmet tespiti yalnız çalışılan günlerin sayısından ibaret değildir.
5510 sayılı Kanun m.86, mahkeme kararıyla tespit edilen aylık kazanç toplamlarının ve prim ödeme gün sayılarının Kurum tarafından dikkate alınmasını öngörmektedir.
Ancak işçinin çalıştığını ispatlaması ile gerçek ücret miktarını ispatlaması aynı mesele değildir.
Örneğin işçinin o işyerinde çalıştığı tanıklarla sabit olabilir fakat aylık 80.000 TL ücret aldığı iddiasının ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Ücretin tespitinde;
banka kayıtları,
ücret bordroları,
yazılı sözleşmeler,
meslek ve kıdem,
emsal ücret araştırmaları
ve diğer belgeler önem taşıyabilir.
Bu nedenle hizmet süresi ile prime esas kazanç talebinin delilleri dosya özelinde ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Sigortası Yapılmış Ancak Günleri Eksik Bildirilmiş İşçi Dava Açabilir mi?
Evet.
Hizmet tespit uyuşmazlığı yalnız tamamen sigortasız çalışma hâlinde ortaya çıkmaz.
Örneğin işçi fiilen ayda 30 gün çalışırken işveren SGK'ya her ay yalnız 10 gün bildirmiş olabilir.
SGK da kayıt dışı istihdamın bir türünü çalışma gün sayısının eksik bildirilmesi olarak tanımlamaktadır.
Bu durumda hizmet dökümündeki bildirilen günlerle fiilî çalışma karşılaştırılır.
Ancak kısmi bildirim bulunan dosyalarda hak düşürücü süre ve ispat bakımından Yargıtay içtihatları özellikle önemlidir.
Çalışmanın kesintili mi kesintisiz mi olduğu ve hangi dönemlerin Kurumun bilgisine girdiği ayrıca incelenmelidir.
İşçinin Sigorta Primi Eksik Ücret Üzerinden Yatırılmışsa Ne Olur?
Gerçekte alınan ücret ile SGK'ya bildirilen prime esas kazanç farklı olabilir.
Örneğin işçi aylık 50.000 TL ücret alırken prime esas kazancı çok daha düşük gösterilmiş olabilir.
Bu durum gelecekte bağlanacak emekli aylığı başta olmak üzere sosyal güvenlik haklarını etkileyebilir.
Ancak gerçek kazancın tespiti, yalnız çalışma süresinin ispatından farklı ve daha ayrıntılı bir delil değerlendirmesi gerektirebilir.
Özellikle yüksek ücret iddialarında yazılı kayıtlar, banka hareketleri ve emsal ücret araştırmaları önem kazanır.
Hizmet Tespit Davasından Önce SGK'ya Başvurmak Zorunlu mu?
Hayır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4, sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan birçok uyuşmazlıkta dava açılmadan önce SGK'ya başvuruyu zorunlu tutmuştur.
Ancak aynı maddede, hizmet akdine tabi çalışmalar nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri açıkça bu zorunluluğun dışında bırakılmıştır.
Dolayısıyla salt hizmet tespit davası açılmadan önce:
“Önce SGK'ya başvurup 60 gün cevap beklemek zorundasınız.”
şeklinde bir kural bulunmamaktadır.
Bununla birlikte işçi kayıt dışı çalışma konusunda SGK'ya ayrıca ihbar veya şikâyette bulunabilir.
SGK'nın denetim sonucunda çalışmayı kendisinin tespit etmesi de mümkün olabilir.
SGK'ya Şikâyet Etmek Hizmet Tespit Davasının Yerine Geçer mi?
Her durumda hayır.
SGK kayıt dışı istihdamla ilgili inceleme ve denetim yapabilir.
Fiilî çalışma Kurum tarafından tespit edilirse işveren hakkında gerekli sosyal güvenlik işlemleri uygulanabilir.
Ancak Kurumun çalışmayı tespit edememesi, işçinin kanundaki koşullar varsa mahkemede hizmet tespit davası açmasına engel değildir.
5510 sayılı Kanunun sistemi zaten:
işveren tarafından bildirilmeyen veya Kurum tarafından tespit edilemeyen çalışmanın mahkeme kararıyla ispatlanabilmesini
öngörmektedir.
Bu nedenle SGK başvurusu ile hizmet tespit davası birbirinden farklı hukuki yollardır.
Ayrıca beş yıllık hak düşürücü süre bulunduğundan, yalnız idari başvurunun sonucunu beklerken dava süresinin gözden kaçırılmaması gerekir.
Hizmet Tespit Davasından Önce Arabulucuya Gitmek Zorunlu mu?
Salt hizmet tespit davası bakımından dava şartı arabuluculuk uygulanmaz.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3'te zorunlu arabuluculuk; işçi veya işveren alacağı, tazminatı ve işe iade talepleri için düzenlenmiştir. Hizmet tespiti bu kapsamda bir para alacağı veya tazminat talebi değildir.
Bu nedenle:
“Önce arabuluculuk yapmadan hizmet tespit davası açılamaz.”
ifadesi doğru değildir.
Ancak hizmet tespitiyle birlikte kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma veya başka işçilik alacakları da talep edilecekse bu alacaklar bakımından arabuluculuk ve diğer usul kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.
Hizmet Tespit Davası Kime Karşı Açılır?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4/2 uyarınca hizmet akdine tabi zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti davası işveren aleyhine açılır.
Dava daha sonra mahkeme tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna resen ihbar edilir.
SGK, davaya işveren yanında fer'î müdahil olarak katılabilir ve işveren kanun yoluna başvurmasa dahi kendisi kanun yoluna başvurabilir.
Kesinleşen mahkeme kararını uygulamak da Kurumun yükümlülüğündedir.
Bu nedenle güncel sistemde hizmet tespit davasının taraf yapısı eski uygulamalardaki bilgilerle karıştırılmamalıdır.
İşveren Şirket Kapanmışsa Ne Olur?
Hizmet tespit edilmesi istenen işveren şirketin yıllar içinde ticaret sicilinden terkin edilmiş olması mümkündür.
Böyle bir durumda doğrudan:
“Şirket kapandı, artık dava açılamaz.”
sonucuna ulaşılmamalıdır.
Şirketin hukuki durumu, tasfiye şekli ve sicilden terkin tarihi incelenir. Gerektiğinde şirketin ihyasına ilişkin ayrı bir hukuki süreç gündeme gelebilir.
Bu konu özellikle beş yıllık hak düşürücü süreyle birlikte değerlendirilmelidir.
Şirketin kapanmış olması, hizmet tespitindeki sürelerin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez.
Hizmet Tespit Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
Hizmet tespit davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir.
İş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara iş mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesi bakabilir.
7036 sayılı Kanun m.5 sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan ve kanunda belirtilen uyuşmazlıkların iş mahkemelerinin görev alanında bulunduğunu düzenlemektedir.
Hizmet Tespit Davası Nerede Açılır?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.6'ya göre iş mahkemelerinde açılacak davalarda;
davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri
veya
işin veya işlemin yapıldığı yer
mahkemesi yetkilidir.
Örneğin işverenin şirket merkezi İstanbul'da, işçinin fiilen çalıştığı işyeri Antalya'da olabilir.
Somut olayda işin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisi bu nedenle önem kazanabilir.
Kanun ayrıca bu yetki kurallarına aykırı yetki sözleşmelerini geçersiz saymaktadır.
Hizmet Tespit Davası Kazanılırsa Ne Olur?
Karar kesinleştikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu mahkeme kararını uygulamakla yükümlüdür.
Mahkemece tespit edilen hizmet;
prim ödeme gün sayısına,
sigortalılık süresine,
şartları varsa prime esas kazanca
yansıtılabilir.
Bu durum kişinin;
emeklilik için gereken prim gününe,
sigortalılık başlangıcına,
emeklilik tarihine
ve bazı durumlarda bağlanacak aylığa
etki edebilir.
Bu nedenle hizmet tespit davasının sonucu yalnız geçmişe ilişkin teknik bir SGK kaydından ibaret değildir.
Kişinin uzun vadeli sosyal güvenlik haklarını doğrudan etkileyebilir.
Hizmet Tespit Davası Kıdem Tazminatını da Kazandırır mı?
Hizmet tespit davası ile işçilik alacağı davası aynı şey değildir.
Hizmet tespit davasının temel konusu sigortasız veya eksik bildirilen çalışma süresinin sosyal güvenlik açısından tespitidir.
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin veya ücret alacağı ise ayrı işçilik talepleridir.
Örneğin bir işçi beş yıl sigortasız çalışmış olabilir.
Bu kişinin hizmet tespitini istemesi başka; aynı çalışma nedeniyle kıdem tazminatı veya fazla çalışma ücretini talep etmesi başka hukuki değerlendirmeler gerektirir.
İşçilik alacaklarında arabuluculuk ve zamanaşımı kuralları da ayrıca uygulanır.
Bu nedenle talepler birbirine karıştırılmamalıdır.
İşçi Sigortasız Çalışmayı Kabul Etmişse Dava Açamaz mı?
Açabilir.
İşçi ile işverenin kendi aralarında:
“Seni sigorta yapmayalım, ücretini daha yüksek verelim.”
şeklinde anlaşmış olması zorunlu sigortalılık sistemini ortadan kaldırmaz.
Sosyal güvenlik hakkı kamu düzeniyle ilgilidir ve zorunlu sigortalılık tarafların iradesine bırakılmış değildir.
Anayasa Mahkemesinin hizmet tespitine ilişkin kararlarında da sosyal güvenlik hakkının niteliğine ve hizmet tespit davalarının kayıt dışı çalışmayla mücadeledeki işlevine dikkat çekilmektedir.
Bu nedenle işçinin geçmişte sigortasız çalışmaya ses çıkarmamış olması, tek başına hizmet tespit hakkını ortadan kaldırmaz.
Elbette kanundaki hak düşürücü süre ayrıca dikkate alınmalıdır.
“Elden Maaş Aldım, Hiç Belgem Yok” Durumunda Dava Açılabilir mi?
Yazılı belgenin bulunmaması davanın baştan imkânsız olduğu anlamına gelmez.
Kayıt dışı çalışmanın doğası gereği bazen işçinin elinde ücret bordrosu veya banka kaydı bulunmayabilir.
Bu durumda özellikle;
aynı dönemde çalışan bordro tanıkları,
komşu işyeri çalışanları,
işyerinin resmî kayıtları,
işyeri yazışmaları,
görev ve vardiya bilgileri
önem kazanır.
Ancak iddia edilen çalışma süresi ne kadar eski ve uzun ise tanıkların bilgilerini hangi kaynaktan edindiği ve anlatımların diğer kayıtlarla tutarlı olup olmadığı daha dikkatli incelenir.
Bu nedenle hizmet tespit davası açılmadan önce yalnız:
“Tanığım var.”
demek yerine, çalışma dönemini destekleyebilecek bütün kayıtların birlikte toplanması daha sağlıklıdır.
Sigortasız Çalıştığını Fark Eden İşçi Ne Yapmalı?
Öncelikle e-Devlet veya SGK kayıtları üzerinden hizmet dökümü kontrol edilmelidir.
Çalışılan dönemle SGK kayıtları karşılaştırılmalıdır.
Ardından;
işe giriş ve çıkış tarihleri,
eksik bildirilen aylar,
işverenin tam ticari unvanı,
işyerinin adresi,
ücret ödeme şekli,
birlikte çalışılan kişiler
belirlenmelidir.
Mevcut belgelerin kaybolmadan saklanması da önemlidir.
Özellikle eski telefonlardaki yazışmalar, banka kayıtları, e-postalar ve işyeri belgeleri zaman içinde erişilemez hâle gelebilir.
Son olarak beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.
Bu süre bakımından yalnız işten ayrılma tarihine bakmak değil, çalışma döneminin Kuruma nasıl bildirildiğini de incelemek gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Hizmet tespit davası nedir?
Hizmet akdiyle çalıştığı hâlde SGK'ya hiç bildirilmeyen veya eksik bildirilen kişinin, gerçek çalışma sürelerinin sigortalı hizmet olarak tespitini istediği davadır.
Sigortasız çalışma için dava açma süresi kaç yıldır?
5510 sayılı Kanun m.86'daki genel kurala göre, işveren tarafından bildirilmeyen ve Kurumca da tespit edilmeyen çalışmalar için hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıllık hak düşürücü süre bulunmaktadır. Ancak Kuruma yapılmış kısmi bildirimler veya resmî tespitler bazı dosyalarda süre değerlendirmesini değiştirebilir.
Beş yıllık süre işten ayrıldığım gün mü başlar?
Kanunun lafzı, hizmetin geçtiği yılın sonunu esas almaktadır. Bununla birlikte kesintisiz çalışma ve Kuruma yapılmış bildirimler nedeniyle somut dosyada Yargıtay uygulamasının ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Sigortasız çalışma yalnız tanıkla ispatlanabilir mi?
Tanık delili kullanılabilir. Özellikle aynı dönemde işyerinde çalışan bordro tanıkları önemlidir. Ancak mahkeme tanık beyanlarını işyeri ve SGK kayıtları, işyerinin kapasitesi ve diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Akraba tanık olabilir mi?
Akrabalık tek başına kişinin tanık olmasını engellemez. Ancak hizmet tespitinde tanığın çalışma dönemini gerçekten bilip bilmediği ve anlatımının objektif kayıtlarla desteklenip desteklenmediği önemlidir.
Banka dekontu hizmet tespitinde delil olur mu?
Düzenli ücret ödemelerini gösteren banka kayıtları çalışma iddiasını destekleyen önemli delillerden biri olabilir. Ödemenin hukuki niteliği ve diğer delillerle uyumu ayrıca değerlendirilir.
WhatsApp mesajları delil olabilir mi?
İşveren veya işyeri yöneticisiyle çalışma düzenine ilişkin yazışmalar, diğer delillerle birlikte çalışma iddiasını destekleyebilir.
Ayda 30 gün çalışıp 10 gün sigortalı gösterilen kişi dava açabilir mi?
Şartları varsa evet. Eksik bildirilen prim günlerinin tespiti de sosyal güvenlik uyuşmazlığının konusu olabilir.
Maaşım düşük gösterildiyse hizmet tespit davası açılabilir mi?
Prime esas kazancın gerçeğin altında bildirilmesi de ayrıca uyuşmazlık konusu yapılabilir. Ancak gerçek ücret miktarının ispatı için çalışma olgusundan farklı deliller gerekebilir.
Hizmet tespit davasından önce SGK'ya başvurmak zorunlu mu?
Hayır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4, zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti taleplerini SGK'ya ön başvuru zorunluluğunun dışında bırakmaktadır.
Hizmet tespit davasından önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Salt hizmet tespit talebi bakımından dava şartı arabuluculuk bulunmamaktadır. Ancak aynı olaydan doğan işçilik alacakları bakımından arabuluculuk ayrıca gerekebilir.
Hizmet tespit davası kime karşı açılır?
Dava tespiti istenen dönemdeki işverene karşı açılır. Mahkeme davayı Sosyal Güvenlik Kurumuna resen ihbar eder; Kurum fer'î müdahil olarak davaya katılabilir.
İşveren çalıştığımı kabul ederse dava kesin kabul edilir mi?
Hayır. Hizmet tespit davaları kamu düzeniyle ilgili olduğundan mahkeme fiilî çalışmayı ayrıca araştırır. İşverenin kabulü tek başına her durumda yeterli değildir.
Hizmet tespit davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme iş mahkemesidir. Yetki bakımından davalının yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesi dikkate alınabilir.
Davayı kazanırsam eksik primleri ben mi öderim?
Hizmet tespiti sonucunda SGK tarafından işverenin bildirim ve prim yükümlülüklerine ilişkin işlemler yapılır. İşçinin zorunlu sigortalılık hakkı, işverenin geçmişte bildirim yapmamış olmasına bağlı olarak ortadan kalkmaz.
Sonuç
Hizmet tespit davası, sigortasız veya eksik sigortalı çalışmanın geçmişe dönük olarak sosyal güvenlik sistemine kazandırılmasını sağlayan önemli bir hukuki yoldur.
Ancak bu davalarda yalnız işçinin:
“Ben o işyerinde çalıştım.”
demesi yeterli değildir.
Çalışmanın;
gerçekten gerçekleştiği,
hizmet akdine dayandığı,
hangi tarihler arasında devam ettiği,
işyerinin o dönemde faal olduğu
ve
SGK'ya hangi ölçüde bildirildiği
bir bütün olarak araştırılır.
İspatta tek bir delile bağlı kalınmaz.
Banka hareketleri, işyeri yazışmaları, görev çizelgeleri, fatura ve teslim belgeleri, resmî kayıtlar, aynı dönemde çalışan bordro tanıkları ve gerektiğinde komşu işyeri çalışanlarının beyanları birlikte önem kazanabilir.
Mahkeme de bu davaların kamu düzenini ilgilendiren niteliği nedeniyle gerekli gördüğünde kendiliğinden araştırma yapabilir.
Hizmet tespitinin en kritik noktalarından biri ise beş yıllık hak düşürücü süredir.
5510 sayılı Kanunda tamamen bildirilmeyen ve Kurumca tespit edilemeyen çalışmalar için hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayan beş yıllık süre öngörülmüştür.
Bununla birlikte işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu, kısmi SGK bildirimi veya Kurum tespiti bulunan dosyalarda Yargıtay uygulaması nedeniyle süre hesabı daha ayrıntılı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle sigortasız çalışmayı fark eden kişinin öncelikle:
SGK hizmet dökümünü incelemesi,
çalışma başlangıç ve bitiş tarihlerini belirlemesi,
eksik bildirilen dönemleri tespit etmesi,
işyerine ilişkin belge ve yazışmaları koruması,
aynı dönemde çalışan tanıkları belirlemesi
ve
hak düşürücü süreyi kontrol etmesi
gerekir.
Hizmet tespitinde yıllar geçtikçe belgelerin kaybolması ve tanıklara ulaşmanın güçleşmesi de dikkate alındığında, çalışma kaydındaki eksiklik fark edildiğinde dosyanın gecikmeden değerlendirilmesi önem taşır.
Hukuki Dayanaklar
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu; özellikle m.4 ve m.86.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; özellikle m.3, m.4, m.5 ve m.6.
4857 sayılı İş Kanunu.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.60.
TBMM – 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
TBMM – 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu
Sosyal Güvenlik Kurumu – Kayıt Dışı İstihdam Hakkında Genel Bilgi
Sosyal Güvenlik Kurumu – İşçi Çalışanların Yükümlülükleri
Sosyal Güvenlik Kurumu – Sigortalılık Statüleri
Anayasa Mahkemesi – Hizmet Tespit Davalarına İlişkin Karar
İlgili Yazılar
Kıdem Tazminatına Hangi Hallerde Hak Kazanılır?
İşe İade Davası Şartları, Süresi ve Arabuluculuk Süreci
Ödenmeyen Ücret ve Fazla Mesai Alacakları Nasıl Talep Edilir?
İşçilik Alacaklarında Zorunlu Arabuluculuk Nasıl İşler?
İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır? İşverenin ve İşçinin Yükümlülükleri
Yazar: Av. Süleyman Kesici
Yayın tarihi: 19 Eylül 2026
Son hukuki kontrol ve güncelleme: 19 Eylül 2026
Bilgilendirme Notu: Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hizmet tespit davalarında çalışma dönemi, SGK kayıtları, kısmi bildirimler, işyerinin durumu, hak düşürücü süre ve mevcut deliller somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kesici Hukuk
© 2026 Kesici Hukuk, Avukat Süleyman Kesici Hukuk Bürosu. Tüm hakkı saklıdır.


